HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karar
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.07.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.
2. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2015/393 Esas, 2020/279 Karar sayılı kararı ile sanığın ek savunması alınmak suretiyle, zincirleme şekilde sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 1.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Verilen karar ile ilgili sanık tarafından, istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 09.05.2022 tarihli, 2020/1642 Esas, 2022/917 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın Temyiz Sebepleri
Zararı gidermiş olmasına rağmen, hakkında üst sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın, halasının oğlu olan ...'ın kimlik bilgilerini ve kendi resmini kullanarak oluşturduğu sahte nüfus cüzdanı ile katılan bankaya başvurarak, kredi kartı üretilmesini sağladığı, akabinde kuryeden teslim aldığı sahte oluşturulan kredi kartını kullanarak harcamalar yaptığı iddialarına ilişkindir.
2. Kart sahibi ... adına yapılan kredi kartı başvurusu üzerine HSBC 5504 **** **** 0914 numaralı kredi kartının tahsis edildiğine ve daha sonra bu kart ile farklı tarihlerde bir çok harcama yapıldığına dair hesap özeti dökümü ve banka yazıları dosyada mevcuttur.
3. Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi üzerinde bulunan yazı ve imzalar üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İstanbul Kriminal Polis Lab Müdürlüğünce düzenlenen 29.05.2014 tarihli raporu ile "Söz konusu imzanın ...'a ait olmadığı, sanığa ait imza ile benzer olduğu" belirlenmiştir.
4. Sanık savunmasında eylemini ikrar etmiştir.
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanarak onun adına sahte kredi kartı üretilmesinin sağlanması ve bu kart kullanılarak menfaat elde edilmesi durumunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 245 inci maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan suçların ayrı ayrı oluştuğunun gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sübuta İlişkin
Dosyadaki olgular itibari ile; sanığın, halasının oğlu olan ...'ın kimlik bilgilerini ve kendi resmini kullanarak oluşturduğu sahte nüfus cüzdanı ile olay tarihinde HSBC Bankasına giderek kredi kartı talebinde bulunduğu, akabinde ... adına tahsis edilen kartı teslim alan sanığın, bu kart ile farklı tarihlerde bir çok harcama yaptığı, Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi üzerinde bulunan yazı ve imzalar üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İstanbul Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 29.05.2014 tarihli rapor ile "Söz konusu imzanın ...'a ait olmadığı, sanığa ait imza ile benzer olduğu" belirlenmekle birlikte sanığın da alınan savunmasında eylemini ikrar ettiği, bu bağlamda eylemin sabit olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin beşinci fıkrasında açıkça belirtildiği
üzere, sanığın üzerine atılı suç için etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla mahkemenin kararında eleştirilen neden dışında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 09.05.2022 tarihli, 2020/1642 Esas, 2022/917 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.