İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2017 tarihli ve 2016/345 Esas, 2017/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.04.2017 tarihli ve 2017/339 Esas, 2017/318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; öldürme kastının bulunmadığından bahisle suç vasfına, meşru müdafaa ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1) Müşteki sanık ... ve müşteki sanık ... arasında daha önce yaptıkları bir kavga nedeniyle husumet bulunduğu, 24.07.2016 tarihinde müşteki sanık ...’in arkadaşı tanık ... ile birlikte Dörtkardeşler Kıraathanesi’ne gittiği, orada müşteki sanık ... ile karşılaştığı, müşteki sanık ...’ın, müşteki sanık ...’e göz işareti ve ne var der gibilerinden el kol hareketleri yaptığı, “sen benim eve gelsene” dediği, kahvehaneden ayrılarak eve gittiği, kısa bir süre sonra müşteki sanık ...’ın arkadaşı tanık ... ile birlikte müşteki sanık ...’ın Muradiye Mahallesi 2. Ülker Sokak No: 61/2 Osmangazi adresinde bulunan evinin önüne gittikleri, müşteki sanık ...’ın müşteki sanık ...’ı gördüğünde av tüfeği ile birkaç el ateş ettiği, kabul edilmiştir.
2) Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim olunan 14.12.2016 tarihli rapor, sanık savunması, tanık anlatımları, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, uzmanlık raporları, nüfus ve adli sicil kayıtları ile kolluk tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Mağdurdaki yaralanmanın Adli Tıp Kurumunun 14.12.2016 tarihli raporuna göre basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek düzeyde olduğu ve yaşamını tehlikeye soktuğu anlaşıldığından; 9 ile 15 yıl hapis cezası öngören TCK'nin 35. maddesinin uygulanması sırasında, mağdurda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözönünde bulundurularak makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmedilmek suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik araştırmanın bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, katılan tarafından sanığa yönelmiş, gerçekleşen ve gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetme zorunluluğu altında bulunmadığından hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen meşru savunma koşullarının oluşmadığı, tanık beyanı ile sabit olduğu üzere katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığı, katılandaki yaralanmanın niteliği, darbe sayısı, hedef alınan bölgeler dikkate alındığında suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak tayininde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde eleştiri nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.04.2017 tarihli ve 2017/339 Esas, 2017/318 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.