Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili, davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde ; 22.09.2017 tarihinde davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta (ZMSS) poliçesi ile sigortalı, davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki otomobil ile davacının sevk ve idaresindeki motosikletin karıştığı çift taraflı trafik kazası nedeniyle yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; maddi tazminat talebini; 7.103,18 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, maluliyet ve kusur konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olmadığını, davacıda kaza nedeniyle maluliyet oluşmadığını, manevi tazminat isteminin haksız olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu'ndan alınan maluliyet raporu ile davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı, 4 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın ıslah talebi doğrultusunda kabulü ile 7.103,18 TL maddi tazminatın davalı ...'den olay tarihinden, davalı ... şirketinden 20.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili; maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının sürekli maluliyetinin bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı Halk Sigorta A.Ş vekili; geçici iş göremezlik tazminatının sigorta poliçesi teminatı kapsamı olmadığını, davacının yaralanması kafa bölgesinde olduğundan davacının kaza esnasında kask takıp takmadığının araştırılarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ıslah talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili; kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, kusur tespitinin hatalı olduğunu, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, davacıda maluliyet oluşmadığını, belirlenen tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları mevcut olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan kusur ve maluliyet raporunun denetime elverişli olduğu, tazminat hesabının doğru şekilde yapıldığı gerekçesiyle tarafların bu yöndeki istinaf talebinin reddine, hükmedilen manevi tazminatın az olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, 7.103,18 TL maddi tazminatın davalı ...'den olay tarihinden, davalı ... şirketinden 20.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Taraf vekilleri istinaf başvurunda ileri sürdükleri hususları yinelemiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, davalı ... sevk ve idaresindeki araçla motosiklet sürücüsü davacının karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,87,89,90 ve 91 inci maddeleri
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.