Dava, hizmet birleştirmesi olmaksızın davacı murisinin maluiyet durumun tespiti ile maluliyet aylığı ve ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yapılan yargılama sonunda, mahkemenin davacıya, murisin ölüm tarihini takip eden abaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına dair kabulü isabetlidir. Ancak davacı murisi, 15.09.2011 tarihinde vefatından önce, Kurum tarafından 25.05.2011 tarihli Sağlık Kurulu Raporuna göre malul kabul edilmiş ve mahkemece bu tarih işaret edilerek takip eden aybaşından itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiği sonucuna varılmış ise de;
506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi dikkate alınarak maluliyet aylığı bağlanması gerektiği kabul edilen davacı murisi hakkında, maluliyetinin tespit edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve malüllük sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartlarına dair, 5754 sayılı Kanun ile değişik, 5510 sayılı Kanun'un 26/2,b maddesinde yer alan "en az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması" hükmünün irdelenmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.