Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; suça sürüklenen çocuk hakkındaki hapis cezasının koşulları bulunmadığı halde ertelendiğine ilişkindir.
2.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi; kararın usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğuna, lehe hükümlerin ve suça sürüklenen çocuğun samimi beyanlarının dikkate alınmadığına, suça sürüklenen çocuğun suç kastının bulunmadığına, suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasını gerektirir mahiyette delil bulunmadığına ilişkindir.
Olay tarihinde saat 07.00 sıralarında, kolluk görevlilerince yapılan istihbari çalışmalar neticesinde Hakkari ili istikametinden Başkale ilçesi merkezinden ve bypass tabir edilen yollardan Hoşap mevkiine yüklü miktarda kaçak sigaraların transit araçlarla sevkiyatının yapılacağı bilgisinin edinilmesi üzerine, görevliler tarafından ... Köyü kırsalında gerekli tertibat alınarak beklenilmeye başlanıldığı, bir süre sonra 8-9 adet aracın hızla yaklaştığının görülmesi üzerine, araçların takibe alındıkları, araç sürücülerine durmaları konusunda ikazda bulunmalarına rağmen sürücülerin ikazlara uymayarak ... köyü istikametine döndükleri, bu araçlara gözcülük yapan, pikap türü araçların engellemesi nedeniyle sigara yüklü olduğu düşünülen diğer araçların kaçtıkları, yalnızca malen sorumluya ait olan ve suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk ... tarafından kullanılan ... plaka sayılı aracın takibine devam edildiği, suça sürüklenen çocuğun durmayarak kaçmaya devam etmesi üzerine polis memurlarınca aracın arka tekerlerine ateş edildiği ve lastiklerinin patlatıldığı, buna karşın suça sürüklenen çocuğun durdurulamadığı, bir süre sonra kovalamaca sırasında suça sürüklenen çocuğun idaresindeki ... plaka sayılı aracın takla atarak devrildiği ve araçtan yola savrulan 341 karton kaçak sigaranın muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Bu olay nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk savcılık ifadesinde; olay tarihinde ağabeyi olan malen sorumlu adına kayıtlı ... plaka sayılı araç ile sebze almaya gittiğini, yükün başkasına verildiğini öğrenince araca kaçak sigara yüklediğini, ilk defa kaçak sigara işi yaptığını, pişman olduğunu belirttiği, mahkemedeki 18.03.2014 tarihli savunmasında; ücret karşılığı meyve taşımayı kabul ettiğini, araç yüklenirken başında olmadığını, taşıdığı yükün kaçak sigara olduğunu bilmediğini, meyve zannettiğini belirtmiştir. Mahkemedeki 09.09.2021 tarihli savunmasında ise; o dönem herkesin kaçakçılık yapıyor olduğunu, yaş küçüklüğü nedeniyle suç algısı oluşmadığından kendinin de bir hata yaptığını belirtmiştir.
Malen sorumlu ... beyanlarında; aracını kardeşi suça sürüklenen çocuğa sebze taşıması için verdiğini, kaçakçılıkta kullanacağından haberinin olmadığını, şikâyetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini beyan etmiştir.
Ele geçen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması, suça sürüklenen çocuğun savcılık ifadesi ve 09.09.2021 tarihli savunmasındaki ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre atılı kaçakçılık eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suça sürüklenen çocuğun eyleminin; a) suç tarihinde yürürlükte bulunan 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında, b) suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ve 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci maddesinin son cümlesi yollaması ile aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları kapsamında
kaldığı nazara alınarak suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun hükümleri bir bütün halinde ayrı ayrı somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle suça sürüklenen çocuğun hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken suça sürüklenen çocuğun eylemine suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası tatbik edilmek suretiyle karma uygulama yapılması,
2.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocuk hakkında temel ceza belirlendikten sonra sırasıyla 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanarak cezanın belirlenmesi yerine, kanun maddelerinin uygulanma sıraları karıştırılmak suretiyle hüküm tesisi,
3.Daha önceden hapis cezası mahkûmiyeti bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan 10 ay hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 50 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasındaki seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4.Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen 1 yıl 6 ay hapis ve 2 gün adlî para cezasından, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra cezanın 1 yıl 3 ay hapis cezası olarak belirlenmesi yerine yazım hatası yapılmak suretiyle 10 ay hapis cezasına hükmedildiğinin belirtilmesi,
5.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine, aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
6.Dava konusu eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı cihetle; kaçak eşya naklinde kullanılan aracın müsaderesine ilişkin 5237 sayılı Kanunda düzenlenen müsadereye ilişkin genel hükümlerden ayrı olarak hususi şartları düzenleyen 5607 sayılı Kanun'un Müsadere başlıklı 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartların oluşmadığı gözetilmeksizin gerekçesiz şekilde nakil aracının müsaderesine karar verilmesi,
7.Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki "Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir'' şeklindeki açık hüküm ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 26.05.1935 tarihli, 111/7 sayılı "...yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 02.05.1966 tarihli, 4/3 sayılı "...tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini'' belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, suça sürüklenen çocuğun yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği gözetilmeksizin kısa kararda yargılama gideri kısmı boş bırakılarak yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan usul ve yasaya aykırı hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.