Esastan ret
Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır her türlü metal kapı kolları, çekmece kolları, kapı kulpları, çekmece kulpları ve mobilya aksesuarları imal, alım–satımı ile uğraştığını, müvekkilinin ürettiği ürünler ile ilgili TÜRK PATENT nezdinde tasarım tescilleri yaptığını, müvekkilinin tasarlayarak ürettiği ürünlerin, tümü veya bir parçası üzerinde çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi konularda yeni ve ayırt edici özelliğe sahip ürünler olduğunu, müvekkilinin 2018/05955-10 sıra sayılı tasarımına davalı tarafın itiraz ettiğini ve bu itirazın davalı Kurum tarafından kabul edilerek söz konusu tasarımın iptaline karar verildiğini, ancak müvekkili tasarımlarının, davalının ürünüyle açık bir şekilde ayırt edicilik unsuru bakımından farklılaştığını, bu farklılığın dosyaya ekledikleri fotoğraflardan da anlaşılabileceğini ileri sürerek YİDK'in 2019/T-460 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, dava konusu mobilya kulp tasarımlarının müvekkili şirket bünyesinde çalışan, bu sektöre yıllarını vermiş, konusunda uzman hale gelmiş tasarımcılar tarafından tasarlandığını, mobilya kulp tasarımlarında seçenek özgürlüğünün geniş olduğunu, dolayısıyla tasarımcının çok farklı, yeni ve ayırt edici nitelikte tasarımlar oluşturabileceğini, müvekkilinin 2012/06778 no.lu tescil belgesi 10/1 no.lu resmin tescil edildiğini, davacının ise anılan tasarımın birebir aynısının tescili için başvuruda bulunduğunu, dava dilekçesinde her iki ürün arasında farklılıklar olduğu iddia edilmiş ise de bu hususta somut bir beyanda bulunulmadığını, bilgilenmiş kullanıcının her iki kapı kolunun görünüşünün ve tutma kabiliyetinin hissiyatı bakımından aynı olduğunu kolaylıkla anlayabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu tasarım ile itiraza mesnet alınan 2012/06778-10 sayılı tasarımın mutat form yapısına sahip olup dava konusu tasarımın bu önceki tarihli ret gerekçesi tasarımdan, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yeterince uzaklaştırabilecek bir farklılık bulunmadığı, her iki tasarımın da dış yüzeyi, kilit yuvası/rozet yapısı, kol kısmının formu vs tüm özellikleri açısından neredeyse birebir aynı olduğu, iki tasarım arasındaki tek farkın “L” formunun kısa kenarının uzun kol ile birleşim noktasından ibaret olduğu, bu durumun ise dava konusu ürünün seçenek özgürlüğüne dair bilirkişi raporunda belirtilen alternatif tasarımların çeşitliliği de göz önüne alındığında, dava konusu tasarıma yeterli yenilik ve ayırt edicilik katmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu başvuruya konu tasarım talebindeki ürünün, davalının ürünüyle açık bir şekilde ayırt edicilik unsuru bakımından farklılıklar taşıdığını ve bu farklılıkların çıplak gözle dahi fark edildiğini, söz konusu farklılıkların TÜRK PATENT nezdinde de fark edildiğini ve ilk başta tescilin devamına karar verildiğini, bu farklılıklar neticesinde davaya konu iki tasarım arasında tasarımsal olarak benzerlikten çok farklılık olduğunun açık ve net bir şekilde görüleceğini, buna rağmen söz konusu farklılıkların mahkemece dikkate alınmadığını ve iki ürünün neredeyse birebir aynı olduğu yönünde karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, içinde endüstriyel tasarımcı ve ilgili sektörden bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda davaya konu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığının açıklandığı, söz konusu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, davacı tasarım başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itirazın kabulüne dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 55 ve devamı maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.