Mahkûmiyet, müsadere, nakil araçlarının iadesi

Katılan vekilinin temyiz isteminin, nakil araçlarının müsaderesi talebine hasren olduğu anlaşılmakla, yalnızca sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükmüne yönelik inceleme yapılmıştır.
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan vekilinin temyiz istemi, nakil araçlarının müsaderesi talebine hasren, nakil araçlarının iadesine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

2.Sanık ...'in temyiz istemi, usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Olay tutanakları ve dosya kapsamına göre, suç tarihi 20.09.2013 olan asıl dava dosyasında, sanık ...'in sürücüsü olduğu ... plaka sayılı kamyonda, İskenderun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1492 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın her iki yanında bulunan depolarda toplam 1.000 litre; suç tarihi 06.10.2013 olan birleşen dava dosyasında ise, sürücüsünün sanık ... olduğu ... plaka sayılı kamyonda, İskenderun 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1349 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın her iki yanında bulunan depolarda toplam 2.400 litre ulusal seviyesi geçersiz motorin ele geçirilmiş olup, sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakalarının dosya arasında bulunduğu, kaçak motorinin gümrüklenmiş değerlerinin Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu görülmüştür.
Sanık birleşen dava dosyasındaki savunmasında, araçta ele geçen mazotların kaçak olduğunu bilmediğini, asıl dava dosyasındaki savunmasında ise, ele geçen yakıtı diğer sanık ...'ın satın aldığını, kendisinin aracın sürücüsü olduğunu, ticarî amaçlarının olmadığını beyan etmiştir.
Nakil araçları hakkında bilirkişi raporlarının düzenlendiği görülmüş olup, ... plaka sayılı aracın ... adına kayıtlı olduğu, ikinci el piyasa değerinin 25.000,00 TL olarak bildirildiği; ... plaka sayılı aracın ise, ... adına kayıtlı olduğu, ikinci el piyasa değerinin 30.000,00 TL olarak bildirildiği anlaşılmıştır.
Malen sorumluların kovuşturma aşamasında beyanlarının alındığı görülmüştür.

A. Nakil Araçlarının İadesi Yönünden
Suçta kullanılan nakil vasıtalarında ele geçirilen akaryakıtın nakil vasıtalarının yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, araçlarda suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat bulunmadığı ve suça konu yakıtların gümrüklenmiş değeri ile nakil aracçlarının maddi değerleri gözetildiğinde müsadere edilmemesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığından, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınarak aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı Yönünden
Olayın oluş şekline ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup sanığın aşağıda belirtilen hususlar dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;

1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu iş bu dosyaya ilişkin suç tarihlerinin 20.09.2013 ve 06.10.2013, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 11.11.2013 ve 23.10.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihlerine göre hukukî kesintinin 23.10.2013 tarihinde oluşacağının kabulü gerektiği;

UYAP ortamında yapılan incelemede, Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/828 Esas, 2021/454 Karar sayılı dava dosyasında suç tarihinin 21.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin 10.12.2013 olduğu ve bu dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşen Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/26 Esas, 2022/43 Karar sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan dava dosyasındaki suç tarihinin ise, 15.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin 20.11.2013 olduğu,

Anılan tüm dava dosyalarındaki suç ve iddianame tarihleri birlikte değerlendirildiğinde ise, Adana 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/828 Esas, 2021/454 Karar sayılı dava dosyasındaki suç ve iddianame düzenleme tarihlerine göre, temyize konu iş bu dava dosyası ile zincirleme suç kapsamında olduğu, ancak hatalı olarak Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin dava dosyası ile birleştirilmiş olduğunun anlaşılması karşısında;

Kesinleşen dosyaların getirtilip incelenerek ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması ve kesinleşen Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava dosyası yönünden kanun yararına bozmaya gidildikten sonra Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/828 Esas, 2021/454 Karar sayılı dosyasının, temyize konu iş bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesinin akabinde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

2.5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları gereğince belirlenen cezadan, 5237 sayılı Kanun 61 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği, öncelikle, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılıp, sonrasında belirlenen cezadan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına göre indirim uygulanması gerekirken, cezanın tertibinde hataya düşülerek 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Nakil Araçlarının İadesi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

24.04.2024 tarihinde karar verildi.