Kısmen kabul

Taraflar arasında Kurum işleminin iptali ile 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, davacının 01.03.1996-31.07.1999 tarihleri arasında 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığının iptaline dair Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili, 01.09.1994-01.08.1999 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu sürelerin geçerli olduğunun tespitini talep etmiştir.

Davalı vekili, Kurum kayıtlarının esas olduğunu ileri sürerek haksız ve mesnetsiz davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli ve 2012/146 E. 2015/342 K. sayılı kararıyla; davacının 01.03.1996-31.07.1999 tarihleri arasındaki tarım SSK sigortalılığının tespitini talep ettiği, dosyada bulunan mevcut belgelerden 31.10.1996-03.08.2000 tarihleri arası prim borcunun silindiği ve sigortalılık süresinin durdurulduğu, dava konusu dönemdeki 2925 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmasının geçerli olduğu belirtilerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 28.03.2017 tarihli ve 2015/19796 E.,2017/2694 K. sayılı kararında; davacı vekilinin yargılama sırasında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 63 üncü maddesi çerçevesinde 01.09.1994-02.08.2000 tarihleri arası prim borcunun silinmesi ve sigortalılık süresinin durdurulması için davalı Kuruma başvurusu üzerine, Kurumun 31.10.1996-03.08.2000 tarihleri arasındaki prim borcunu silip sigortalılık süresini durdurduğundan, dava konusu dönemdeki 2925 sayılı Kanun kapsamında çalışmanın geçerli hale getirildiğine dair davacı beyanı ve sunmuş olduğu evraklar üzerine, Mahkemece her ne kadar belirtilen şekilde karar verilmiş ise de, davacının bütün talepleri gözetilmek suretiyle davanın konusuz kalıp kalmadığı değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının tüm talepleri hakkında davalı Kurumdan bilgi istenerek, hangi taleplerin davalı Kurumca kabul edildiği belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 22.11.2018 tarihli ve 2017/279 E. 2018/507 K. sayılı kararıyla; 2017/279 E. sayılı asıl dava ile Mahkemenin birleşen 2017/416 E. sayılı dava yönünden; davacı tarafın 31.01.1999-31.07.1999 tarihleri arasındaki tarım SSK sigortalılığının tespiti ile davalı Kurum işleminin iptali talebine ilişkin açılan davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, 2017/279 E. sayılı asıl dava yönünden; a) Davacı tarafın 01.03.1996-31.01.1999 tarihleri arasındaki Tarım SSK sigortalılığının tespitini ve davalı Kurum işleminin iptali talebine ilişkin açılan davanın reddine, b) Davacı tarafın emekliliğinin iptaline dair Kurum işleminin iptali ile ödenmemiş emekli maaşının işlemiş faizi ile birlikte davacıya ödemesi talebine ilişkin açılan davanın reddine, 3- Mahkemenin birleşen 2017/416 E. sayılı davası yönünden; davacının 01.09.1994-31.01.1999 tarihleri arasında ve 31.07.1999 ile 01.08.1999 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu sürelerin geçerli olduğunun tespiti talebine ilişkin açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairemizin 23.10.2019 tarihli ve 2019/604 E.,2019/7831 K. sayılı kararında; 2926 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediğinin araştırılması, asıl davada reddedilen ve konusuz kalan dönem ile birleşen davaya konu dönemler yönünden Tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, davacılar murisi ...'ın 01.01.1992-31.08.1994 ve 01.01.1995-31.07.1999 tarihleri arasında 2925 sayılı Kanun'un kapsamında, 01.09.1994-31.12.1994 ve 01.08.1999-02.08.2000 tarihleri arası 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı bulunduğunun tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline, murisin tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.12.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstehak bulunduğunun tespitine, aylıkların kesildiği tarih olan Eylül/2005 döneminden itibaren vaktinde ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte (her bir aylık için aybe ay hesaplanmak kaydıyla) davacılara miras payları oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Davalı Kurum vekili, yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

Uyuşmazlık, davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı kabul edilen sürelerde 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7,8,9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 2926 sayılı Kanun'un 2,5,7,9 uncu, 2925 sayılı Kanun'un 2, geçici 2 nci maddeleridir.

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.