Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... ...'nin istinaf başvurusunun reddine, davalı ...'in istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kullanım kadastrosu çalışmalarında, Antalya ili ... ilçesi ... ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 28186 ada 14 parsel sayılı 326,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfı ile, 28186 ada 13 parsel sayılı 214 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfı ile ve 28186 ada 16 parsel sayılı 285,42 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş ve taşınmazların beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları ve davalıların kullanımında oldukları " yönünde şerh verilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; kullanıcı tespiti davalılar adına yapılan Antalya ili ... ilçesi ... ... Mahallesi 28186 ada 14,28186 ada 13 ve 28186 ada 16 parsel sayılı taşınmazların bir kısımının 1996 yılından beri kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek, davalılar adına olan kullanıcı şerhinin iptali ile kendi lehine şerh konulmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, "... çevrede kadastro tespiti sırasında adına zilyetlik tespiti yapılan şahısların tanınmadığı, tanıkların dava konusu yeri kullanırken görmediklerini beyan ettikleri, davacının da dava konusu taşınmazların ancak belirli bir bölümünü zilyet olarak kullandığı keşifte yapılan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu " gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile tapuda Hazine adına kayıtlı 28186 ada 13 parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 13/B olarak gösterilen 38,81 m2, yine Hazineye ait 28186 ada 14 nolu parselin 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 14/D olarak gösterilen 81,69 m2 ve Hazineye ait 28186 ada 16 nolu parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 16/E olarak gösterilen 152,16 m2'lik kısımlardaki davalıların kullanımındadır ibarelerinin silinerek bu kısımlar yönüden davacı ...'ın kullanımındadır şerhinin tapuya yazılmasına davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, davalı ... ' nın istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; " taşınmazın kayıt maliki olan Hazine davaya dahil edilmeden karar verilmesinin isabetsizliğine " işaret edilerek istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) m.353/(1)-a ve m.353/(1)-a.6 ncı fıkraları gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iade kararı sonrası, kayıt maliki Hazinenin davaya dahil edilmesi suretiyle yapılan yargılama neticesinde; "... çevrede kadastro tespiti sırasında adına zilyetlik tespiti yapılan şahısların tanınmadığı, tanıkların dava konusu yeri kullanırken görmediklerini beyan ettikleri, davacının da dava konusu taşınmazların ancak belirli bir bölümünü zilyet olarak kullandığı keşifte yapılan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu " gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile tapuda Hazine adına kayıtlı 28186 ada 13 parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 13/B olarak gösterilen 38,81 m2, yine Hazineye ait 28186 ada 14 nolu parselin 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 14/D olarak gösterilen 81,69 m2 ve Hazineye ait 28186 ada 16 nolu parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 16/E olarak gösterilen 152,16 m2'lik kısımlardaki davalıların kullanımındadır ibarelerinin silinerek bu kısımlar yönüden davacı ...'ın kullanımındadır şerhinin tapuya yazılmasına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; hükme karşı davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; " Hükmü istinaf yetkisi, istinafta hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda, davalı ...'ın, adına kullanıcı şerhi bulunan çekişmeli 28186 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 14/D ile gösterilen 81,69 mertekare yüzölçümündeki bölümünde davacı adına kullanıcı şerhi verilmesine yönelik mahkemenin önceki tarihli hükmünü istinaf etmediği ve sonraki kararla da aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılmadığı anlaşıldığına göre, hükmü istinafta hukuki yararı bulunmayan davalı ...'ın inceleme isteğinin reddine; davalı ... vekilinin istinaf nedenlerine gelince; dava kesinleşen kullanım kadastrosu sonucu beyanlar hanesine davalı ... zilyetliğinde olduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescili yapılan 18186 ada 16 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü için tapu kaydının beyanlar hanesine davacı adına kullanıcı şerhi verilmesine yönelik olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 sayılı Kanun) ile eklenen Ek-4 üncü maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. O nedenle, kullanıcı şerhi verilmesi istemli davalarda, taşınmazın hangi tarihten beri fiilen, ne sebeple, kim tarafından ne sıfatla kullanıldığının belirlenmesi için mahallinde keşif yapılarak yerel bilirkişi ve taraf tanıkları davaya konu taşınmaz başında dinlenmek suretiyle kullanım durumuna ilişkin beyan alınması ve zeminin belirtilen kullanım şekline uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece kabule karar verilen taşınmaz bölümünün davacı kullanımında olduğu kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Her ne kadar icra edilen keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından genel beyanlar ile davacının ağaç yetiştirmek şeklindeki zilyetliğinden söz edilmekte ve zirai raporda da taşınmaz üzerinde 11 ağaç olduğundan ve sebze ekili bir alan bulunduğundan bahsedilmekteyse de yine zirai rapor içeriğindeki 2009 yılı uydu görüntülerine göre yalnızca 2 zeytin ağacının bulunduğu, ağaçların 2011 yılında dikildiğinin bildirildiği, tespit tarihinin ise 2010 yılı olduğu, dosya arasında aynı parsele ilişkin Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/352 Esas sayılı dosyasının bulunduğu ve bu dosyada davacı Hazinenin taşınmazın kullanımsız olduğu gerekçesiyle kullanıcı şerhinin iptali istemiyle dava açtığı, ancak 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 Sayılı Kanun) 9/2 nci maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verildiği, bu dosyanın keşfinde taşınmazın sarp bir alan olduğunun, sadece bir kaç zeytin ağacı dikildiğinin bildirildiği, orman raporunda da 5 tane 6-7 yaş zeytin ağacı olduğunun başka tarımsal faaliyet bulunmadığının, kullanımsız hali görünümde olduğunun 86 m2'sinin düzlük, kalanının %40 eğimli olduğunun, orman niteliğini tam olarak kaybetmediğinin rapor edildiği, zirai raporda da sadece 86 m2 yüzölçümündeki alanın tesfiye edilerek düzlendiğinin bu kısmın da üzerinde zirai bir muhdesat bulunmadığının, toprağın sert yapıda olduğunun, kalan B harfi ile gösterilen alanın taşlık kayalık yapıda olduğunun yüksek eğimli olup erozyona maruz kaldığının, kayaların arasına dikilmiş 6-7 yaş 5 adet zeytin ağacının bulunduğunun tarımsal değerinin olmadığının ve imar-ihyanın bulunmadığının bildirildiği, bu kapsamda davacı yanın tespit tarihi öncesinde taşınmazda bir kullanımının bulunmadığı, uydu fotolarına göre de ağaçların büyük çoğunluğunun tespit sonrası dikildiği anlaşılmakla istinafa konu edilen 28186 ada 16 parsel yönüyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile hükmün HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek davanın esasına yönelik aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." denilerek, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2021/56 Esas, 2021/246 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının 28186 ada 16 parsele ilişkin davasının reddine, davacının 28186 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının kabulü ile tapuda Hazine adına kayıtlı 28186 ada 13 parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 13/B olarak gösterilen 38,81 m2 yine Hazineye ait 28186 ada 14 nolu parselin 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi 14/D olarak gösterilen 81,69 m2'lik kısımlardaki davalıların kullanımındadır ibarelerinin silinerek bu kısımlar yönüden davacı ...'ın kullanımındadır şerhinin tapuya yazılmasına karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bu nitelikteki davaların görülebilmesi için kullanım kadastrosuna tabi tutulan taşınmazın Hazinenin mülkiyetinde bulunması gerekir. Temyize konu 28186 ada 16 parsel sayılı taşınmaz, 03.11.2021 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca satış nedeniyle ... adına tescil edilmiş olup, dava tarihinde Hazine adına kayıtlı olmakla beraber, yargılama sırasında lehine kullanım şerhi bulunan davalıya 6292 sayılı Kanun uyarınca ... ve böylelikle taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıkmıştır. Taşınmazın davalı adına tapuya tescil edilmesi nedeniyle artık şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı kalmamıştır.
Bu durum karşısında; Bölge Adliye Mahkemesince, temyize konu 28186 ada 16 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın açıklanan gerekçeyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle esastan reddine karar verilmiş olması isabetsiz ise de, ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamış ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle onanması cihetine gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 370/4 üncü maddesi gereğince temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesine ve hükmün, gerekçesi düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.