Mahkumiyet

Sanık hakkında silahla tehdit suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı katılanlar vekilleri tarafından yapılan itiraz başvurularının mercince incelenerek reddine karar verildiği anlaşılmakla, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.03.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiştir.

3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek, duruşmalı olarak yapılan incelemede, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün kaldırılmasına ve sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

1. Sanık müdafiinin temyiz isteği,
Soyut beyan dışında delil bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, eylemde silah kullanıldığı iddiasını kabul etmediklerine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.

2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği,
Sanığın üst hadden, indirimsiz olarak cezalandırılması gerektiğine, kurum lehine vekalet ücretine karar verilmediğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.

3. Katılan mağdure vekilinin temyiz isteği,
Sanığın suç kastının yoğun olduğuna, eksik ceza verildiğine, savunmanın dosya kapsamına uymadığına, mağdurenin olaydan çok etkilendiğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay; sanık ile mağdure arasında önceye dayalı arkadaşlık ilişkisi bulunduğu, olay tarihinden önce sanığın mağdureyi Mersin'e gelmesi hususunda ikna ettiği, olay günü mağdurenin sanık tarafından temin edilen uçak bileti ile İzmir'den Mersin'e geldiği, sanığın mağdureyi yengesi ile tanıştıracağı ve orada hediye vereceği yönünde ikna ederek başka bir eve götürdüğü, burada mağdurenin daha önce yaşamış olduğu arkadaşlıklarla ilgili aralarında tartışma çıktığı, yaşanan tartışma sırasında mağdureyi silahla tehdit ettiği, boğazını sıkmak, koltuğa fırlatmak suretiyle darpta bulunduğu, uzun bir süre evden çıkmasına engel olduğu, son olarak mağdureyi havaalanına yakın bir mesafede bıraktığı iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı kabul edilerek beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvuruları kabul edilerek duruşmalı olarak yapılan incelemede, sanık hakkında kurulan hükmün kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.

2. Mağdurenin istikrarlı beyanları, sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları, tanık ifadeleri, HTS kayıtları, mesaj tespit tutanakları, bilirkişi inceleme raporu ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın atılı suçu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2020/569 Esas sayılı kararında sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi