Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak hapis cezasının artırılması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince kararın temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2021 tarihli ve 2020/740 Esas, 2021/1067 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/939 Esas, 2022/2656 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanık müdafii ile katılan vekilinin istinaf başvuruları nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanık hakkında kasten yaralama suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi; somut olayda meşru savunma koşullarının bulunduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, koşullarının oluşmamasına rağmen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine ve haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin yetersiz olduğuna, bu nedenle de usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın yargılama konusu olaydan önce bir dönem aynı takside tanık olarak dinlenilen ... isimli kişinin aracında dönüşümlü olarak çalıştırdıkları, sanığın işvereni tarafından işten çıkarılması nedeniyle katılanın kendisinin işten çıkarılmasının sebebi olduğunu düşünerek katılana karşı husumet beslemeye başladığı, olay tarihinde de katılanın havalimanında çalışmaya devam ettiği, sanığın da oğluna ait araçla havalimanında olduğu, bu nedenle katılanı gördüğü, ona olan kızgınlığı nedeniyle onun aracını takip ettiği, katılanın müşterisini gideceği yere bıraktıktan ve müşterinin eşyalarını alarak araçtan uzaklaşmasından sonra sanığın aracıyla katılanın aracının bulunduğu yere gelerek kendi aracından inip katılanın henüz hareket etmeyen aracının yanına gittiği, katılanla sanığın tanık ...'e ait araçta çalıştıkları döneme ilişkin konuşmaya başladıkları ve sanığın önce katılana yanına aldığı biber gazını sıkmak suretiyle onu etkisiz hale getirdiği, daha sonra sinkaflı sözlerle hakaret ederek yanında getirdiği ve yanında bulunan bıçakla katılanı dosya içinde mevcut 30.04.2019 günlü Adli Tıp kurumu raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaraladığı kabul edilmiştir.
2. İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 30.04.2019 tarihli raporundan;
''İzmir Hazırlık Bürosu'nun 11.03.2019 tarihli ve 2019/27853 sayılı yazısı ile gönderilen ... ve ... oğlu, 25/01/1979 Kemalpaşa doğumlu, ... adına düzenlenmiş Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesinin 02.02.2019 tarih ve 16026 sayılı genel adli muayene raporunun incelenmesinde;
Bıçaklandığı, sol tibia üzerinde 0,5x1 cm'lik kesi, sol rectus femoris üzerinde 2x4 cm'lik derin kesi, batın sol üst kadranda 0,5x1 cm'lik kesi olduğu, genel durumunun iyi, bilincinin açık, koopere, oryante olduğu, kontrastlı üst ve alt batın BT sinin normal olduğu,
Aynı hastanenin bila tarihli Genel Cerrahi Uzman raporunda; sol uyluk, sol bacak ve sol rectus kası üzerinde cilt kesileri olduğu, hayati tehlikesi olmadığı kayıtlı olup;
Mevcut tıbbi belgelere göre;
Şahısta tarif edilen derin doku seyirli kesici delici alet yaralanma arızasının;
1-) Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
2-) Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞINI bildirir rapordur.''
3. Sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımları, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 30.04.2019 tarihli raporu, sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı dosya içerisinde bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesinin olayın oluşuna ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ancak; sanık hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın suçu işleyiş tarzı, sanığın kastının yoğunluğu, güttüğü saik, suçun önem ve değeri ile meydana gelen yaralanmanın niteliği ve miktarına göre temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayini yoluna gidilmiş, sanığın atılı suçu 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen silahtan sayılan bıçak ile işlediği anlaşıldığından, aynı Kanun'un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığa verilen cezada 1/2 oranında arttırım uygulanmış, taraflar arasında kavganın başlamasına neden olan ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı tespit edilemediğinden bu durum sanık lehine haksız tahrik olarak değerlendirilmiş ve sanık hakkında kurulan hükümde aynı Kanun'un 29 uncu maddesi gereğince takdiren asgari (1/4) oranında indirim yapılmış, sanığın fiil sonrası ve yargılama sürecinde olumlu davranışları dikkate alınarak sanık hakkında aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim uygulanmıştır.
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olayda meşru savunma koşullarının bulunmadığı, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut
dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verildiği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/939 Esas, 2022/2656 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.