Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar aleyhine kredi sözleşmesine dayalı icra takibi başlattıklarını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 10.03.2022 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, davalılar vekilinin 18.03.2022 tarihli dilekçesi ile yargılama gideri ve vekâlet ücreti talepleri olduğunu bildirdiği, feragat davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup, davacı tarafın neticeyi talebinden vazgeçmesi olduğu ve kesin hükmün tüm sonuçlarını doğurduğu, dosya kapsamına göre davacı vekili tarafından itirazın iptali davası açılmış ise de; davacı vekilinin davadan feragat etmiş olduğu, vekâletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından davanın vaki feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında davalı; davanın anapara ve faizler açısından ödemesini gerçekleştirdiğini ve dava konusuz kaldığını, buna dair davalı asil ile anlaşma sağlandığını, her iki taraf adına yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebi bulunmayacak şekilde beyanla hüküm kurulacağını, müvekkil talebi gereğince, ödemenin yapıldığını ve davanın konusuz kaldığı sebebiyle davadan feragat taleplerini mahkemeye bildidiklerini, fakat davalının üzerine düşeni yerine getirmediğini, tüm taleplerinden vazgeçtiğine dair beyanı mahkemeye bildirmediklerini, davadan feragati kabul ettiğini fakat yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olduğunu beyan ettiklerini, müvekkil talebi gereğince, "davalı karşı taraf anlaşılmış olmasına rağmen ibraname imzalanmadığı için yine iyniyetlerinden bahsedilemeyeceği için kendilerinin de dosyaya dava konusuz kaldığı için hüküm tesisine yer olmadığına, ama davalıların taleplerine karşı ise davanın açılmasına sebebiyet verdiklerinden bahisle karşı tarafın tüm taleplerinin reddi ile anlaşmayı bozdukları, bu nedenle de kötü niyetli olarak taleplerinden vazgeçmediklerini ve yine bu sebeple müvekkilinin de karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olduğunu" beyan etmelerine rağmen, yerel mahkemenin taleplerini dinlemediğini ve hatalı karar verdiğini, davadan feragat halinde davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan feragat halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesine göre davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalılar tarafından vekâlet ücreti talepleri olmadığına dair bir beyanda bulunulmadığı gibi aksine talepleri olduğunun belirtildiği, davacı tarafından vekalet hususunda anlaşma yapıldığına dair herhangi bir belge de sunulmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.