Başvuruların esastan reddi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... vekili tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe konu senedin müvekkilinden dolandırılarak alındığı ve bononun sahte olduğuna dair Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/61730 Soruşturma sayılı dosyasındaki şikayetlerinin devam ettiğini, müvekkilinin, davalı ... ile uzun süreden beri tanıştığını, Şahin'in müvekkilinin ekonomik ve sosyal durumunu iyi bildiğini, yaklaşık 2 yıl önce davalı ...'in müvekkiline gelerek kendisine ait taşınmazın yıllık 75.000,00 TL'den İzmir'li birisine kiraya verilmesi konusunda anlaştığını, davalı ...'in kiracıların ismini vermeden yıllık 75.000,00 TL'ye anlaştığı, kira ücretinden şimdilik 30.000,00 TL'sini getirdiğini, bakiye kısmının da müşteri İzmir'den geldiğinde ödeyeceğini beyanla 30.000,00 TL'yi teslim edip gittiğini, birkaç gün sonra davalı ...'in müvekkiline gelip ''Abi adamlar .... Sanayide yer bulmuşlar, onun için 4 ay sonrasına vade yazıp 2 adet 15.000,00 TL'lik bono verelim'' diyerek müvekkilinden 2 adet 15.000,00 TL bedelli bono aldığını, davalı ...'in birkaç gün sonra tekrar gelerek '' Abi 4 ayı uzun buldular başka bir senet ver de onların da yanında vadesini yazıp 30.000,00 TL bedelli tek bono vereyim'' diyerek müvekkilini ikna ettiğini, ardından 2 adet 15.000,00 TL'lik senedi vade tarihi yazdırmadan apar topar alarak ayrıldığını, davalı ...'in birkaç gün sonra müvekkiline gelerek ''Abi senedi kabul etmediler'' deyip müvekkili ve tanık huzurunda ne olduğu belirsiz kağıtları yırtarak'' bak tüm bonoları yırttım'' deyip 30.000,00 TL'yi alıp kaçtığını, dava konusu bononun hile yoluyla müvekkilinden alındığını, bononun karşılıksız olduğunu, eve hacze gelinince müvekkilinin dolandırıldığını anladığını, bono bedelinin aslında 15.000,00 TL olduğunu, rakamla yazılan 9 ve yazıyla yazılan "dokuzyüz" ibarelerinin sonradan eklendiğinin açık olduğunu icra takibinden dolayı müvekkiline ait taşınmazlara haciz konulduğunu ve mahcuzların 14.06.2017 tarihinde satışa çıkarıldığını, müvekkilinin, telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya kaldığını, icra takibine konu bononun davalılarca yapılan hile ve oyunlarla müvekkilinden zorla alındığını ileri sürerek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, takip kapsamında müvekkilinden tahsil edilen tutarların istirdadına ve kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hukuki dayanaktan yoksun ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı işbu iddiaları kabul etmediklerini, davada ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının iddialarını yazılı belgeyle ispat etmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli 3.şahıs olup, davacının ileri sürdüğü iddialarının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davanın müvekkili bakımından reddinin gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının işbu davayı açmaktaki tek amacının müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek olduğunu, zira davacı hakkında Konya 14.İcra Müdürlüğü'nün 2015/10161 E. sayılı dosyası ile 6.000.000,00 TL bedelli bir adet bono ile icra takibi yapıldığını, davacının tüm varlığına işbu dosya üzerinden haciz konulduğunu savunarak davanın reddini ve alacağın %20'sine tekabül eden tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ceza dosyası içerisindeki ifadelere göre ...'e vermiş olduğu paranın karşılığında almış olduğu senet olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, ceza yargılamasının sonucunun bu manada müvekkilinin iyi niyetli olup olmadığı yönündeki durumunu ortaya çıkaracağından bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

3. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... tarafından, davacı ..., dosyamız diğer davalıları ... ve ... aleyhine Konya 8.İcra Müdürlüğünün 2015/13333 E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yapıldığı, takip dayanağının 30.12.2014 tanzim tarihli 30.01.2015 vade tarihli 915.000,00 TL bedelli senet (bono) olduğu, davacının takibe konu bono bedelinin aslında 15.000,00 TL olduğunu, tahrif edilerek 915.000,000 TL şeklinde doldurulduğunu iddia ettiği, sahtecilik (imza inkarı) def'inin senedin geçersizliğine ilişkin mutlak nitelikte def'i olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği, davaya konu senedin dosya aslı ile birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığına bilirkişi incelemesi için gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şube Müdürlüğü'nün 04.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda; inceleme konusu senette miktarın rakam ile yazıldığı bölümün baş tarafındaki "9" rakamı ile miktarın yazı ile yazıldığı bölümün baş tarafındaki "dokuz yüz" yazısı kendilerinden sonra gelen rakam ve yazılardan konum, ebat, sıkışıklık, satır hizası ve baskı derecesi bakımından farklılıklar gösterdiklerinden bulundukları yerlerine sonradan ilave edilmiş olduklarının bildirildiği, alınan raporun ayrıntılı ve denetime açık olması nedeniyle hükme esas alındığı, takibe konu senette(bono) miktarın rakam ile yazıldığı bölümün baş tarafındaki "9" rakamı ile miktarın yazı ile yazıldığı bölümün baş tarafındaki "dokuz yüz" yazısı kendilerinden sonra gelen rakam ve yazılardan konum, ebat, sıkışıklık, satır hizası ve baskı derecesi bakımından farklılıklar gösterdiklerinden bulundukları yerlerine sonradan ilave edilmiş olduğu, davacının senet altındaki imzayı inkar etmediği, bu nedenle senedin gerçek rakamı olan 15.000,00 TL üzerinden geçerli olduğu, tahrif edilen 900.000,00 TL alacak yönünden ise senet geçersiz olduğu, davalı ...'ın yetkili son hamil ve alacaklı durumunda, davalı ...'in lehdar, davalı ...'in avalist, davacının keşideci olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 725 inci ve 726 ncı maddeleri kapsamında birbirlerine rücu imkanının olması nedeniyle davacının davalılara dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, senet metninde "9" ve "dokuzyüz" ibarelerinin sonradan eklenmesi ve davacının bu kısımlarla ilgili düzeltmesi(paraf)'nin bulunmaması nedeniyle senedin tahrif edilmemiş halindeki miktar üzerinden sorumluluğunun bulunduğu, aksinin (takip miktarı kadarlık borçlu olduğunun) davalılarca ispat edilemediği, yine davacının hile ile senedin alındığını ve hiç borçlu olmadığını iddia ettiği ancak senet altındaki imzayı inkar etmediği gibi aksini yazılı belge ile ispat edemediği, takip konusu senetle ilgili davalı ...'ın icra takibinde ayrıca 80.808,29 TL (%10,5) işlemiş faiz (değişen oranlarda Reeskont-Avans Faizi) talibinde bulunmuş olup, senet bedelinin tamamı üzerinden faiz talebinde bulunulduğu, halbuki senedin 15.000,00 TL üzerinden geçerli olması nedeniyle 30.01.2015 vade tarihinden 03.12.2015 icra takip tarihine kadar 15.000,00 TL'lik miktar üzerinden işlemiş faiz istenilebileceği, senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğundan ticari işlerdeki avans oranında temerrüt faizinin istenilebileceği TCMB'nin 2015 yılı için avans işlerinde uyguladığı faiz oranın %10,5 olduğu, bununda 1.324,73 TL edeceği, bunun dışındaki faizden dolayı, yine senet tahrif edildiğinden komisyon ücretinden dolayı davacının sorumluluğunun bulunmadığı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 19.06.2013 tarih 2013/8799 E., 2013/11469 K. sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2015/13333 E. sayılı icra takip dosyası ve takip dayanağı bonodan dolayı 900,000,00 TL asıl alacak, 79.483,56 TL işlemiş faiz ve 2.745,00 TL 0%3 komisyon ücreti olmak üzere toplam 982.228,56 TL yönünden davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı ve davalı ... 'ın tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın usul yönünden reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, ön inceleme duruşmasının usulüne uygun yapılmadığını, dosya eksik olup, gelinen aşamanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı halde yerel mahkemece itirazları konusunda karar verilmeksizin eksik inceleme sonucu davanın kabulüne kar verilmesinin doğru olmadığını, senet borçlularından ... senetteki yazı ve rakamların kendisi tarafından yazıldığını söylediğini, bu durum karşısında; rakamın önce veya sonradan yazılmış olmasının hukuksal olarak önemi olmadığını, eğer senetteki rakam ve yazılar davacıya ait olsa idi, rapora bu yönüyle itibar edilebileceğini, ancak senet metnindeki yazıların diğer borçluya aidiyeti nedeniyle, senetteki miktarın farklılığı iddiası ancak ve ancak yazılı delille ispatlanabileceğini, kaldı ki senet metnine kanun gereği imza dahil olmadığını, senedin üzerindeki bulunan unsurlarda tahrifatın da olmadığının açık olduğunu, dolayısıyla senedin bir borçlusu tarafından senede sonradan ilave yapıldığına dair iddiaya itibar edilemeyeceğini, bunun davacı ile davalı ... arasındaki ilişki olduğunu, müvekkilini ilgilendirmeyeceğini, ispat edilemeyen davanın iyi niyetli 3. sahıs olan müvekkili bakımından reddi gerekirken, aksi kabul ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının ileri sürdüğü iddiaların müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı, müvekkilinin kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispat edemediğini, buna dair dosyaya hiçbir delil sunmadığı gibi, bu yönde bir iddiası da olmadığını, mahkemece alınan rapor bilimsellikten uzak olduğunu, itirazları doğrultusunda adli tıptan yeniden karar aldırılması gerekirken itirazlarının dikkate alınmadan kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının imzaya itirazının olmaması, dava dilekçesindeki gerçeğe aykırı beyanları birlikte değerlendirildiğinde tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde, kendisinin diğer davalı ...'e ticari işlerinden dolayı 15.000,00 TL bedelli bonoları imzalayarak verdiğini, sonrasında ... tarafından bu senetlerin imha edildiğini belirttiğini, ancak icra takibi ile karşılaştığında bu bonolara karşı suç duyurusunda bulunduğunu ve hali hazırdaki davayı ikame ettiğini beyan ettiğini, müvekkili ...'in, ...'ten alacağı karşılığında bono istediğini, ... tarafından da davacının imzasını taşıyan ve ... tarafından da borçlu olarak imzalanan dava konusu edilen bononun lehdar kısmına müvekkilinin ismi yazılarak verildiğini, müvekkilinin de bu bonoyu diğer davalı ...'a verdiğini, davalı ...'ın borç ödenmediği için bu bonoyu icra takibine konu ettiğini, sonrasında müvekkilinin hali hazırdaki dava ve ceza soruşturması ile karşı karşıya kaldığını, müvekkilinin tamamen alacağını almaya çalışan ve ticaret ile iştigal eden bir kişi olduğunu, bunun haricinde ... ve ... arasındaki ticarete tamamen uzak bir kişi olduğunu, Konya 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/425 E. sayılı dosyası ile yargılama devam etmekte olup, bononun ne şekilde düzenlendiği ve kabul etme anlamına gelmemekle birlikte bono üzerindeki tahrifatın ne şekilde ya da kim tarafından yapıldığının henüz tespit edilebilmiş olmadığını, müvekkilinin bononun düzenlenmesi hususunda iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, müvekkilin yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulabilmesi için kötü niyetinin ispatlanması gerektiğini, Mahkemece ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bonoyu düzenleyen kişinin davacı ile diğer davalı ... olduğunu bononun altındaki imzanın davacıya ait olduğunu, bu hususun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.