Esastan ret

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Gıda San Tic A.Ş.'ye ait fabrikada taşeron firma olan ... A.Ş.'nin sigortalısı olarak çalışırken 02.03.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi tazminat ile 1.000 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama aşamasında 03.07.2020 tarihli dilekçe ile talebini 133.459,51 TL olarak arttırmıştır.

Davalı ... ... Atık Yönetimleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, kazanın davacının dikkatsizliği ve açık ihmali sonucunda oluştuğunu, diğer davalı şirket ile birlikte iş kazası sonrasında oluşabilecek zararını karşılaması açısından net 50.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin davacının raporlu olmasına rağmen davacıya çalışıyormuş gibi maaşlarını ödediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... Gıda Ürünleri AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana geldiği tarihte davacının müvekkili şirketin değil, şirketin alt işvereni olan diğer davalı ... şirketinin işçisi olduğunu, müvekkili şirketin meydana gelen iş kazasında sorumluluğunun bulunmadığını, iş güvenliği konusunda detaylı ve kapsamlı eğitim verildiğini, iş kazasının davacının iş yeri kural ve talimatlarına aykırı şekilde, dikkatsiz hareket etmesi sonucunda meydana geldiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 02.03.2016 tarihinde geçirdiği kaza neticesinde davacıda %24 oranında sürekli iş göremezlik derecesinin tespit edildiği, tespit edilen bu oranın mahkeme kararı ile kesinleştiği, davalılardan ... Gıda A.Ş'ye ait işyerinde, kayden diğer davalı ... A.Ş. işçisi olan davacının olay günü milföy hamur üretimi yapılan hatta ait taşıyıcı bantta temizlik işi yaparken bandı kuruması için çalışır vaziyette bıraktıkları, davacının bandın gergin tamburunun bulunduğu kısımda hamur kaldığını fark ederek çalışır vaziyetteki bandın tambur bölümünde kalan hamuru eliyle almaya çalıştığı sırada sağ elini makinenin tamburuna kaptırması sonucu davaya konu iş kazasının meydana geldiği, 08.10.2018 tarihli kusur raporunda davalı işverenlerden ...'in %40, diğer davalı ...'in %35, davacı kazazede işçinin ise %25 oranında kusurlu bulunduğu, itiraz üzerine bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 08.01.2019 tarihli raporda davalı işverenlerden ...'in %50, diğer davalı ...'in %30, davacı kazazede işçinin ise %20 oranında kusurlu bulunduğu, çelişkinin giderilmesi için alınan 28.05.2019 tarihli raporda da önceki heyet raporuna iştirak edildiği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan son kusur raporunun önceki raporla da uyuşması nedeniyle denetime elverişli ve olaya uygun olduğu kanaatine varıldığı, sürekli iş göremezliği nedeniyle oluşan zararının 130.519,89 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle oluşan ve SGK tarafından tazmin edilmeyen zararının 2.939,62 TL olarak tespit edildiği, davacının geçici iş göremezlik dönemi 02.03.2016-25.12.2016 tarihleri arasında olup, davacıya 2016/3,4,56 ve 7. aylarda ücret ödemesi yapıldığı, davacının karşılanmamış geçici iş göremezlik zararı bulunmadığının anlaşıldığı, her ne kadar davalı yapılan 5.503,43 TL ödemenin geçici iş göremezlik zararından arta kalan kısmının sürekli iş göremezlik zararından mahsubunun gerektiği iddia edilmiş ise de davalı tarafın beyanlarından ve bordrolardan bu ödemelerin açıkça maaş ödemesi olduğu, sürekli iş göremezlik zararını karşılamak amacıyla yapılmadığı anlaşıldığından davalının sürekli iş göremezlik zararından mahsup talebinin dikkate alınmadığı, ayrıca davalılardan ... vekili tarafından 50.000 TL'lik ödeme dekontu sunulmuş ise de bu ödemenin manevi tazminat karşılığı yapıldığı açık olup, davacının manevi tazminata ilişkin bir talebi bulunmadığı dikkate alındığında hesaplanan maddi tazminat miktarından bu ödemenin mahsubunun mümkün olmadığı, her ne kadar davacı tarafça bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de dosyada mevcut raporlarda davacının bakıma muhtaç durumda olmadığı belirtildiğinden davacının bu talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davacının iş gücü kaybı nedeni ile maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 130.519,89 TL nin olay tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının bakıcı giderine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... Gıda Ürünleri San. Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; SGK tarafından maluliyet oranının %24 olarak belirlendiğini, İzmir 1. İş Mahkemesine davacının açtığı dava sonucu maluliyetin %24 oranından daha yüksek olmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen karar ile yetinilerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan %24 oranının esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu,müvekkili firmanın işin gereği ve mevzuattan kaynaklanan her türlü yükümlülüğünü yerine getirdiğini,çalışanlarına gerekli eğitimlerin verildiğini, işçinin dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmaması nedeniyle kazanın meydana geldiği açık olmasına rağmen %20 oranında kusurlu olduğuna dair yapılan tespitin hatalı olduğunu, kusur raporları arasında çelişkilerin giderilmediğini, davacıya yapılan 50.000,00 TL ödemenin manevi tazminat olarak ödendiği gerekçesiyle maddi tazminat miktarından mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından tüm yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesine ve gerekli önlemlerin eksiksiz olarak alınmasına rağmen davacının kusuru sebebiyle meydana gelen kazada müvekkili şirketin kusurlu bulunmasının hatalı olduğunu,kazanın davacının dikkatsizliği, hatalı davranışları ve ağır kusurundan kaynaklandığını, davacının müvekkili şirket tarafından verilen talimatlara ve işyeri kurallarına aykırı davranarak ihmali ile sebep olduğu olayda %20 oranında kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu,müvekkili şirket tarafından davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini verildiğini, kişisel koruyucu donanımların verildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacıya yapılan ödemelerin maddi tazminat miktarından düşülmediğini, Sigorta Yüksek Kurulundan ve Adli Tıp Kurumu tarafından inceleme yapılması gerektiği halde mahkemece sadece SGK raporuna dayanılarak verilen kararın hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazası geçirdiği, davacının aynı kaza nedeniyle açtığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulunca belirlenen %24 maluliyetinin daha fazla olduğuna dair İzmir 1. İş Mahkemesinin 2018/78 E.-2019/332 K. sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Raporuna göre, davacının maluliyetinin %24 olarak belirlendiği, davacının SGK ve Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulunca belirlenen maluliyetinin %24 olduğu anlaşılmakla, davacının maluliyet oranına yönelik her iki davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı,yine dosya kapsamına göre ayrı ayrı alınan kusura ilişkin üçer kişilik bilirkişi heyet raporlarında meydana gelen iş kazasında davacının %20, davalı .......A.Ş.'nin %50, davalı .......A.Ş.'nin %30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, raporların birbirini teyit ettiği anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun ve kusur dağılımının dosya kapsamına uygun uygulamayı yansıtır ve denetime açık şekilde oluşu nedeniyle her iki davalı vekilinin bu açıdan istinaf talebinin yerinde olmadığı,yine davalı tarafça davacıya yapılan 50.000,00 TL'lik ödemenin manevi tazminata ilişkin olduğu ve davalı işverence bankaya yatırılan ödemelerin maaş ödemesi olduğu dikkate alındığında yapılan bu ödemelerin maddi tazminattan mahsup edilmemesinde hatalı yön bulunmadığı gibi, SGK tarafından davacı işçiye bağlanan gelirin rücuya tabi kısmının, hesaplanan maddi tazminattan indirilmesi suretiyle yapılan hesaplamada hatalı yön bulunmadığından ve dolayısıyla karara esas alınan hesap bilirkişi raporu Yargıtay yerleşik uygulamasına ve dosya kapsamına uygun ve denetime açık şekilde olduğundan her iki davalı vekilinin bu açılardan da istinaf talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı ... Gıda Ürünleri San. Tic. A.Ş.'nin ve davalı ......A.Ş.'nin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... Gıda Ürünleri San.Tic.A.Ş. vekili, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan %24 oranının esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili firmanın işin gereği ve mevzuattan kaynaklanan her türlü yükümlülüğünü yerine getirdiğini, çalışanlara gerekli eğitimlerin verildiğini, işçinin dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmaması nedeniyle kazanın meydana geldiği açık olmasına rağmen kusurlu olduğuna dair yapılan tespitin hatalı olduğunu, kusur raporları arasında çelişkilerin giderilmediğini, diğer davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin meydana gelen kaza nedeniyle oluşabilecek zararların karşılanması amacıyla yapıldığı açık iken hükmedilen maddi tazminattan mahsup edilmemesinin dosya kapsamına ve mevzuata aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

Davalı ......A.Ş. vekili, müvekkili şirket tarafından tüm yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesine ve gerekli önlemlerin eksiksiz olarak alınmasına rağmen davacının kusuru sebebiyle meydana gelen kazada müvekkili şirketin kusurlu bulunmasının hatalı olduğunu, davacıya yapılan ödemenin ve kazadan sonra davacıya mağduriyetini önlemek için yapılan ödemelerin maddi tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77,6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51,52,54,55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13,16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililerden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.