Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin İsmetpaşa Mah. Halilbey Cad. Bodrum-Milas karayolu üzerinde ... Petrol adı altında petrol ofisi akaryakıt istasyonu ve ... LPG istasyonu işlettiğini, müvekkili şirket ile aynı cadde üzerinde aynı işi yapan davalı şirketin plan değişikliği yaparak akaryakıt istasyonuna ilave olarak LPG tesisi işletme lisansı aldığını, müvekkili şirketin, davalının LPG lisansı almak için yasal şartlarının bulunmadığına dair yaptığı tüm itirazlara rağmen Milas Belediyesi tarafından davalı şirket lehine asgari mesafe tespit tutanağı düzenlendiğini ve EPDK tarafından 31.10.2007 tarih ve 941/54 sayılı oto gaz bayilik lisansı verildiğini, müvekkili şirketin itirazı üzerine Danıştay 13. Dairesi'nin 18.01.2010 tarih 2007/15568-2010/370 E-K sayılı kararı ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8 inci maddesi; "akaryakıt ve LPG istasyonları arasındaki mesafenin aynı yönde olmak üzere şehirlerarası yollarda en az on, şehir içi yollarda ise en az bir kilometreden az olamayacağı" hükmüne dayanılarak davalı şirket adına bayilik lisansı düzenlenmesine ilişkin kararın iptal edildiğini, hukuka aykırı biçimde davalı şirketin yaklaşık 200 metre yakınlıkta olmasına rağmen lisans çıkarttığını ve yeri ile ilgili iki vaziyet planı aldığını, aldığı tadilat ruhsatı ile eski binalarını yıkarak yeni bir istasyon kurduğunu, Milas Belediyesince verilen geçiş izin belgesinde geçişin Hamdi Mergen Caddesi üzerinden yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen istasyonun Hamdi Mergen Caddesi ve Halil Bey Bulvarı cephesindeki her iki yoldan giriş ve çıkışlarının açık olduğunun Milas Sulh Hukuk Mahkemesinin 201/103 D.İş sayılı dosyasında tespit edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkette oto gaz bayilik lisansı verilen tarih olan 31.10.2007 tarihi ile 15.07.2010 tarihleri arasında yaklaşık 33 ay boyunca hukuka aykırı eylem ve işlemler sonucunda haksız rekabete maruz kaldığını, aylık yaklaşık 10.000,00 TL maddi kardan yoksun kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 200.000,00 TL maddi tazminatın haksız eylemin gerçekleştiği 31.10.2007 tarihinden itibaren kademeli olarak işleyecek ticari işlerde uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle dava değerini 356.106,34 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin LPG lisansının Danıştay 13. Dairesinin 18.01.2010 tarihli 2007/15568 E. 2010/370 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini, bahsi geçen bu dosyada davacının ... Petrol, davalının EPDK olarak gösterildiğini ve müvekkili şirketin yargılamaya dahil olamadığını müdahale edemediğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözkonusu tespitlerde her iki istasyon arasındaki mesafenin ölçüldüğünü, müvekkili şirketin istasyon girişinin Hamdi Mergen Caddesi üzerinde davacı tarafın istasyon girişinin Halil Bey Bulvarı üzerinde bulunduğunu, aynı güzergah üzerinde olmadıklarını, iki istasyonun aynı güzergah üzerindeymiş gibi değerlendirilmesinin doğru olmadığını, Milas Sulh Hukuk Mahkemesi tespit dosyalarında sadece 2 istasyon arasındaki düz hesap mesafe ölçümü yapıldığını, Danıştay kararının hem müdahillik talebi ile müvekkili hem de davalı EPDK tarafından temyiz edildiğini, kesinleşmiş bir karar olmadığını, temyiz aşamasında olan dosya sonuçlanıncaya kadar bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2018/297 E. ve 2020/1082 K. sayılı ilamında " Olaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK'nın 58. maddesinde ''Haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse,...d)Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini; e) Borçlar Kanununun 49'uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini; istiyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakim, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebilir...'' hükmü yer almaktadır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporundaki, davacının ticari defterlerindeki veriler nazara alınarak ticari faaliyetleri sonucu elde ettiği kârların ortalaması hesaplanarak belirlenen tazminata hükmedilmiştir. Ancak, yapılan tazminat hesabı yukarıda belirtilen madde hükmüne uygun bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, maddi tazminat hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için ihtaratlı kesin süre verilmesi, sunulmaması veya bir tespit yapılamaması halinde ise davalının davaya konu işletmesinde yapacağı satışın miktarı konusunda gerektiğinde HMK 220/3. maddesi uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya ait işletmenin büyüklüğü, hacmi ve müşteri çevresine göre mülga BK'nın 42. maddesi uyarınca makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması ve % 30 hakkaniyet indiriminin gerekçelendirilmemesi hatalı olup, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı karar verildiğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir." gerekçesiyle mahkemelerinin kararının kaldırıldığı, bunun üzerine taraflara ticari defterlerini sunmak üzere tekrar süre verildiği ve tanzim edilen rapor ve kaldırma ilamı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 356.106,34 TL tazminatın 15.07.2010 tarihinden itibaren uygulanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin LPG lisansını alarak satış gerçekleştirdiğini, davacıların İdare Mahkemesinde açtıkları ve Danıştay'da görülen davada müvekkilinin taraf olarak gösterilmediğini, davayı daha sonradan öğrenen müvekkilinin müdahale talebinde bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili için ileri sürdüğü kötü niyet iddiasını kabul etmediklerini, davacı şirketi ile müvekkili şirket arasındaki mesafe konusunda farklı mahkeme kararları bulunduğunu, Danıştay 13. Dairesinin bu tür uyuşmazlıklarda aynı yönde ve en yakın akaryakıt istasyonunu baz aldığını, oysa ki davacının Hamdi Mergen Caddesi üzerinde girişi bulunmadığını, bu husususun vaziyet planında da görüldüğünü, davacının bu cadde üzerinde girişi bulunmadığından müvekkili ile aynı yönde değerlendirilemeyeceğini, Milas Belediyesinin tespit ettiği mesafe ölçümü olan 2200 metrenin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin LPG satışı, bayilik almasının hukuka uygun şekilde gerçekleştiğini, EPDK tarafından 31.10.2007 tarihli LPG Otogaz Bayilik Lisansı verildiğini, davacının zarara uğradığı yolundaki iddiasının soyut kaldığını, müvekkilinin zarar verme kastı bulunmadığını, müvekkilinin o tarihte mevzuata uygun olarak başvuru yaptığını, Milas Belediyesi ve EPDK tarafından yapılan inceleme neticesinde otoğaz satışı yapabildiğini, lisans iptal edilince zaten satışının durduğunu, müvekkilinin kusurlu bir eylemi olmadığını, oluşan zarar ile müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı vekili, davalının, belediyeden haksız şekilde aldığı mesafe tespit tutanağıyla EPDK'ya başvurarak LGP bayilik lisansı aldığın ileri sürerek haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunduğu, davalı şirketin aldığı LPG lisansının iptali istemiyle açılan dava neticesinde Danıştay 13. Dairesinin 18.01.2010 tarih 2007/15568 E, 2010/370 K sayılı kararında davacı şirket adına LPG bayilik lisansı verilen yerin, gerekse iptali istenilen LPG bayilik lisansının verildiği yerin Muğla ili, Milas ilçesi, Halilbey (Bulvarı) ile Hamdi Mergen Caddesi arasında bu caddelere giriş ve çıkış yapılacak şekilde bulunduğu, davacının lisansında adresin Halilbey Caddesi olarak, iptali istenen ve davacıya lisans verilmesinden sonra düzenlenen dava konusu LPG bayilik lisansında ise adresin, Hamdi Mergen Caddesi olarak belirlendiği ve lisansın Milas Belediyesinin yine Hamdi Mergen Caddesi üzerinde aynı yönde en yakın LPG istasyonunun 2200 m mesafede olduğu yönündeki bildirimine dayalı olarak verildiği, Milas Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığı ile yaptırılan tespit sonucu iki istasyon arasındaki mesafenin Hamdi Mergen Caddesi esas alındığında 200 m, Halil Bey Caddesi esas alındığında ise 195 m olduğu belirtildiği, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesince iptali istenen LPG bayilik lisansının verildiği yerin iki cepheden de fiilen kullanıldığı, LPG Mogaz isimli pompalardan gaz satışının yapıldığı tespit edildiği, idarenin davacı şirket tarafından öne sürülen iddialar dikkate alınarak bir inceleme yaptırması ve bunun sonucuna göre LPG otogaz bayilik lisansı verip veremeyeceğini karara bağlaması gerekirken anılan iddialar ve adli yargı yerlerinde yaptırılan tespitler dikkate alınmaksızın ilgili belediyece asgari mesafe tespit tutanağı düzenlediğinden bahisle LPG otoğaz bayilik lisansı verilmesine ilişkin EPDK kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, davalı şirket adına verilen 31.07.2007 tarihli otogaz bayilik lisansının iptaline karar verilmiş, karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07.07.2011 201/2245 E, 2011/697 K sayılı kararıyla onanmış, 03.11.2011 tarih 2011/2120 E, 2011/1017 K sayılı kararıyla karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiği, Mahkemece alınan 21.01.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8 inci maddesi, 5307 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nni 45 inci maddesi, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 7 nci maddesi hükümlerine göre akaryakıt ve LPG istasyonları arasındaki mesafeler aynı yönde olmak üzere, şehirlerarası yollarda on kilometreden, şehir içi yollarda bir kilometreden az olmamaması gerektiği, bunun için belediyelerden "Asgari Mesafe Tespit Tutanağı" alınarak ruhsat başvurusunda bulunulması gerektiği, Milas Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 25.10.2007 tarihli "Asgari Mesafe Tespiti Tutanağı"nda Hamdi Mergen Caddesinde faaliyet gösteren davalı ... şirketine ait LPG Otoğaz istasyonunun bulunduğu yön güzergahı üzerinde önceki en yakın LPG istasyonunun 5100 metre, sonraki en yakın LPG sitasyonunu ise 2.200 metre mesafede olduğu belirtildiği, davalı şirketin bu tutanağa dayanarak EPDK'ya yaptığı ruhsat başvurusu kabul edilmesiyle davalının faaliyet geçtiği, yukarıda açıklandığı üzere Danıştay 13. Dairesi tarafından LPG ruhsat kararının iptal edildiğinin anlaşıldığı, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan 13.12.2007 tarihli tespitte davalıya ait işyerinin hem Hamdi Mergen Caddesine hem de Halilbey Bulvarına cephesi olduğu, iki cepheden de araç giriş ve çıkışının yapıldığı, Milas Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.05.2007 tarihli tespitinde de davacıya ait akaryakıt istasyonu ile davalıya ait akaryakıt istasyonu arasında 190-200 metre mesafe bulunduğunun belirlendiği, her ne kadar davalı şirket EPDK tarafından verilen LPG ruhsatına istinaden faaliyette bulunduğunu, her hangi bir kastının bulunmadığını, davacının zararının oluşmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmekte ise de davalının, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca şehir içindeki aynı yöndeki istasyonlar arasında en az 1 kilometre mesafe bulunması gerektiğine dair yasal düzenlemeye uygun olarak mesafe tespiti tutanağı talebinde bulunması gereken mesafe tespit tutanağını sadece Hamdibey Caddesi üzerindeki güzergah yönünden düzenlettirdiği fiilen Halilbey Bulvarı üzerinden de giriş çıkış yaptığı, böylelikle mevzuata aykırı şekilde davacı ile aynı cephede (Halilbey Bulvarında) aralarında 190-200 metre mesafe bulunmasına rağmen ruhsat aldığı, fiili duruma göre ruhsat alamayacağını bildiği veya bilmesi gerektiği halde sadece Hamdibey Caddesi yönüne göre mesafe tutanağı düzenlettirmesinin iyi niyetle bağdaşmayacağı, davalı eksik bildirimle idari mercilerden ruhsat almış olmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca dürüst rekabeti bozduğu, bu nedenle eyleminin davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılmakla mahkemece haksız rekabetin varlığının kabulü ile davacı yararına maddi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının haksız bulunduğu, her ne kadar LPG ruhsatının iptaline ilişkin açılan davada davalı şirket taraf değil ve davalı EPDK'dan alınan LPG ruhsatına göre faaliyet gösterilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere ruhsatın sadece Hamdi Mergen Caddesine ait mesafe tutanağına istinaden verilmiş olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmayıp, Halilbey Caddesi hiç dikkate alınmadan mesafe tutanağı düzenlettirilmesi ve bu tutanağa dayanılarak başvuru yapılmasının kötü niyetli olduğu için eylemin haksız rekabet niteliğinde kaldığının açık olduğu, bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar tarafından iddia edilen vakıaların doğru olmadığını, davacıların LPG satışına dair iddialarının eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil şirketin LPG lisansını alarak satış gerçekleştirdiğini, bu nedenle hukuka aykırı şekilde davranmadığını, davacılar İdare Mahkemesinde açtıkları ve Danıştay’ da görülen davada, müvekkil davalı şirketi taraf göstermediğini, müvekkili şirket davayı daha sonradan öğrenmiş ve davaya müdahillik talebinde bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin haksız ve kötüniyetli olduğunu iddia etmenin açıkça gerçek dışı olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen kötüniyet iddiasını kabul etmediklerini, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki mesafe konusunda farklı mahkeme kararlarının mevcut olduğunu, Danıştay 13.Dairenin bu tür uyuşmazlıklarda aradığı ölçüt, aynı yönde ve en yakın akaryakıt istasyonunun baz aldığını, oysa ki, ... Ltd. Şti.’ nin Hamdi Mergen Caddesi üzerinde girişi bulunmadığını, bu hususun vaziyet planında da görülmekte olduğunu, davacı şirketin Hamdi Mergen Caddesi üzerinde girişi bulunmadığından davalı şirket ile aynı yönde değerlendirilemeyeceğini, Milas Belediyesinin tespit ettiği mesafe ölçümü olan 2200 metrenin esas alınması gerektiğini, bu nedenlerle davalı müvekkil şirketin LPG satışı, bayilik almasının hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini, dosyada yer aldığı üzere, EPDK tarafından 31.10.2007 tarih ve 941-54 sayılı LPG Otogaz Bayilik Lisansı davalı şirkete verildiğini, davacı şirketin zarara uğradığı yolundaki iddia soyut ve mesnetsiz olduğunu, tazminat talebine bu hususun temel alınmasının haksız olduğunu, kaldı ki bilirkişilerce söz konusu değerlendirmenin neye dayanılarak yapıldığının anlaşılamadığını, davacı şirket, maddi zararlarının olduğu ifade etmekteyse de oluşan zarar ile davalı müvekkil şirketin karşı tarafa zarar verme kastı olmadığını, müvekkili davalıya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, davalı müvekkil şirket, o tarihte mevzuata uygun olarak başvuru yapmış; Milas Belediyesi ve EPDK tarafından yapılan tespit sonucu lisans aldığını, alınan lisans ile satış yapıldığını, müvekkili şirketin EPDK tarafından yapılan inceleme neticesinde otogaz satışı yapabildiğini, Mahkemece lisansın iptali ile birlikte satışın durduğunu, gerek Milas Belediyesinin gerekse EPDK tarafından yapılan işlem ve izinlerden sonra otogaz satışı yapıldığından davalı müvekkil şirketin haksız bir fiili, zarar verici eylemi bulunmadığını, davacı şirketin, Milas Belediyesi ve EPDK’ nın verdiği izin nedeniyle müvekkili şirketi suçladığını, müvekkili şirketin kusurlu, hukuka aykırı eylemde bulunmadığını, kardan yoksun kaldığı gibi bir iddianın tamamen haksız olduğunu, oluşan zarar ile müvekkil şirketin eylemi arasında zarar verici eylem bakımından illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili şirketin lisans süresi boyunca ve bununla sınırlı kalmak üzere otogaz satışı yaptığını, dolayısıyla müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, haksız rekabet nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
Dava ruhsat iptali nedeniyle iptal tarihine kadar davalı tarafça istasyonun haksız rekabet hükümleri gereğince kullanılmasından doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece Dairenin 18.01.2010 tarih, 2007/15568 E., 2010/370 K. sayılı kararı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun, davalı şirkete verilen 31.10.2007 tarih ve 07139 sayılı otogaz bayilik lisansına ilişkin 31.10.2007 tarih ve 941/54 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 07.07.2011 tarih, 2010/2245 E., 2011/697 K. sayılı kararı ile onanmış, 03.11.2011 tarih, 2011/2120 E., 2011/1017 K. sayılı kararıyla karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleşmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalının ruhsat dışı kullanımı iddiasında bulunulmadığı gibi Danıştay 13. Dairesinin iptal kararına kadar davalı şirketin kullanımı ruhsata dayalı yasal bir kullanımdır. Bu kullanım nedeniyle davacının varsa bir zararı iptal konusu işlemleri yapan idarelerin sorumluluğu ile ilgilidir. O halde Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Somut olayda davalı tacir olup, bildiği veya bilmesi gereken genel düzenlemeye aykırı hareket ve uygulama yaptığından kusurlu kabul edilmelidir. O nedenle, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları delillere uyuşmazlığa, uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkisinin nitelendirilmesi, dava şartlarına yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle "ONAMA" görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun "BOZMA" yönündeki görüşüne katılmıyorum.