Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen işin tasfiyesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı idare ile imzalanan 19/06/2018 tarihli sözleşme kapsamında Sivas Merkez ...Çiftliği yolu Köprü Yapım İşini üstlendiğini, işe 28/06/2018 tarihli teslim tutanağı ile başlandığını, arazi sahiplerinin istek ve talepleri doğrultusunda 11/07/2018 tarihinde davalı tarafça işin durdurulduğunu ve 13/09/2018 tarihinde işin tasfiyesine karar verildiğini, işin tasfiyesinde müvekkiline atfı kabil bir kusur olmamasına rağmen davalı idare tarafından tasfiye raporu ve hesabının yapılmadığını, müvekkili tarafından proje ve şartname doğrultusunda yapılan tüm işlerin yapım yılı itibariyle birim fiyatlar kullanılarak bedelinin tespit edilmesi ve en yüksek faizi ile birlikte ödenmesi, sözleşmenin ifa edilmesine yönelik olarak ortaya çıkan menfaatlerin kaybedilmesi ile meydana gelen zararların tespiti ile ödenmesi ve müvekkilinin ihale aşamasından tasfiye kararına kadar sözleşme kapsamında öngörülen imalatların yapılması için hazırlık masrafları kapsamında iş mahalline şantiye kurma, imalatların yapılması için derivasyon yapılması, demir imalatı için imalatta kullanılan malzemenin iş mahaline götürülmesi, iş makinelerinin temini, akaryakıt masrafları ve iş mahalline gidiş dönüş nakliyesi, teknik personelin konaklama masraflarının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; müvekkilinin her türlü zararının ve kar kaybının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 89.902,00 TL'nin tasfiye kararından itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içerisinde açılmamış olduğundan zamanaşımı itirazında bulunduklarını, esasa yönelik olarak ise dava konusu işin tasfiyesinin bizzat davacı tarafından istenmiş olduğunu ve akabinde 13/09/2018 tarihli tasfiye tutanağı düzenlenerek, yapım işinin 16/08/2018 tarih 17134 sayılı kararı ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 23. maddesine göre tasfiye işleminin yapıldığını, sözleşmenin feshinde idareye atfı kabil kusur bulunmadığını, davacının herhangi bir çalışması olmadığı ve henüz işe başlamadığı gerekçesiyle hakediş düzenlenmediğini ve tasfiye sonucunda kesin teminatının iade edildiğini, dolayısıyla davacının bir alacağı olmadığını, ayrıca işle ilgisi olmayan (demir bükme makinesi gibi) tasarruflarının ve sunulan faturaların kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2019 tarihli ve 2019/15 Esas 2019/412 Karar sayılı kararıyla; davacının dava konusu işe hiç başlamadığı sadece başlamak üzere malzemeleri taşıdığı ve tasfiye halinde davalı kurumca verilen kesin teminatı herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiği bu nedenle sözleşmesel hiç bir hak talep edemeyeceği, sözleşme kapsamında olmayan çalışma mahalline malzemeleri taşımak suretiyle yaptığı masrafları ancak genel hükümler kapsamında talep edebileceği, davacının sözleşme hiç yapılmamış olsa idi uğramayacak olduğu zararın yani menfi zararının tazminini davalı kurumdan talep edebileceği fakat sözleşmeden doğan haklar ve teminat dışında hiçbir maddi manevi hak talep etmeyeceğine dair taahhüdü bulunması nedeniyle genel hükümler çerçevesinde menfi zarar talep etme hakkından feragat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/4 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararıyla; davacının sözleşmeden doğan hangi zararlarını talep ettiği konusunda gerekçeli bir talep dilekçesi hazırlamadığı, tasfiye tutanağında da bu durumdan hiç bahsetmediği ve kesin teminatını ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin aldığı, dolayısıyla işe hazırlık masraflarının da talep edilemeyeceği, bu kapsamda sunduğu faturaların da işin durdurulmasından sonraki tarihli oldukları gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili
temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan 15. Hukuk Dairesinin) 14.10.2020 tarih 2019/3562 esas 2020/2779 karar sayılı kararı ile, davacının sözleşme ilişkisinin mücbir sebeple sonlandırılıp tasfiyesi sonucu akdî ilişki kusuru olmaksızın sonlandırıldığı ve menfi zarar kapsamındaki alacakların sözleşmeden doğan hakların içinde kalması sebebiyle talep edebileceğinden mahkemece davacının kanıtladığı ve menfi zarar kapsamına giren, alacakları ile ilgili toplanan kanıtlar değerlendirilip, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile menfi zararların sözleşmeden doğan hak kapsamı dışında kaldığı ve davacının menfi zarar talep etme hakkından feragat ettiği kabul edilerek davanın reddi doğru bulunmamış, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin mücbir sebeple sonlandırılıp tasfiyesi sonucu akdî ilişki kusuru olmaksızın sonlandırıldığı ve menfi zarar kapsamındaki alacakların sözleşmeden doğan hakların içinde kalması sebebiyle talep edebileceği, davacının kanıtladığı ve menfi zarar kapsamına giren ... Nakliyat Turizm Servis Hizmetleri Ltd.Şti’ne 25.000 TL geliş nakliye bedeli, Kukmed ... İnşaat Taah. GIda Nak. Tur İç ve Dış Tic. Ltd. Şti’ne 17.110 TL çalışma bedeli, ... İnşaat Turizm Gıda Nakliyat ... Taah. Tic. Ltd.Şti’ne 31.860 TL makinaların dönüş nakliye bedeli, ... için Karadağ Ticaretten alınan 14/07/2018 tarihli fatura bedeli 11.000 TL, Makinaların Akaryakıt ihtiyaçları için 15/07/2018 tarihli Truva Akaryakıt Ltd.Şti’nden alınan Akaryakıt fatura bedeli 2.972 TL, Teknik personel konaklaması için ...' a ait fatura bedeli 1.960 TL, olmak üzere davacının toplam harcama tutarının 89.902 TL olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 89.902,00 TL nin 13/09/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının teknik veri içermediği ve itiraz ettikleri davacının sunduğu ilgili tüm faturaların mücbir sebebin ortaya çıkmasından sonraki tarihlerde düzenlendiği, mücbir sebebin ortaya çıkmasından işin durdurulmasından sonra bu masrafların yapılmasının düşünülemeyeceği, davacı-yüklenici tarafça köprü inşaatı işiyle alakalı hiçbir imalat yapılmadığı, teminatı herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiği gibi, alacak talep etme hakkından da feragat ettiği, davacı tarafça davanın ispatlanamadığı, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan işin tasfiyesi nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri,
1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.
1. 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.
2.Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca ve bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmelidir. Yukarıda yer verilen bozma ilamında açıkça mahkemece davacının kanıtladığı ve menfi zarar kapsamına giren, alacakları ile ilgili toplanan kanıtlar değerlendirilip, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemece bozma ilamana uyularak bilirkişi raporları alınmışsa da bilirkişi kök raporunda ve ek raporunda davacının sunduğu faturalardaki çalışmaların ve nakliyelerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin mümkün olmadığının belirtilmesine rağmen ve taraflarca işyerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olduğunun belirlendiği 11.07.2018 tutanak tarihinden sonraki tarihli faturalara itibar edilerek kanıtlanmamış kısım üzerinden davanın tam kabulü hatalı olmuştur.
4. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının menfi zarar kapsamına giren zararı bilirkişi raporu ile belirlenen işyerine getirildiği anlaşılan ekskavatör ve kamp treylerinin nakli bedeli toplamı olan 4.400,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar vermek olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.