İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... asli müdahiller vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili Kepez ilçesi Çankaya (Kütükçü) Mahallesi çalışma alanında bulunan 27481 ada 8 parsel sayılı 1.226,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, Hazine hissesine isabet eden 183/1226 hissesinin 2000 yılından beri eşit olarak ... ve ...'in kullanımında olduğu şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın öncesinde murisi ... 'ın, ölümü ile mirasçılarının kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine murisinin mirasçılarının kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir.
Asli müdahiller ..., ..., ... ve ... vekili müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın öncesinde müvekkillerinin murisi ... 'ın, ölümü ile mirasçılarının kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine müvekkillerinin murisinin mirasçılarının kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının murisinin mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan bütün mirasçıları tarafından davanın açılması gerektiğini, davanın bu nedenle usulden reddedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazda kadastro tespiti öncesi ve sonrasında davacının veyahut miras bırakanının herhangi bir fiili hakimiyetinin bulunmadığını, taşınmaz üzerinde uzun yıllar müvekkillerinin fiili hakimiyetinin bulunduğunu, müvekkilleri tarafından taşınmazın imar ve ihyasının yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı ... vekili; davacının iddiasını ispatlamasını, ispatlayamaması durumunda ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın davalıların babalarından kaldığı, taşınmazın kuzeyinde babalarına ait evin bulunduğu ve babaları tarafından ekin ekildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı ... müdahillerin ekonomik amacına uygun kullanımlarının bulunmadığı, taşınmazın 2009,2011 ve 2017 tarihli uydu görüntülerinde doğal yapıda ekili dikili olmayan, çayır otları ile kaplı kullanılmayan boşluk alanlar olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yazılan tüm şerhler aynen korunmak üzere arsa vasfıyla 183/1226 hissesinin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı ... asli müdahiller vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince; "davacıların kayden sahip oldukları haklarını çekişmeli taşınmazın kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan paylar üzerinden aldıkları, Hazine payı üzerinde yapılan kullanım kadastrosu için de hak iddia etmekte iseler de, davacıların çekişmeli taşınmazın davaya konu payı üzerinde tespit öncesinde kanun tarafından öngörülen tarihte kullanımı ispatlayamadıkları, tel örgü çekme ve kullanım faaliyetlerinin tespit sonrası döneme denk geldiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir hususun bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı ... asli müdahiller vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.