Esastan ret
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki-menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Hatay İli ... İlçesi .... Mahallesi, 349 ada 17 parsel 6 numaları bağımsız bölümün maliki olduğunu, Dörtyol Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 02.10.2014 Tarih ve 5629 yevmiye numarası ile dava dışı...'in davalı bankanın İskenderun Şubesinde kullanmış olduğu 100.000,00.TL meblağlı ticari genel krediden kaynaklanan mevcut borcunun teminatını teşkil etmek üzere davalı banka lehine birinci derecede müvekkili tarafından ipotek tesis edildiğini, 01.10.2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullanılan kredinin dava dışı... tarafından nakden ve tamamen ödendiğini, teminata konu kredi borcunun tamamen ödenmiş olmasına rağmen davalı bankanın ipoteğin kaldırılması talebini reddettiğini, dava dışı...'in 24.04.2017 tarihinde almış olduğu kredinin borcu nedeni ile taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin kaldırılmadığını, davaya konu ipoteğin ikinci krediyi ve ikinci kredi borcunu kapsadığına dair belge bulunmadığı ikinci kredi sözleşmesinde önceki krediye atıf yapılmadığını, ...'in kullandığı ikinci kredinin garanti fonunun kefaleti ile alındığını, Adana 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6864 E. sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başladığını ve takibin devam ettiğini ileri sürerek 130.000,00 TL meblağlı teminat ipoteğinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekkine, Adana 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6864 E. sayılı dosyasında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu takip nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalı bankanın haksız ve kötüniyetli olarak başlattığı icra takibinde belirtilen asıl alacağın % 20'si oranında tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı... ile müvekkili banka arasında 01.10.2014 tarihli ticari genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'ın 02.10.2014 tarih ve 5629 yevmiye numaralı ipotek belgesi ile...'in doğmuş ve doğacak olan bütün borçlarına bankaları lehine ipotek verildiğini, ...'in ödeme planına aykırı davranarak ödemelerini gerçekleştirmediğini, ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine kendilerine ihtar çekildiğini, ihtarname tebliğinde verilen süre içerisinde de ödeme yapılmamasından dolayı bankaları tarafından icra takibinin başlatıldığını, ipotek lehtarının banka riskine binaen ipotek işlemi geçerliliğini koruduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.10.2014 tarihinde dava dışı üçüncü kişi...'e 100.000,00 TL kredi limitli sözleşme kapsamında davacı tarafından dava dışı üçüncü kişi...'in doğmuş ve doğacak banka alacaklarının 130.000,00 TL'sine kadar dava konusu taşınmaz olan 349 ada 17 parsel 6 numaralı bağımsız bölüm olan taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, 03.10.2014 tarihinde dava dışı 3. Kişi...'e kullandırılan 36 ay taksitli 52.000,00 TL tutarındaki kredinin 14.12.2017 tarihinde ödenerek kapanmış olduğu dikkate alınarak, 24.04.2017 tarihinde davalı banka ile dava dışı üçüncü kişi... arasında imzalanan 100.000,00 TL tutarındaki kredi için sözleşmenin 23 üncü maddesinin iş bu genel kredi sözleşmesi bundan önce oluşmuş tüm kredi borçlarını kapsamıyor kısmı işaretlenmiş olduğundan diğer kredilerde tesis edilen ipotek 24.04.2017 tarihli krediyi kapsamadığından davacının ipotek kapsamında kalan herhangi bir kredi sorumluluğunun olmaması nedeniyle kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varmış, davacı yönünden bu kapsamda ipotek kaldırıldığından kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olmadığı gerekçesiyle Adana 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6864 E. sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı bankanın icra takip tarihi itibarıyla kötü niyetli olduğu tespit ve ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı ile sorumlu olduğu kredi borcunun sona erdiğini, asıl borçlu tarafından kullanılan ikinci kredi dolayısı ile müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, buna karşın müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının kötü niyetli olduğunun aşikar olduğunu, bu nedenlerle kötü niyet tazminatı isteminin reddine dair bölümün bozulmasını, davalı bankanın başlattığı icra takibinde belirtilen asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2018/6864 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine dosyanın asıl borçlusu dava dışı üçüncü kişi... tarafından itiraz edilmediğini, ipotekli taşınmaz maliki ...'ın borca itiraz ettiğini, akabinde Adana 2. İcra Hukuk Mahkemesi aracılığıyla takibin iptali davası açıldığını, ipoteğin fekkine hükmedildiğini, uyuşmazlık konusu ipotek üst limit ipoteği olup belirlilik ilkesi hakim olduğunu, ipotek belgesi...'in bankaya doğmuş ve doğacak bütün borçlarını kapsadığını, ipotek doğmuş doğacak tüm borçlar için verilmiş olduğundan her iki krediyi de kapsadığını, davanın şartlarının oluşmadığını, alacak tamamen ödenmeden alacaklının ipoteğin terkinine zorlanamayacağını, ipotek resmi senedi banka özel evrakına göre daha öncelikli nitelik taşıdığını, davacı tarafın iyiniyetten yoksun olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda dava dışı ....'in 01.10.2014 tarihinde imzalamış olduğu kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin kredi borcunun ödenerek kapatıldığı, 24.04.2017 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde ise önceki kredi borçlarını kapsamadığının belirtildiği, sözleşmedeki bu hükmün kredi sözleşmesinin tarafı olan davalı yönünden de geçerli ve bağlayıcı olduğu, ayrıca davacının bu kredi sözleşmesinde herhangi bir sıfatla yer almadığı, bu durumda 01.10.2014 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen ipoteğin, 24.04.2017 tarihinde imzalanan sözleşmeye teminat teşkil etmediği, ipoteğin sebebini teşkil eden borcun ise sona erdiği, ipoteğin kaldırılması şartlarının oluştuğu, ipoteğin fekki talebinin kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilince kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinde borçlunun itirazında haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı diğer tarafın talebi üzerine tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hüküm olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edileceği düzenlendiği, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi için takibin haksız ve kötüniyetli yapılmış olması ayrıca diğer tarafın kötüniyet tazminatı talebinin bulunması gerektiği, davacının takipte haksız olsa da kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, Mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, ipoteğin fekki koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
610 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
Dava, genel kredi sözleşmesine dayanılarak davacı tarafça davalı banka lehine verilen taşınmaz ipoteğinin temin ettiği kredi borcunun ödenmiş olduğu iddiasına dayalı açılan borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin kaldırılması talebine ilişkindir. Mahkemece davacı taşınmazı üzerinde dava dışı üçüncü kişinin doğmuş ve doğacak banka alacaklarının 130.000,00 TL'sine kadar davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, 03.10.2014 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye kullandırılan 36 ay taksitli 52.000,00 TL tutarındaki kredinin 14.12.2017 tarihinde ödenerek kapandığı, 24.04.2017 tarihinde davalı banka ile dava dışı üçüncü kişi arasında imzalanan 100.000,00 TL tutarındaki kredi için sözleşmenin 23 üncü maddesinin "iş bu genel kredi sözleşmesi bundan önce oluşmuş tüm kredi borçlarını kapsamıyor" kısmının işaretlendiği, diğer kredilerde tesis edilen ipoteğin 24.04.2017 tarihli krediyi kapsamadığı, davacının ipotek kapsamında kalan herhangi bir kredi sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de 02.10.2014 tarihli ipotek akit tablosu "..borçlu üçüncü kişinin borçlu yada kefil sıfatı ile imzaladığı nakdi ve/veya gayrinakdi kredi sözleşmelerinden, kambiyo senetlerinden ve banka ile imzaladığı tüm sözleşme ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak banka alacaklarının 130.000,00 TL'sine kadar olan miktarının tahsilini temini için .." hükmünü içermektedir. Dava dışı üçüncü kişi ile davalı banka arasında imzalanan 24.04.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin 23 üncü maddesinin "iş bu genel kredi sözleşmesi bundan önce oluşmuş tüm kredi borçlarını kapsamıyor" ibaresi sözleşmelerin bağımsızlığına işaret etmiş olup, ipotek akit tablosundaki sorumluluğu kaldıran bir neden olarak kabul edilemez. Sözleşmeler bağımsız olsa dahi ipoteğin her iki sözleşmeyi de kapsadığı gözetilerek kredi borçlusunun 24.04.2017 tarihli krediden de halen borcunun bulunduğu tespiti karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.