Esastan Ret
Taraflar arasında alacak isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalılar ... ile ... yönünden reddine, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Belediyesi'nin 27.07.2004 tarih ... sayılı kararı uyarınca ...'nın işletmesinin müvekkiline verildiğini, davalıların 10 adet araç ile ...-Erzurum arasında 01.02.2007 tarihinden itibaren taşımacılık yaptığını, müvekkiline ait semt garajına giriş-çıkış yapma zorunluluğunun bulunduğunu, ancak, davalılar tarafından işletilen araçların müvekkilinin işletmiş olduğu semt garajına giriş-çıkış yapmaması nedeniyle ödemekle yükümlü olduğu garaj ücretlerini ödemediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 15.000,00 TL alacağın ihtar tarihi olan 16.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Islah dilekçesiyle; 01.02.2007-31.12.2009 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan alacak tutarı uyarınca dava değerini 509.376,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; otobüs işletmecisi davalı şirket olup, davalı gerçek kişilerin bu şirketin yetkilileri olduğunu, araçların trafik tescilinin şirket adına olduğunu, gerçek kişi davalılar hakkında açılan davanın husumetten reddinin gerektiğini, şirkete ait araçların garaja giriş-çıkış yapma zorunluluğunun bulunmadığını, alacağın varlığı kabul edilse bile zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin araçlarının davacı tarafından işletilen mahallebaşı semt garajına girme zorunluluğunun bulunduğu, davalı şirketin 31/08/2007 tarihinden itibaren Erzurum - ... arası yolcu taşımacılığı yapmaya başladığı, 01/09/2007 - 31/12/2009 tarihleri arasında garaj giriş - çıkış ücretlerinin tahsilini talep etmekte davacı tarafın haklı olduğu, verilmeyen hizmet nedeniyle hesaplanan tutar üzerinden takdiren %25 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığında davalı şirkettin 301.759,72 TL tutarında sorumlu olduğu, yolcu taşıma işini yapan otobüslerin davalı şirkete ait olduğu, şirket ortağı olan gerçek kişilerin doğacak olan ücretlerden dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, sorumluluğun araçları işleten tüzel kişi davalı şirkete ait olduğu gerekçesiyle davalılar ... ile ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yanın 01/02/2007 ile 31/08/2007 tarihleri arasında taşıma yapmadığının kabulünün hatalı olduğunu, davalı Belediye ile imzalanan sözleşmesinin usulüne uygun bir şekilde delil olarak dosyaya sunulmadığını, bu delile muvafakat etmediklerini, vergi kayıtlarından davalı şirketin o tarih de taşıma işi yaptığının belli olduğunu, 3 kat ceza talebinin reddinin hatalı olduğunu, yürürlükteki yönetmeliğin iptal edilmediğini, uygulanmasının hukuken zorunlu olduğunu, dava konusu alacağın idari mevzuattan doğduğunu, hakkaniyet indirimi uygulanmasının mümkün olmadığını, indirim oranının fahiş olduğunu, yönetmeliğin 7/j maddesi uyarınca davacının 5 katı oranında davalıdan tazminat talep edebileceği hukuki zemin bulunmasına rağmen bunu talep etmediği dikkate alındığında müvekkilinin zaten hakkaniyetli davrandığı ve bu sebeple alacaktan hakkaniyet indirimi yapılmasının adil olmadığını, ihtarname tarihi olan 16/01/2012 tarihinde itibaren faiz uygulanması gerekirken, dava tarihinden itibaren uygulanmasının hatalı olduğunu, davacının bu işletme ile ilgili işleri yapmak üzere Celal Kara tarafından yetkilendirildiğini beyan ettiğini, ayrıca vekaletnamenin dosyaya sunulduğunu, davalının cevap dilekçesinde ve ihtarnamede ihtar edenin taraf sıfatına yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, taraflar arasında nizalı olmayan bir hususta mahkemece re'sen değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, davalı gerçek kişiler hakkında davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, 16/03/2021 tarihli celse de yaz-kış saati uygulaması nedeniyle re'sen ek rapor alınmasına karar verildiğini, davalı tarafça itiraz edilmeyen hususlarda ek rapor alındığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; UKOME'nin 11.03.2021 tarihli güzergah listelerinin belirlendiği kararda belediye otobüsleri ve Özel Halk Otobüslerinin kapsam içerisine dahil edilmediğini, 24.01.2007 tarih ve 1 sayılı kararında bu husus açıkça yer aldığını, açık ve net olarak Özel Halk Otobüslerinin garaja girme zorunluluğu bulunmadığını, davacıyla davalı arasında semt garajının kullanılmasına ve giriş çıkışa dair bir sözleşme olmadığını, ... Belediyesi ile yapılan sözleşmede de bu yönde bir hüküm bulunmadığını, davacı adi ortaklıkta söz konusu garajın müsteciri olduğunu, 1/2 hisse sahibi bulunmasına rağmen tam hissedarmış gibi davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan sözleşmeye göre; davalı şirketin 31/08/2007 tarihinden itibaren ... Erzurum istikametinde yolcu taşıma işi yaptığı, 01/02/2007- 31/08/2007 tarihleri arasında davalı şirket tarafından işletilen otobüslerin davacının işlettiği semt garajına giriş - çıkış yaptığının ispatlanamadığı, hakkaniyet indirimi yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi raporunda talepten fazlası yönünden hesaplama yapılması nedeniyle bilirkişiden re'sen ek rapor alarak sonuca göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere ek olarak dosyanın ilk istinaf incelemesinde davalı yanın istinaf dilekçesinde hakkaniyet indiriminin uygulanmamasına bir itirazı bulunmadığını, istinaf nedenlerine bakarak inceleme yapan istinaf mahkemesinin böyle bir inceleme yapılmasını yerel mahkemeden istemesinin hukuken mümkün olmadığını, uzman görüşü ile davanın haklılığının ortaya konulduğunu, bu delilin değerlendirilmediğini temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
Dava, alacak istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 nci maddeleri,
1. Davacı taraf Belediye'nin ... işletme hakkını müvekkiline verdiğini ileri sürerek alacak davası açmıştır. Dosyada bulunan ... Belediyesi Encümeni tarafından verilen 27.07.2004 tarih ve 193 sayılı kararında Semt Garajının ... ile Mehmet Aksakal adındaki şahıslara müştereken devir muamelesi yapılarak kendileriyle icar sözleşmesi yapılması kararlaştırılmıştır.
2. Taraf ehliyeti, bir davada veya talepte taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. TBK'nın 620. maddesindeki tanıma göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. 6098 sayılı TBK'nın 620 vd. maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin dava ve taleplerde, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak birlikte hareket etmeleri gerekir.
3. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan sadece birinin dava açma ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, taraf teşkilinin sağlanmaksızın davaya devam edilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
4. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacıya, diğer adi ortağın davaya muvafakatini temin etmesi için makul süre verilmek, muvafakatının sağlanması halinde yargılamaya devam etmek, aksi halde davanın usulden reddine karar vermekten ibarettir.
5. Bozma nedenine göre, tarafların temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA,
3.Bozma nedenine göre, tarafların temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.