SUÇLAR: Olası kastla yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Sanık ... hakkında olası kastla yaralama suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin bu hüküm yönünden temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kula Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/46 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararı ile;

1. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik olası kastla yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

2. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlenmesi sırasında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,

3. Sanıklar ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi sırasında neticesi sebebi ile ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davasında sanıkların üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine, karar verilmiştir.

Sanıklar müdafiinin temyiz istemi; beraat eden sanıklar hakkında vekalet ücreti'ne hükmedilmesi'ne, ilişkindir.

1. Olay tarihinden önce Alaşehir ilçesinde hemşirelik stajı yapan 01.11.1996 doğumlu ... isimli kişinin ailesiyle oturduğu evden kendi isteği ile 27.06.2014 tarihinde ayrılarak uzun süredir arkadaşlık ettiği Baklacı köyünde bulunan sanık ...'un evine gitmesi üzerine ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu, 01.08.2014 tarihinde jandarmanın yakalaması üzerine ...'ın ailesinin yanına gitmek istemediğini beyan etmesi üzerine Alaşehir'den Kula Rehabilitasyon merkezine getirildiği, buraya getirilirken sanıkların da 45 KB 4160 plaka sayılı araçla rehabilitasyon merkezine geldikleri, ...'ın kuruma teslim edilerek ilgili evrakların imzalanmasından sonra jandarmanın kurumdan ayrıldığı, ...'ın "içeride duramıyorum biraz hava alabilir miyim" demesi üzerine kurumda çalışan personel nezaretinde dışarıda oturmasına izin verildiği, kısa bir süre sonra ...'ın yanındaki sevgilisi sanık ... ile birlikte hızla kurumun yanında bekleyen 45 KB 4160 plaka sayılı doblo marka araca doğru koştuğu, bunu gören görevlilerin "kaçıyorlar koşun" diye bağırmaları üzerine kurumda çalışan görevlilerin koşarak aracı durdurduğu, aracı durdurmaya çalışan kişilerden katılan ...'un, kızın kaçmasını engellemek için aracın ön şoför kapısının açık olan camından iki eliyle tuttuğu, ancak buna rağmen aracın durmayıp hızlı bir şekilde hareket etmesi nedeniyle aracın katılan ...'u savurarak sağ kolunun üzerine düşmesi sonucunda katılanın sağ kolunun bilek kısmından kırıldığının, mahkemesince kabul edildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi sırasında neticesi sebebi ile ağırlaştırılmış kasten yaralama suçundan kamu davası açılmış ise de; bu suçun mağduru hürriyetten yoksun kılınan kişi olup, nitelikli yaralama da bu kişiye karşı olmalıdır. Oysa olayda kaçırılmaya çalışılan kişi katılan değildir. Bu nedenle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanıkların bu suçtan beraatlerine karar verilmiştir.
Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlenmesi sırasında neticesi sebebi ile ağırlaştırılmış kasten yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, mağdurun kamu görevlisi sayılmadığı dikkate alınarak işbu suçun da yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.

2. Sanıkların savunması, katılan ve tanıkların beyanları ve diğer tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.

Sanıkların müdafiinin vekalet ücretine yönelen temyiz istemi yönünden:

1. Sanık ... yönünden, olası kastla yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararına göre vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümlerinde, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı ise de, Yargıtay tarafından düzeltilebilecek nitelikte olan vekalet ücretine ilişkin uygulama hatasının giderilmesi mümkün görülmüştür.

A. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/46 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararında sanık ... müdafiinin

vekalet ücretiyle sınırlı temyiz talebi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebebinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Verilen Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Kula Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/46 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Beraat eden sanık ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1.800,00 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden tahsili ile sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2024 tarihinde karar verildi.