Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine
BİRLEŞEN DAVA: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2014/32 E.
Taraflar arasındaki asıl davada markanın hükümsüzlüğü, birleşen dava ise markaya tecavüzünün tespiti, haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı birleşen davada davalı ile davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2010 yılından itibaren mevcut unvanı ile faaliyet gösterdiğini, ancak davalının gerek şirket unvanı, gerekse kullandığı markasının süreç içerisinde çeşitlilik gösterdiğini, "Çiçek Sepeti" şeklindeki davalı markasının ilk tescilinin 2008 yılı olduğunu, Çiçek Sepeti ibaresinin aslında çiçekçilik sektöründe ve çiçek satın alan müşteriler nezdinde ülkemizde ve dünya çapında çok uzun yıllardır bilinen ticari bir emtiayı ifade ettiğini, davalının marka olarak belirlediği ibarenin çiçekçilik sektörü için bir emtia olduğunu, davalı tarafından bulunmuş bir ürün olmadığını, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan ya da cins, vasıf, kalite, miktar gibi evsaf belirten ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceğini iddia ederek, davalı adına 2008/11725, 2010/73454 ve 2011/116847 sayılar ile tescilli markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, hükümsüzlük talebinin kabul edilmemesi halinde ise "çiçeksepeti" markasının tanınmış marka olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait çiçek sepeti markasını hem anahtar kelime olarak hem de kendi markası ile birlikte görünecek şekilde kullanıldığını ve davalı sayfasına link verildiğini belirterek marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile ortadan kaldırılmasını, maddi manevi tazminat ve itibar tazminatına hükmolunmasını, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Islah: Davacı vekili 18.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah etmiş ve maddi tazminat istemini 37.166.22 TL olarak talep etmiştir.
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının aksine müvekkilinin salt çiçekçi olmadığını ve sadece çiçekçilik sektöründe faaliyet göstermediğini, müvekkilinin www.ciceksepeti.com adlı internet sitesi üzerinden, çiçek ve çiçek aranjmanları dahil olmak üzere aynı zamanda kek, çikolata, kurabiye, meyve aranjmanları, hediyelik eşya ve kurabiye aranjmanları konusunda da iştigal ettiğini, müvekkiline ait çiçeksepeti markalarının, internet üzerinden çiçek ve çeşitli hediyelik eşya satışı hizmetlerinde yaygın bilinirliği nedeniyle ayrıca tanınmış marka olduklarının tescil edildiğini, müvekkili markalarının tanımlayıcı ya da vasıf bildirici niteliğinde olmadığını ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca hükümsüz kılınmalarının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın İstanbul 3.FSHH Mahkemesinde açılan halen derdest olan 2013/269 E. no.lu dosyası ile birleştirilmesini talep ettiği, esasa ilişkin olarak davacının markasının tasviri olarak tescilinin mümkün olmadığını, tasviri olduğu içinde kullanımının marka haklarına tecavüz oluşturmadığını, dosyanın hükümsüzlük davası ile ile birleştirilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, davacı markasının esas unsuru olan “çiçek sepeti” ibaresinin tescilinde ayırt ediciliğin yüksek olduğu; 2008 11725 tescil no’lu markanın tescil edildiği 29., 30. sınıf yönünden belirtilen gerekçe ile hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, çiçekçilik sektörü ile doğrudan veya dolaylı bağlantısı olduğu düşünülen sınıflar yönünden marka tescilleri değerlendirildiğinde “çiçek sepeti” şeklinde isim tamlaması olarak ayırt ediciliği bulunan markanın tanınmış marka olması nedeniyle keza markanın kullanım sonucu tanınmış hale geldiği ve tanınmışlığın TÜRK PATENT 29.04.2013 tarih ve 2013-O-247357 sayılı kararı ile tespit edilmiş olması gözetildiğinde; asıl davada hükümsüzlük ve davacı markasının tanınmış marka olmadığının tespitine yönelik davanın reddine,
Birleşen dava yönünden; davalı’nın www.ciceksatis.com internet sitesinde “çiçeksepeti” ve “ciceksepeti” ibarelerini anahtar kelime olarak kullandığının dosya kapsamında ihtilafsız olduğu, “çiçeksepeti” şeklindeki tanınmış markası ile iltibas oluşturacak şekilde internet sitesinde “çiçek” ve “sepet” kelimeleri birleştirilerek “çiçeksepeti” şeklinde anahtar kelimenin kullanımının marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiği, maddi ve manevi tazminat talebi açısından “kusur” şartının gerçekleşmiş olduğu, davacının tanınmış markasının haklı hukuki bir sebep olmaksızın davalı tarafından internette anahtar kelime olarak kullanılmasının davacının tanınmış markasının itibarını zedelediği yönündeki itibar tazminatı talep lerinin yerinde olmadığı diğer tazminat taleplerinin haklı olduğu, bilirkişiler raporunda Google Adwords kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu bildirdikleri, değişik iş dosyasında da davalının anahtar sözcük uygulamasını kullandığı anlaşıldığından tespit tarihinden tedbir kararının verildiği ve uygulandığı tarihlerde dikkate alınarak, ayrıca davacının markasının tanınmış marka olması hususu da gözetilerek davalı yanca markanın kullanıldığı süreye göre 15.000 TL maddi tazminat somut olaya uygun lisans olarak görülmüş, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin şartlarının oluşmadığı" gerekçesiyle; Birleşen davada: davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, marka hakkının ihlal nedeniyle BK hükümlerine göre; 15.000 TL maddi tazminatın, 20.11.2013 (bilirkişinin delil tespit tarihindeki ihlali tespit tarihinden) itibaren işleyecek yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 1.000 TL manevi tazminatın, 20.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, itibar tazminatı isteminin koşulları oluşmadığından reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline, İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına şeklinde" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleşen davada davalı vekili ve davalı birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin bilirkişi raporlarına itirazlarının incelenmediğini, itirazların reddine ilişkin gerekçe gösterilmediğini, delillerin hatalı değerlendirilerek asıl davanın reddine karar verildiğini, 29.09.2015 tarihli bilirkişi raporunun 9. sayfasında:“çiçek sepeti tamlaması çiçekçilik sektöründe kullanılan bir markada esas unsur olarak kullanılmış ise bu marka zayıf bir marka olarak kabul edilir. Bu markanın kullanım hakkı sektörde kimsenin tekeline verilemez. Üçüncü kişiler markalarında esas unsur olmamak kaydıyla markalarında yardımcı unsur olarak kullanılması mümkündür” denildiği halde bu kabulle çelişecek şekilde hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığını, davalının markasının tescilden önce kullanıma dayalı bir ayırt edicilikle marka vasfı kazanmış olmamasına rağmen, raporda (sayfa 10) “tanımış marka kararı verilmiş bir marka hakkında 556 sayılı KHK nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a,c,d) bentlerinde belirtilen hallerin mutlak red sebebi olarak ileri sürelemez” şeklinde kesin bir ifadeye yer verildiğini, buna dayanak olarak da 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün dayanak gösterildiğini, İstanbul 2. FSHHM'nin 2017/298 E. sayılı dosyasında "çiçek sepeti" ibaresinin davalı tarafından değil, başka bir işletme tarafından kullanıldığı ve faturalara yansıdığının tespit edildiğini, kurum tarafından tanınmışlık tespitinin markayı hükümsüz kılınamaz hale getirmesinin söz konusu olamayacağını,
Davalı markasının ticari emtia ve sektörel tanımlayıcı ibare olduğu konusunun, hem bilirkişi raporu, hem de diğer deliller ile sabit olduğunu, herhangi bir teknik yada hukuki bilgiye başvurulmaksızın "çiçek sepeti" ibaresinin marka niteliğinin zayıf olduğu ve münhasır kullanıma konu olmaması gerektiğinin anlaşılabildiğini, çiçek sepeti ibaresinin emtia adı olduğunu, tanınmış marka kararı TÜRK PATENT’in daha çok reklam, promosyon ve benzeri çalışmaları dikkate alarak verdiği bir karar olup hükümsüz kılınması muhtemel bir marka için tanınmış marka kararı verilmesinin de mümkün olduğunu, TÜRK PATENT'in tescil işleminin yargı merci için bağlayıcı ve kısıtlayıcı olmadığını, bilirkişi raporunda, davalının marka tescil tarihi, tescil sınıfları, tanınmış marka kararının verildiği sınıfların dahi irdelenmediğini.
Birleşen dava yönünden; bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hüküm tesis edildiği için, marka ihlali ve tazminata yönelik değerlendirmelerin tümüyle hatalı olduğunu, marka hakkı ihlali ve tazminat hesabına yönelik açıklamaların, dosyadaki somut tespitlere ve internet reklam işleyiş kurallarına aykırı yorumlardan ibaret olduğunu, müvekkilinin internet sitesinde genellikle hasırdan yapılan çiçek sepeti de dahil birçok ürün satışı yaptığını, bu nedenle Google Adwords hizmetinde çiçek ve sepet kelimelerinin kullanılmasının kaçınılmaz olduğunu, davacı markasının anlamından uzaklaşmadığını ve ayırt edicilik kazanamadığını, bu markanın tescil ettirilmesi nedeniyle, müvekkili ve diğer çiçekçilerin çiçek sepeti satışından vazgeçmelerinin mümkün ve mantıklı olmadığını, müvekkilinin çiçek sepeti kelimesini, "çiçeksepeti" markasını arayanlara değil bir nesnenin adı olan içine çiçekler koymaya yarayan “çiçek sepeti” eşyasını arayanlara ulaşmak için reklam konusu ettiğini, müvekkilin kendine ait tescilli başka markaları, kendine ait bir internet sitesi ve kendine ait ürünleri ve bu ürünlerin arasında çiçek sepetleri bulunduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde; maddi tazminat talebinin bilirkişi raporunda 37.166,22 TL olarak tespit edildiğini, bu tazminat tutarına göre davanın ıslah edildiğini, ancak mahkemece 15.000 TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını, mahkemenin bu hesaplamayı nasıl yaptığının denetime elverişli şekilde açıklanmadığını, hiçbir hesaplamaya dayanmayan gerekçesiz maddi tazminat hesabının kabul edilemeyeceğini, mahkemenin yeni bir rapor alması gerekirken keyfi bir tutar üzerinden karar vermesinin hatalı olduğunu, yeniden rapor alınmasa dahi tespit edilen tutar üzerinden fahiş bir indirim yapılmasının kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin markasının yüksek tanınmışlığı bulunduğundan internet arama motoruna çiçek sepeti yazdığının bilindiğini, Birleşen Davalı’nın “çiçeksepeti” markasına ilişkin adwords sistemindeki kullanımı, anahtar kelime kullanımı ve diğer şekillerdeki tüm kullanımlarının, tüketiciler tarafından internet üzerinden arama motorlarında yapılan aramalarda tüketicileri birleşen davalı’ya yönlendirdiğini ve birleşen davalı’nın satışlarının çok büyük oranda tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden söz konusu fillerine bağlı olarak gerçekleştiğini, dosyaya gerekçeli kararı ve alınan bilirkişi raporları sunulan İstanbul 4. FSHHM'nin 2013/15 E. sayılı dosyasında 36.098,28 TL tazminata hükmedildiğini, davalının tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiilleri sebebiyle müvekkili şirketin itibarının zedelendiğini, itibar tazminatının reddi kararının yerinde olmadığını, birleşen davada maddi tazminat yönünden vekalet ücretinin FSHHM'si için tarifede belirlenen 3.931,00 TL olması gerekirken tarifenin üçüncü kısmına göre yapılan hesaplamayla 1.800 TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak, tüm talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporlarında davalı markasındaki "çiçek" ibaresinin çiçekçilik sektörü için ayırt edici olmadığı ancak "çiçek sepeti" ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bir ibare olarak nitelenebileceği beyan edilmişse de, davalı markasının kullanımla dava tarihinden önce ayırt ediciliği yüksek, tanınmış bir marka haline geldiği, hükümsüzlük talebinin reddi kararının yerinde olduğu, davalıya ait "çiçek sepeti" markasının dava tarihinde tanınmış marka olarak tescil edildiği, tanınmışlık hususunun çeşitli mahkeme kararları ile de tespit edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin terditli olarak ileri sürdüğü, tanınmış marka olmadığının tespitine ilişkin talebin reddi kararının da usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle, davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verildiği,
Davacı birleşen davada davalı vekilinin ve davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunda ise İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile, birleşen davanın davalısı Çiçek Satış A.Ş.'nin "çiçek sepeti, çiçeksepeti, cicek sepeti ve ciceksepeti" ibarelerini, www.ciceksatis.com alan adlı internet sitesine erişimde anahtar kelime/keywords olarak kullandığı tespit edildiği, davalı tarafça bu ibarenin çiçek sepeti emtiasında kullanıldığını ve engellenemeyeceğini ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da, bilirkişi raporunda davalının çiçek sepeti olarak sattığı sadece bir emtianın bulunduğu, bu ibarenin çiçekçilik faaliyetinde emtia ismi olarak dürüst kullanım şeklinde kullanıldığının kabul edilemeyeceği, davalı-birleşen davada davacı markasının, internet üzerinde ciddi etki yaratacak şekilde, anahtar kelime olarak kullanılması nedeniyle, markaya tecavüz teşkil ettiği ve maddi tazminat talep edilebileceği kanaatine varılmış, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin markaya tecavüze yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmediği,
Davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf dilekçesinde itibar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüşse de; itibar tazminatının düzenlendiği, dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK nın 68 inci maddesi hükmü gereğince, davalının anahtar kelime olarak davalı markasını kullanımı, kötü ya da uygun olmayan kullanım teşkil etmeyeceği, davacının itibarı zarara uğradığını ispatlayamadığı da dikkate alınarak talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamına sunulan ticari belgeler ve kayıtlar ile davalı cirosunun hesaplanabildiği, davacı markasının tanınmışlığı da göz önüne alınarak %15 oranında lisans bedelinin dosya kapsamına uygun olduğu, maddi tazminat miktarının belirlenebilir olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesine göre lisans bedeli belirlenmesinin yerinde olmadığı anlaşılıyorsa da, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, birleşen dava tarihinin 15.01.2014 olduğu dikkate alındığında, bilirkişilerce, 2014 yılı cirosu üzerinden 15 günlük bedelin dikkate alınması gerekirken, 2014 yılı için 12 aylık lisans bedelinin hesaplamaya dahil edilmesinin yerinde olmadığı, dosya kapsamında bilirkişilerce yapılan hesaplamanın hatalı olduğu yapılan hesaplamada, ihlal dönemi için {2013 yılı için 10.344,45 TL+ 2014 yılı için (15 günlük) 1.117,57 TL=11.462,02 TL} lisans bedeli hesaplandığı, hükmedilen 15.000 TL tazminat miktarı yönünden davalı vekilince istinaf sebebi ileri sürülmediği, birleşen davanın davacısı lehine kazanılmış hak teşkil edildiği,
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin, birleşen davada mahkemece hükmedilen maddi tazminat yönünden, gerekçe ve vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu kısmen haklı görülmekle, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden kurulan hükümde davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazı dikkate alınarak hükmün düzeltilmesine, tarafların kazanılmış hakları korunduğu asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin, birleşen davada istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleşen davada davalı vekili ve katılma yoluyla davalı birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, asıl dava markanın hükümsüzlük; birleşen dava ise 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi,
3. 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi,
4. 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.