Davanın reddi

Taraflar arasındaki finansal kiralanan emtianın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalanarak sözleşmede/dava dilekçesinde belirtilen ekipmanların kiralandığını,
davalı şirketin finansal kiralama sözleşmesi gereği finansal kira taksitlerini ödeme planına göre süresinde ödemediğini, bunun üzerine sözleşmenin 36 ve 37 nci maddeleri uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, feshedilmiş finansal kiralama sözleşmesine konu ve mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan davalıya kiralanmış malların davalıdan alınarak davacı şirkete aynen iadesi ile teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddia edildiği gibi bir borçlarının bulunmadığını, alacaklı şirketin müşterilerine baskı aracı niteliğini taşıyan tek tip finansal kiralama sözleşmelerini imzalattığını, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun)'nun 2 nci maddesi hükmüne aykırı olduğunu, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinin ispatlanması gerektiğini, muacceliyetin oluşmadığını, davacı taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut ödeme planına göre; 48 ay süreli kira sözleşmesinde aylık kiraların ödenmesi konusunda ayın herhangi bir gününün belirtilmediği, bu durumda ay sonuna kadar ödeme yapılabileceği, buna rağmen davacı kiralayan tarafından Ağustos ayı kirası için ayın 6 sında, Eylül ayı kirası için ayın 4 ünde ihtarname keşide edildiği, ayrıca Ağustos kirası için 6361 sayılı Finansal Kiralama, ... ve Finansman Şirketleri Kanunu (6361 sayılı Kanun)'nun 31 inci maddesi gereği verilen 60 günlük süre dolmadan ve kiracının ödeme yapıp yapmayacağı beklenmeden dava açıldığı, sözleşmenin fesih koşulları gerçekleşmeden dava açıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesinin 17 inci maddesinin “Kiracı, kiralama bedeli olarak Kiralayana Ek-2 Özel Şartlardaki ödeme planında belirtilen usul ve esaslar dairesinde tespit edilmiş olan kira bedellerini ödemeyi kabul ve taahhüt eder. İşbu Sözleşme gereği ödeme planını belirleme yetkisi tek taraflı olarak Kiralayana verilmiştir.” hükmüne amir olduğunu, Finansal kiralama sözleşmesinin imzalanması sonrasında sözleşmeye uygun olarak sözleşme konusu malın satın alınması işlemleri tamamladıktan sonra davacı şirket tarafından davalıya sözleşmesinde belirtilen çerçevede ödeme planı gönderildiğini, tebliğ edilen ödeme planında, davalı tarafından ödenecek finansal kiralama bedellerinin vadesi ve tutarlarının net olarak belirtildiğini, yerel mahkemenin finansal kiralama sözleşmesinin feshi konusunda bilirkişi incelemesi yaptırmadığını, 6361 sayılı Kanun'un 31'inci maddesinin üst üste iki kiranın ödenmemesi halinde finansal kiralama sözleşmesinin feshinin düzenlendiğini, Kanun'un lafzında olmadığı şekilde üst üste iki kiranın ödenmediği durumda ilk kira için keşide edilen ihtarnamede belirtilen 60 günlük sürenin beklenmesi gereken bir süre olduğunun kabulünün, kanun metnine ve kanun ile sağlanmak istenen amaca aykırı olduğunu, kanun metninde açık olarak belirtildiği şekilde, yasal 60 günlük sürede borcu ödenmeyen finansal kira sözleşmesinin feshinin kabul edildiğini ve belirtilen fesih sebebi dışında ilk sebeple hiçbir suretle bağlı olmaksızın, bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçü veya üst üste ikisi zamanında ödenmeyen finansal kiralama sözleşmesinin de feshinin ayrı bir fesih gerekçesi olarak kabul edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca Ağustos ayı kira bedelinin ödenmediği gerekçesiyle ihtarname keşide edildiği ve davalıya 60 günlük süre verildiği, ihtarnamenin 08.08.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu sürenin aynı zamanda taraflar arasında yapılan sözleşmede de kararlaştırıldığı, daha sonra Eylül ayı kirasının da ödenmediği gerekçesiyle ihtarname keşide edildiği ve üst üste iki kira bedelinin ödenmediği gerekçesiyle 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesine göre sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, bu ihtarnamenin de 07.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ayrıca davalıya tebliğ edilen ödeme planında kira bedellerinin ve ödeneceği sürelerin belirtildiği, davacının ağustos ve eylül ayı kira bedellerini süresinde ödemediği, bu itibarla Mahkemece, ''kira sözleşmesinde aylık kiraların ödenmesi konusunda ayın herhangi bir gününün belirtilmediği, bu durumda ay sonuna kadar ödeme yapılabileceği'' şeklinde değerlendirmede bulunularak temerrüt koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmış olması doğru görülmediği, diğer yandan davacının 06.08.2018 tarihli ihtarname ile kira bedelinin ödenmesi amacıyla 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi kapsamında davalıya 60 günlük süre verdiği, davacı tarafından davalıya tanınan bu sürenin davacı yanca beklenmesi gerektiği, ihtarnamenin 08.08.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ancak 60 günlük süre henüz dolmadan 01.10.2028 tarihinde eldeki davanın açıldığı, dolayısıyla davacı açısından fesih koşulları gerçekleşmeden davanın açılmış olduğu, sonuç olarak Mahkemece ''kira sözleşmesinde aylık kiraların ödenmesi konusunda ayın herhangi bir gününün belirtilmediği, bu durumda ay sonuna kadar ödeme yapılabileceği'' şeklindeki değerlendirmenin yerinde olmadığı, ancak ''60 günlük süre henüz dolmadan davanın açıldığı'' yönündeki değerlendirmenin yerinde olduğu, kararın gerekçesi kısmen hatalı ise de sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeninden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin 6361 sayılı Kanun'un 31'inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında mükerrer temerrüt hali (üst üste 2 kira taksidinin ödenmemesi) nedeniyle feshedildiğini ve işbu davanın tesis edildiğini, 60 günlük süre dolmadan ve kiracının ödeme yapıp yapmayacağı beklenmeden dava açılmış olduğu gerekçesinin 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin lafzına ve gerekçesine açıkça aykırı olduğunu, çünkü 6361 sayılı Kanun'da üç ayrı fesih durumu düzenlendiğini buna göre 31 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca; 60 günlük sürede ödeme yapılmaması nedeniyle fesih, bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünü veya üst üste ikisinin zamanında ödememesi nedeniyle fesih sözkonusu olacağını, davalıya keşide edilen ikinci ihtarname ile sözleşme kapsamında üst üste kira bedellerinin ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, bu nedenle ilk ihtarnamedeki sürenin beklenmesinin sözkonusu olmayacağını, ayrıca Kanun'da üst üste iki ihtarname gönderilmesi durumunda 60 günlük sürenin beklenmesi gibi bir şarttan bahsetmediğini, kaldı ki 60 günlük süre içerisinde bir ödeme olup olmadığının da bilirkişi marifetiyle araştırılmadığını, eldeki davanın taraflar arasındaki sözleşme feshedildikten sonra açıldığını, fesih sebebinin de mükerrer temerrüt hali olduğunu, fesih aşamasında da müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, davanın haklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, feshedilen finansal kiralama sözleşmesine konu, mülkiyeti davacı yana ait olan ve davalıya kiralanmış malların davalıdan alınarak davacı şirkete aynen iadesi ile teslimi istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.