Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrasında; mahkemece "davanın reddine" dair karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibine geçildiğini, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrimenkulünü 2011 yılında oğulları olan diğer davalılara ölünceye kadar bakma akdi ile devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun İİK'nun 278 inci maddesi gereğince ivazsız işlem sebebiyle iptaline, ivazsız işlem şartları oluşmadığı takdirde İİK'nun 280 ıncı maddesi gereğince zarar verme kastı sebebiyle iptaline ve taşınmaz hakkında tedbir kararı verilmesine davacıların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; İİK 278 maddesinin uygulama alanı olmadığını, 2 yıllık haciz süresinin dolduğunu, dava konusu tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, zarar verme kasdının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemenin 30.06.2015 tarihli ve 2015/137 E-2015/292 K. sayılı kararı ile, davacının takip konusu yaptığı Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/268 Esas-2013/692 Karar sayılı dosyasının 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmeye konu davanın, dava tarihinin ise 23.05.2012 tarihi olduğu, davacının talep ettiği taşınmazda davalı ...'ın diğer davalılar Kenan ve ...'a yapılan tasarruf tarihinin 02.12.2011 tarihi olduğu, yani Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/268 Esas sayılı dosyasındaki dava tarihi dikkate alındığında; borcun, tasarruftan sonraki bir tarihte doğduğu anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2018 tarihli, 2016/6983 E.-2018/11231 K. sayılı ilamı ile; Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/268 Esas sayılı dosyasında açılan sebepsiz zenginleşmeye ilişkin alacak davası olduğu, bu dosyada verilen karara göre; davacıların alacağının temelini; 1999-2000 yıllarında davacıların murisi ile davalıların birlikte yaptıkları bina ve bu binada davacıların murisinin yaptığı katkıya ilişkin tazminat oluşturduğu, tasarruf tarihinin ise 02.12.2011 olduğu, borcun doğum tarihinden sonra tasarrufun yapıldığının anlaşılmaısna göre davanın esasına girilmesi gerektiği" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama neticesinde; İİK'nun 278/2 nci maddesi gereğince bağışlama niteliğindeki bu tasarrufların iptal edilebilmesi için haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçmemesi gerekttiği, Düzce İcra Müdürlüğü'nün 2016/10074 sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı vekilinin müteveffa borçlu ... hakkında 13.03.2015 tarihinde aciz vesikası aldırdığı; geçici aciz vesikası niteliğindeki haczi kabil mal bulunamadığını tespit eden haciz zaptının ise 08.10.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu tasarrufun ise 02.12.2011 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğundan İİK 278/2 gereğince 2 yıllık sürenin dolmuş olduğu, bu nedenle, davacı tarafın İİK'nun 278 inci maddesine dayalı olarak tasarrufun iptalini talep etme hakkının ortadan kalktığı, İİK 280/1 maddesi gereğince yapılan incelemede; borç her ne kadar davda konusu tasarruftan önce doğmuş olsa da, borçlu bu borca en erken Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/268 Esas ve 2013/692 Karar sayılı dosyasındaki davanın açıldığı tarihte vakıf olabildiği, bu dava açılmadan önce borçlu ...'ın ve borçlu ile birlikte ölünceye kadar bakım sözleşmesini imzalayan davalıların böyle bir borcun mevcudiyetinden haberdar olduğunu söyleyebilmenin mümkün olmadığı, Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dava 23.05.2012 tarihinde açıldığı, müteveffa borçlu ... ise maliki olduğu dava konusu taşınmazı davadan önce 02.12.2011 tarihinde davalılara devrettiği, böyle bir durumda, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla hareket ettiğinin mümkün olmadığı ki, Düzce Üniversitesi Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen rapor ile müteveffa borçlu ...'ın ölünceye kadar bakım sözleşmesinin yapıldığı 2011'den ölümüne kadar sürede bakıma muhtaç olduğunun tespit edildiği de dikkate alındığında, mahkememizce tasarrufun gerçekleştirildiği tarihte alacaklı olan davacılara zarar verme kastıyla hareket etmediği kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın dayanağı olan tazminat dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi sebebi ile haciz tutanağının geç alındığını, davalıların iyi niyetli olmadığını, arada anlaşmazlık olduğunu bildiklerini, İİK 280/1'e göre iptal kararı verilmesi gerektiği beyan edilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3/2 maddesi delaltiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427 nci ve devamı maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri
İİK 280/1 maddesi ile "malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği " hüküm altına alınmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davalı 3. kişilerin davalı borçlu ile davacı arasındaki anlaşmazlığı davanın dayanağı olan Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/268 E. sayılı tazminat dava dosyası ile öğrendikleri, bu davanın da tasarruf tarihinden sonra 23.05.2012 tarihinde açıldığı, davalı 3. kişilerin davalı borçlunun durumunu bilebilecek kişilerden olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de dosya kapsamına göre varılan sonuç doğru bulunmamıştır. Davacı ...'ın davalı borçlu ...'ın vefat eden oğlu Osman Karadağ'ın eşi, diğer davacılar da davalı ...'ın öz torunlarıdır. Dava konusu alacak, davalı ...'a ait arsa üzerine yapılan binanın 3. katı ve çatının davacı ... ve vefat eden eşi tarafından yapıldığının tespiti ve tazminata ilişkin olduğu, davacıların beyanına göre davacı ...'ın dava konusu gayrimenkulde Eylül 2011 yılına kadar oturduğu, Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/268 E. sayılı dava dosyasında dinlenen davalı borçlu ...'ın kızı, davacı ...'ın görümcesi, diğer davalıların da kızkardeşi olan ...'nın 17.09.2013 tarihli duruşmadaki beyanında "davacı ...'ın 2 yıl öncesine kadar bu gayrimenkulde oturduğu, daha sonra kardeşlerinin istememesi sebebi ile buradan çıkartılmak zorunda kaldığını" belirtildiği, evden çıkartıldıktan sonra dava konusu tasarruf işleminin yapıldığı, davacı ile davalıların birbirine yakın akrabalık ilişkisi içerisinde bulunup aynı apartmanda oturduklarının tespit edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamına göre de alacağın 1999-2000 yıllarında doğmuş olmasına göre; davalı 3. kişilerin (..., ...), davalı borçlu ...'ın davacıya alacaklı olduğunu bilmemesinin hayatın akışına uygun olmayıp, mal kaçırma kastı, açıkta bu durumda mahkemece; İİK 280/1 maddesi hükmü gereğince davanın kabulüne, davacılara icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.