Tebliğname No: 8 - 2021/26104

SAYISI: 2014/586 E., 2016/101 K.

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma vb., başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılmıştır.

2. Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli kararı ile sanığın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme, satma vb.,başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği herhangi bir hukuki nedene dayanmamaktadır.

1. Dava konusu olay; müşteki ... vekili aracılığı kendisi adına sahte nüfus cüzdanı çıkartılarak, bankadan kredi kartı çıkartıldığından bahisle vermiş olduğu şikayet dilekçesine istinaden yürütülen soruşturma neticesinde suç tarihinde Gaziantep 1. Sulh Ceza Mahkemesinin önleme arama kararına istinaden şüphelinin üzerinden müştekinin adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile müştekiye ait 5890*****39241 numaralı Akbank kartının ele geçirildiği iddiasına ilişkindir.
2. 09.03.2014 tarihli yakalama tutanağı, Adana Kriminal Polis Laboratuvarının 01.04.2014 tarihli raporu, Şahinbey İlçe Nüfus Müdürlüğü yazısı, Akbank yazısı dosyadadır.

A. Sanık Hakkında Başkalarına Ait Banka Hesaplarıyla İlişkilendirilerek Sahte Banka veya Kredi Kartı Üretme, Satma vb. Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

1. Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanığın üzerinde yapılan aramada kendi nüfus cüzdanını yapıştırdığı müştekiye ait nüfus cüzdanı ve yine müşteki adına düzenlenmiş Akbank banka kartının ele geçirildiği, sanığın kendisinin arama kaydının olduğunu ve polislere yakalanmamak için para karşılığında bu kimlik ve bankamatik kartını düzenlettirdiğini, bankamatik kartı arkasındaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kabul ettiği anlaşılmakla; mahkemenin sübuta ve suç vasfına ilişkin kabulünde bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, herhangi bir suç soruşturması olmadan resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçının veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği, bu kapsamda somut olay incelendiğinde;
Önleme araması kapsamında görevlilerce sanığın üzerinde yapılan kontrolde katılan ... adına düzenlenmiş kimlik belgesinin ele geçirildiği, daha önceden bilinen şahıs olan sanığın kollukça

araştırılması esnasında gerçek kimliğini beyan etmesi üzerine, gerçek kimlik bilgilerine göre tutanak hazırlanması, sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş herhangi bir belgenin bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesindeki başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun Kanun'daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının kesici son işlem olan sanık hakkında ilk mahkumiyet hükmünün verildiği 28.01.2016 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmıştır.

A. Sanık Hakkında Başkalarına Ait Banka Hesaplarıyla İlişkilendirilerek Sahte Banka veya Kredi Kartı Üretme, Satma vb. Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Kanun'un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

C. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 322 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği
yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.