Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle tazminat talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.07.2013 günü ........, Jandarma Karakol Komutanlığı sorumluluk sahasında yer alan...Sınır Hudut Takım Komutanlığına giden yolun genişletilmesi çalışması sırasında Volvo marka EC360BLC seri numaralı plakasız iş makinesi ile sürücü ...'ın geri manevrası sırasında yanında yağcı olarak çalışan davacının sol bacağının üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kazaya neden olan iş makinesinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesinin ve plakasının tespit edilemediğini, protez bedeli olarak 100,00 TL bakım gideri için 100,00 TL protez tamir masrafları için 100,00 TL sürekli iş göremezlik için 100,00 TL ve geçici iş göremezlik için 100,00 TL olmak üzere 500,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; talebini 288.519,84 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kazanın iş kazası olup yüklenici firmanın ......Turizm A.Ş olduğunu, işlerin kontrolünün yüklenici firma sorumlusu ... olduğuna ilişkin belgeler olduğunu, kazanın ZMSS Genel Şartlarında tanımlanan karayolu olarak tanımlanamayacak yerde meydana geldiği ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğinden davanın reddinin gerektiğini, istenen kalemlerin teminat dışı olduğunu, davalı kurumun sorumluluğunun belirlenebilmesi için öncelikle iş makinesinin tescilinin olup olmadığının, geçerli poliçesinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, kazada asli veya müterafık kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması ve davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davalı araç sürücüsü ... ' ın trafik kurallarına uymayarak, yapım ve onarım alanlarına girerken hız azaltmamak, hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine göre görüş yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak şeklinde gerekli dikkati yola vermeyerek, dikkatsizlik ve tedbirsizlik ile özensiz davranarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 52 nci maddesinin (a) ve (b) fıkralarını ihlal ettiği ve %50 oranında kusurlu olduğu, davacının ise iş makinesi çalışma sahasında tedbirsizce uyumak ve kendi can güvenliğine yeterince dikkat etmeyerek kendi yaralanmasından %50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 288.519,84 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, meydana gelen kazanın trafik kazası olması yanında iş kazası da olması nedeniyle kusur oranları dağıtılırken işveren açısından da inceleme yapılması gerektiği halde yapılmamasının hatalı olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, meydana gelen kazanın yol çalışmasının olduğu yerin uzağında olduğunu, müvekkilinin ağaç altındaki gölgeden istifade ederek dinlenmekteyken sürücü ...'ın dikkatsizliğiyle kazanın meydana geldiğini, bilirkişi raporunda hesap edilen protezlerin piyasadaki en düşük kalitedeki protezler olduğunu, vücudunun alt kısmının tamamını kaybeden müvekkilinin yaşam kalitesini artıracak nitelilikte olmadığını, kusur yönünden yanlış hesaplama yapıldığı için ortaya çıkan tazminat miktarının müvekkilinin uğradığı zararların çok altında kaldığını, protez bedeli açısından da hesap edilen tutarın müvekkilinin zararını karşılar derecede olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana geldiği yerin 2918 sayılı KTK'nın 2 nci maddesine göre araç trafiğine kapalı olan alan içerisinde olduğunu ve dolayısıyla bu yerin kanunda öngörülen karayolu kapsamında olmadığını, bu durumda ZMSS Genel Şartlarının A.3 maddesinde belirtilen trafik kazası kapsamında bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının yaralanmasına sebebiyet veren iş makinesinin tescil belgesinin olmadığı belirlendiğinden KTK gereğince sigorta yaptırması zorunluluğu olmadığını ve bu nedenle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde açıkça bakıcı gideri talep edilmediği halde brüt ücret üzerinden hesaplama yapılarak bu konuda karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde protezin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılandığı belirtilmiş olmasına rağmen talebin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, SGK tarafından yapılan 181.936,46 TL ödemenin sadece %50'sinin mahsup edilmesinin hatalı olduğunu savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dosya kapsamından açıkça anlaşıldığı üzere dava konusu trafik kazasının meydana geldiği yerin trafiğe açık olması nedeniyle karayolu niteliğinde olduğu, tarafların meydana gelen kazadaki kusurlarının tespitine ilişkin raporlar ile maddi tazminatın belirlenmesine ilişkin raporların dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime elverişli olduğu" gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ileri sürdüğü istinaf sebeplerini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ileri sürdüğü istinaf sebeplerini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
ZMSS poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,91 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.