SAYISI: 2021/212 E., 2021/235 K.

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (Kapatılan), 15.06.2021 tarihli ve 2019/2839 Esas, 2021/3961 sayılı bozma kararı üzerine:

1. Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/212 Esas, 2021/235 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Bu davanın kanuni hâkim güvencesine sahip bir mahkemeye gönderilmesi gerektiğine,

2. Hükmün CMK.230 da yer alan unsurları içermemesi nedeniyle de bozulması gerektiğine,

3.Yargılama sürecinde makul sürede yargılama hakkı mutlak surette ihlal edildiğine,

4. BYLOCK uygulamasına dair elde edilen kayıtların ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığına,

5. İçeriğinin somut olarak suça ilişkin olup olmadığı tespit edilemeyen bylockun Yargıtay kararları doğrultusunda bir delil değeri olmadığına,

6. Sanığın herhangi bir hiyerarşik ilişki içerisinde bulunmadığı halde örgüt üyesi olduğunun iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

7. Kararda müvekkilin örgüt üyesi olma amacının ve suç işleme iradesinin nasıl tespit edildiği konusunda bir tespit ve açıklama yer almadığına,

8. Sanığın suç işlemek için hareket ettiği ya da suç işlendiğini veya suç işleneceğini bilerek herhangi bir oluşumun içerisine girdiğine dair somut tek bir delil ortaya konulamadığına,

9.Tespit değerlendirme tutanağında yer alan kullanıcı adı ve şifre gibi tespitlerin ayrıntılı incelemesi yapıldığında sanıkla kişisel irtibat noktası kurulacak herhangi bir bilgi yer almadığına,

10. Talimatla dinlenen tanıklara soru sorma imkanı olmadığı ve ifadelerindeki çelişkileri-yalanları ortaya çıkarma imkanı elinden alındığı için savunma haklarının kısıtlandığı ve yüz yüzelik ilkesinin ihlal edildiğine,

11. Soyut nitelikteki, çelişkili ve gerçeği yansıtmayan beyanların aleyhe olarak değerlendirilemeyeceğine,

12. Telefon görüşmelerinin örgüt üyeliğinin delili olamayacağına,
13. "SAYA" kodlamasının sanıkla örtüşmeyen ve gerçeği yansıtmayan bir ifade olduğuna,

14.Söz konusu delillerle bir ceza verilmek istense bile alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğine,

15. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamına göre sanığın örgüt içerisindeki konumu itibariyle örgütün nihai amacını bilebilecek durumda olduğu, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/212 Esas, 2021/235 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.