Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Muğla ili Fethiye ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu l16 ada 40,41,43 ve 44 parsel sayılı sırasıyla 10.705,60,3.468,99,2.860,83 ve 7.536,71 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı, irsen intikal, taksim, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 116 ada 40 parsel sayılı taşınmaz ... adına, 116 ada 43 parsel sayılı taşınmaz ... adına, 116 ada 41 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar ise ... adına tespit edilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve miras payı oranında adına tescilini istemiştir.

Asli müdahiller ... ve ... vekili müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve müvekkillerinin miras payları oranında adlarına tescilini istemiştir.

Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve miras payı oranında adına tescilini istemiştir.

Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve miras payı oranında müvekkili adına tescilini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların tespitine esas vergi kaydının müşterek muris ... ... adına kayıtlı ise de, taşınmazların ... ... eşi ... ...'ten intikal ettiğini, muris ...'in ölümü ile ikinci eşi ve davacının annesi ...'e düşen 1/4 miras payını 29.04.1985 tarihinde müvekkilinin satın aldığını, müşterek murisin mallarının mirasçılar arasında taksim edildiğini ve kadastro tespitinin de buna göre yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... ve arkadaşları; müşterek muris ... ...'ten davacının annesi ve kendilerinin üvey anneleri olan ...'e intikal eden miras payını diğer davalı ...'e sattığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği; dava konusu taşınmazların, tarafların murisi ... ...'ten geldiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalılar, davacı ve müdahillerin taşınmazlardaki hisselerini kendilerine sattıklarını ileri sürdüklerine göre uyuşmazlığın, kardeşleri ve üvey annesi ... tarafından taşınmazlardaki hisselerinin davalı ...'e satılıp satılmadığına ilişkin olup, satışın varlığını ispat külfetinin davalı tarafa ait olduğu, ne var ki, davalıların dayandıkları satış senedi altındaki imzalar ile parmak izlerinin, müdahil davacılara ve davacı ...'ın murisi ...'e aidiyetinin tespit edilemediği ve bu haliyle davalıların ileri sürdükleri iddialarını ispatlayamadıkları, ayrıca dosya kapsamına göre, muris ... ...'in terekesinin mirasçıları arasında taksim edilmediğinin anlaşıldığı, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap hukuken mümkün olmadığından, terekeye dahil olan elbirliği mülkiyetine konu çekişmeli taşınmazların uzun süredir davalıların zilyetliğinde bulunmasının hüküm ifade etmeyeceği belirtilerek; çekişmeli taşınmazların kök muris ... ...'ten geldiği sabit olup, davalılar tarafından diğer mirasçıların hisselerini kendilerine sattıkları yöntemince ispatlanamadığına göre, satışa değer verilmeyip davanın kabulü ile davacı ...'a (murisi) annesi ...'e ait 1/4 pay üzerinden, asli müdahillere ise veraset ilamındaki miras payları oranında adlarına tescil kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilmiştir.

Asli müdahiller ..., ... ve ... vekili müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve müvekkillerinin miras payları oranında adlarına tescilini istemiştir.

Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve miras payı oranında adına tescilini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazların muris ... ...'ten intikal yoluyla geldiğinin sabit olduğu, davalıların farklı tarihlere ait satış senetlerine dayanarak davacı ve asli müdahillerin hisselerini satın aldıklarını ileri sürdükleri, senetlerdeki imza ve parmak izlerinin ismi bulunanlara aidiyetinin usulünce ispatlanamadığı, dosya kapsamından murisin terekesinin, tüm mirasçıların bilgisi ve rızası dahiline taksim edildiği ve her bir mirasçının payını aldığına dair ispata yeter bilgi ve delil bulunmadığı anlaşılmakla, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanımın mümkün olmadığı ve usulüne uygun taksim olmadığı sürece mirasçıların bir kısmı tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke adına olduğunun kabulünün gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, temyize konu çekişmeli 116 ada 40,41,43 ve 44 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında muris ... ...'in mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine göre, davalılar ... vekili ve ... vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yargıtay bozma ilamında belirtildiği ve İlk Derece Mahkemesince de kabul edildiği üzere, çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi ... ...'ten geldiği, davalıların diğer mirasçıların hisselerini kendilerine sattıklarını yöntemince ispatlayamadıkları ve murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edilmediği sabittir. Eldeki dava, miras yoluyla gelen hakka dayalı paya yönelik olup, davacı ve asli müdahiller tarafından terekeye döndürme istemi bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesince, davacı ve asli müdahillerin müşterek murisleri ... ...'ten kendilerine isabet eden miras paylarına hükmedilmesi ve kalan payların tespit malikleri adına tapuya tescil edilmesi gerekirken, muris ... ...'in, dava açmayan ve açılmış davaya da usulüne uygun şekilde katılımları bulunmayan mirasçıları adına miras paylarının tesciline karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacı ...'a (murisi) annesi ...'e ait 1/4 pay üzerinden, asli müdahiller ..., ..., ... ve ...'na (murisleri) anneanneleri ...'e ait 1/4 pay üzerinden, diğer asli müdahillere ise muris ... ...'e ait veraset ilamındaki miras payları oranında adlarına tesciline, temyize konu çekişmeli taşınmazların kalan paylarının ise tespit malikleri adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile tüm mirasçılar adına miras payları oranında tescil kararı verilmesi isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... vekili ve ... vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.