Başvurunun esastan reddi
Taraflar arasındaki endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti men'i ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin endüstriyel tasarımı kendisine ait mobilya ayak ve parçaları için 29.09.2005 tarihinde tasarım tescili aldığını, davalının tasarım tescili müvekkiline ait mobilya ayak ve parçalarının ayırt edilemeyecek kadar benzerini müvekkilinden izin almadan ve bilgi vermeden ürettiğini ve sattığını, bu durumun İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/560 D.İş ve İzmir Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2010/11 D.İş sayılı dosyaları ile tespit edildiğini belirterek, davalının eyleminin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesine, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği üretilen ürünlere, bunların üretiminde kullanılan araçlara el konulmasına, davalının tecavüzü olmasaydı davacının ortağı olduğu şirketin elde edeceği muhtemel kazancın tespiti yöntemine göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve tespit dosyalarındaki giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra maddi tazminat talebini 74.283,49 TL'ye ıslah etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü istemli davanın reddedildiği ve derecattan geçerek kesinleştiği, anılan tescilin 29.09.2005 tarihinden itibaren korunduğu ve davanın ilk 5 yıllık koruma süresi içerisinde açıldığı, dava tarihi itibariyle 554 sayılı KHK hükümlerinin yürürlükte olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun yürürlüğünden önce başvurulan belgelerin, önceki mevzuata göre sonuçlandırılacağının düzenlendiği ancak korumaya ilişkin böyle bir düzenleme bulunmadığı, korumanın, yürürlükteki mevzuata tabi olduğu, koruma bakımından somut olayın değerlendirilmesinin her iki mevzuata göre de değişmeyeceği, davalının mobilya ayağı ürünlerinin (... ve ... kodlu) davacıya ait 2005/03893 nolu tasarımın koruma kapsamına girdiği yönünde deliller bulunduğu, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2010/11 D.İş tespit dosyasında, bu tasarım kapsamındaki 1/1 ve 1/2 tasarımları ihlal edici ürünlerin davalı tarafından üretildiğinin belirlendiği, keza İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/560 D.İş sayılı dosyasında da tespit bulunduğu, bilirkişi raporunda davalının üretip sattığı ... ve ... kodlu mobilya ayağı tasarımlarının tescil kapsamında olduğunun, ihlal oluşturduğunun ve davacının 74.283,49 TL kâr kaybına uğradığının mütalaa edildiği, aynı bilirkişilerden alınan ek raporda yoksun kalınan kârın bu kez 33.622,49 TL olduğunun bildirildiği, ihlalin 2009 yılından itibaren başladığının İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespitinden anlaşıldığı, 6769 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile 149 ve 151 inci maddeleri ile 554 sayılı KHK'nın 48 inci maddesi uyarınca davanın kısmen kabulünün gerektiği, 6769 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesi uyarınca tasarım ihlali nedeniyle, tasarım sahibi davacının manevi tazminat isteme hakkının da bulunduğu gerekçesiyle, davalının davacıya ait tasarım tescili kapsamına giren mobilya ayağı ürünlerini (... ve ... kodlu) üretmesinin, satmasının, tasarım hakkını ihlal ettiğinin tespitine, önlenmesine, 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 32.622,49 TL'nin ıslah tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline, tecavüz oluşturan ürün ve kalıplara el koyulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece savunma haklarının kısıtlandığını, 19.06.2019 tarihli duruşmaya mazeret dilekçesi gönderdiklerini, Mahkemece "davalı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma gününün UYAP'tan alınmasına, gelecek celse sözlü yargılama bitirilerek karar verileceğine" şeklinde karar verildiğini, ancak e-tebligat adreslerinin bulunmasına rağmen kabul edilen mazerete ilişkin olarak tebligat yapılmadan uyaptan öğrenme diyerek yeni bir tebliğ usulü geliştirildiğini, bu usulün Yargıtay kararlarına göre geçersiz olduğunu, son duruşmaya gönderilen mazeret dilekçesinin duruşma tutanağına dahi geçirilmediğini, kabule şayan mazeretlerinin reddi ile usulsüz ve tebliğsiz olarak tahkikatın bitirilerek sözlü yargılamaya geçilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, ayrıca mevcut dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece 19.06.2019 tarihli celsede, tahkikat aşaması bitmiş olmakla gelecek celse sözlü yargılama aşamasına geçilmesine, davalı vekilinin mazeretinin kabulüne, yeni duruşma gününü uyap üzerinden öğrenmesine karar verilmiş ve bu duruşma zaptı ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 186 ncı maddesi uyarınca sözlü yargılamaya geçileceği ihtarlı sözlü yargılama duruşma günü davalı vekiline tebliğ edilmemiş ise de; davalı vekilinin sözlü yargılama duruşma gününü Uyap üzerinden öğrenip sözlü yargılamanın yapıldığı duruşmaya yine mazeret dilekçesi ibraz ederek katılmadığı anlaşıldığında savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı; davacıya ait tescilli mobilya ayağı tasarımları ile davalıya ait işyerinde üretildiği tespit edilen ürünler bilirkişi marifetiyle karşılaştırıldığında davalı yanın ürettiği ürünlerin davacıya ait tasarımın ekindeki 1.1,1.2,2.1 nolu görsel ve tarifnamedeki ile birebir aynı olduğunun, davalı tarafa ait olup birer örneği dosyalarda mevcut olan ürün kataloglarında yer alan "..." kodlu diğer ürünler ile "..." kodlu ürünlerin ise dava konusu davacı tasarımları ile belirgin şekilde benzer olduklarının ve bu durumun davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun tespit edildiği, davacının ortağı olduğu şirketin 2009 ve 2010 yıllarındaki toplam cirosunun 2008 yılına göre yükseldiği, ancak dava konusu tasarımla ilgili ürün satışlarının düştüğü, dava konusu endüstriyel tasarıma konu ürünlerin satışlarındaki düşüşlerin davalının tasarım hakkına tecavüz oluşturan üretim ve satışlarından kaynaklandığı, davalının tecavüzü olmasaydı davacının ortağı olduğu şirketin elde edeceği muhtemel kazancın 74.283,49 TL olacağının tespit edildiği, ek raporda ise asıl raporda ciro ve kârlılık yönünden 2009 yılının tamamı ve 2010 yılında da dava tarihine kadar olan dönem için 9 aylık hesaplama yapıldığı, bu defa davacının ortağı olduğu şirketin yasal defter ve belgeleri üzerinde ilk tespit tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar olan dönem için yapılan incelemelerde davacı şirketin uğradığı kar kaybının tespit edildiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkmesince istinaf sebeplerinin kanunda olmayan gerekçeyle reddedildiğini, istinaf dilekçesinde belirttikleri hususları tekrar ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 36 ncı maddesi.
2.6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. 554 sayılı KHK'nın 48 ve devamı hükümleri.
6100 sayılı Kanun'un hukuki dinlenilme hakkını düzenleyen 27 nci maddesinde bu hakkın; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği düzenlenmiştir.
Somut davada, davalı vekilinin 18.06.2019 tarihli dilekçesinde mazeret bildirerek duruşma gününün kendisine posta yoluyla bildirilmesini talep etmesine rağmen, Mahkemece 19.06.2019 tarihli celsede mazeretin bu seferlik kabulüyle duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesine ve gelecek celse sözlü yargılama bitirilerek karar verileceğine dair karar verilmesi ve bu kararın davalı vekiline tebliğ edilmemiş olması doğru olmadığı gibi; davalı vekilinin müteakip 26.06.2019 tarihli son celseden önce 24.06.2019 tarihinde sunduğu mazeret dilekçesinde duruşma gününün UYAP'tan yeni öğrenildiğini ancak başka bir mahkemede duruşmaları olduğundan 26.06.2019 tarihli celseye katılamayacaklarını ve bu nedenle duruşmanın ertelenmesiyle yeni günün e-postayla bildirilmesini talep ettiği, buna rağmen Mahkemece davalı vekilinin anılan son mazeret talebine ilişkin olumlu ya da olumsuz karar verilmeksizin doğrudan davanın esası hakkında 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da ihlal edecek şekilde davalı vekilinin yokluğunda karar verilmiş olması da doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.