Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2020 tarihli kararı ile sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 06.06.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına ve sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği, alt sınırdan uzaklaşılmadığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine, kurum lehine vekalet ücretine karar verilmediğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
Dava konusu olay; mağdurenin, sanık ...'ın annesi olduğu, mağdurenin başka bir şahısla yaşadığı arkadaşlık ilişkisi nedeniyle ailevi sorunları bulunduğu, olay günü, mağdurenin eşi inceleme dışı sanık ... ile sanık ...'ın yaptıkları plan çerçevesinde mağdureyi İstanbul'dan alarak memleketlerine götürmeye karar verdikleri, bu plan çerçevesinde hile ile mağdureyi araca bindirdikleri, Kocaeli'ne geldiklerinde mağdurenin durumu anlaması üzerine itiraz ettiği, sanıkların mağdureyi dinlemedikleri, darp edip tehditte bulundukları, mağdurenin ikna olmaması üzerine, tanık O'ın evine geri getirdikleri, mağdurenin polisi arayarak şikayetçi olması üzerine, olayın ortaya çıktığı iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemediği kabul edilerek beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu kabul edilip, duruşmalı olarak yapılan incelemede, sanık hakkında kurulan hükmün kaldırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
1. Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın atılı suçu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Ancak; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hükmedilen 4 yıl 12 ay hapis cezası üzerinden, aynı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığı sırada, hapis cezasının 4 yıl 2 ay yerine 3 yıl 14 ay şeklinde eksik belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş ise de, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 06.06.2022 tarihli ve 2021/233 Esas sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün (B) bendinin takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin kısımda yer alan "...3 yıl 14 ay hapis cezası...'' ibaresi çıkartılarak yerine ''...4 yıl 2 ay hapis cezası..." ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2024 tarihinde karar verildi