Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde tazminat ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 7 ada 8 parseldeki hissesinden 14 m² devretmesi ve 32.500,00 TL ödemesi karşılığında davalı şirketin inşa edeceği bitişik parseldeki inşaatın 5. katındaki dairenin müvekkiline verilmesi hususunda 20/06/2011 tarihli protokolle anlaştıklarını, müvekkilinin şirketin yetkili temsilcisine hissesini devrettiğini, davalı şirketin inşaatı yapıp bitirdiğini ancak devri gereken daireyi devretmediklerini, şirketin ayrıca14 m² yerine 20,2 m² arsa devrettiğini, diğer davalının da şirketle müvekkili arasındaki sözleşmeyi bildiği halde müvekkiline düşen dairenin mülkiyetini üzerine aldığını, tescilin yolsuz tescil olduğunu, müvekkili ile şirket arasındaki protokolün arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin vermesi gereken dairenin piyasa değerinin 130.000,00 TL olduğu, daire fiyatından müvekkilinin ödeyeceği para düşüldüğünde müvekkilinin devrettiği 14 m²'nin bedelinin de 97.500,00 TL olduğu, müvekkilinin davalı şirkete 14 m² yerine 20,2 m² devrettiğini, bu devrin protokol uyarınca parasal karşılığının 140.682,00 TL olduğunu, müvekkilinin 10.685,00 TL daha fazla ödemede bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme uyarınca edimini ifa ettiğini belirterek, 7 ada 29 parsel 5. Kat 9 no.lu bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciliyle 10.685,00 TL'nin davalı şirketten dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesini, olmadığı taktirde daire bedeli olan 130.000,00 TL'nin davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini, 10.685,00 TL'nin davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu hissenin davalılara devir ya da satışının yapılmadığını, davalı ...'un diğer davalı şirkete ortak olmadığı gibi şirket ile herhangi bir bağının da bulunmadığını, davacı ile davalılar arasında herhangi bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanmadığını, ...'a arsadaki hissesine karşılık ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca devir yapıldığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davaya dayanak fotokopi protokolün devir amaçlı protokol olduğunu, davacının diğer hissedarlar ile birlikte 20 m²’lik hisselerini 22/06/2014 tarihinde ... ...'na sattığını, ... ...'nun bu tapuyu kendi adına almış olduğunu, bu satışın davalılar ile ilgisinin olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 20/06/2011 tarihli protokol ile 8 parseldeki hissesinden 14 m² devretmesi ve 32.500,00 TL ödemesi karşılığında şirketin inşa edeceği bitişik parseldeki inşaatın beşinci katındaki dairenin davacıya verilmesi hususlarında anlaşıldığı, davacının hisseli olarak maliki bulunduğu ve ifrazen oluşan 7 ada 27 parseldeki hissesi olan 20,20 m2'yi davalı şirket yetkilisine devrettiği, davacının bedelle birlikte öngörülen arsa payını devretme borcunu fazlasıyla ifa ettiği, ancak nakit ödemenin gerçekleştirişmediği, mahkemece birlikte ifa kuralı gereğince davacıya 32.500,00 TL'yi depo etmesi için süre verilmesi üzerine süresi içinde bedel depo edilmiş olduğundan tapu iptali ve tescil talebinin kabulü gerektiği, ayrıca 6,20 m² fazla devredilen yerin bedeli de talep edilmiş olduğundan, bu talebin karşılığı olarak 10.685,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 29 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5. Kat 9 no.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, depo edilen toplam 32.500,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine, fazla devredilen 6.20m²lik yerin değeri olan 10.685,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tek başına malik olmadığı bir taşınmaz hakkında tek başına geçersiz bir sözleşme imzaladığını, sözleşmeyi yok sayarak diğer paydaşlar ile birlikte 3. kişi ... ...’na 22/06/2011 tarihinde satış ve devir yaptığını, davalı ...'nun da 7 ada 29 parseldeki hissesi ve 27/04/2012 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince dava konusu bağımsız bölüme malik olduğunu, davalı ...'nun davalı şirket ile bir bağının olmadığını ve daireyi kendi hissesi karşılığında aldığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; hükümde yargılama giderinin yanlış hesaplandığını, dava konusu taşınmazın Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde olmasına rağmen ... ilçesi sınırları içerisindeymiş gibi hüküm kurulduğunu belirterek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'nun davalı şirketin yetkilisi ya da temsilcisi olmadığı gibi davalı şirketle yaptığı inşaat sözleşmesi gereği inşaatın yapılacağı arsada kendi hissesine karşılık davaya konu bağımsız bölüme malik olduğu, davacı ile davalı şirket arasında yapılan adi yazılı protokolü bilinmesinin dürüstlük kuralı gereğince davalı ...'nun beklenemeyeceği, davalı ...'nun iyiniyetli olmadığının da ispat edilmediği anlaşılmakla davalı ...'na yöneltilen davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği, davalı şirket tarafından adi protokolün gerekleri yerine getirilmediği anlaşıldığından davacının ikinci terditli talebi olan tazminat isteminin kabulüyle bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki bedeli 123.820,50 TL'den davacının ödemesi gereken 32.500,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 91.320,50,00 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili gerektiği, adi yazılı protokolde davacı tarafından davalı şirkete verilmesi kararlaştırılan miktarın üzerinde devredilen hisse için davacının talebiyle bağlı kalarak 10.685,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar vermek gerektiği, yargılama giderlerinin hesabında hata yapıldığından davacı vekilinin de istinaf başvurusunun kabulü gerektiği gerekçesiyle taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile kararın kaldırılmasına,
"Buna göre; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİYLE;

1-Davacının davalı ...'na açtığı davanın husumet yokluğundan reddine,

2-Davacının terditli taleplerinden ilki olan tapu iptal ve tescil talebinin REDDİNE; terditli taleplerden ikincisi olan tazminat isteminin KISMEN KABUL KISMEN REDDİYLE; 91.320,50,00 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti.'den TAHSİLİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

3-Fazladan devredilen hisse bedeli olan 10.685,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti.'den TAHSİLİNE,

4- Davacı tarafça depo edilen 32.500,00 TL'nin davacıya iadesine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; arsa payı müteahhide devredilip de inşaat tamamlandığı için adi yazılı protokolün geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini, davalı ...'nun inşaat yapılan taşınmazda hisse sahibi olmasının yanında davalı şirketin yetkili temsilcisi ... kız kardeşi olduğunu, müvekkilinin de ... ve ...'nun dayıları olduğunu, davalı ...'nun ve diğer arsa sahiplerinin davacıdan on bir ay sonra sözleşme yaptığını, yakın akrabalık ve arsa sahibi olunması dolayısıyla protokol hükümlerini bilen ...'nun iyiniyetli olamayacağını, tescilin yolsuz olduğunu, alacağa ticari faiz hükmetmemesinin hatalı olduğu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki nedenleri ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde tazminat ve yükleniciye fazladan devredilen arsanın karşılığı bedel istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. vd. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı yüklenici şirket tüzel kişi tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/1. maddesinde bir tacirin borçlarının kural olarak ticari olacağı ve 2. maddesi gereğince de taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm yoksa, diğer taraf için de ticari iş sayılacağı düzenlemiştir. Ticari işin varlığı durumunda ve açıkça talep edilmesi halinde 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince alacağa ticari faiz hükmedilmesi gerekir. Davacı arsa sahibi dava dilekçesinde alacağının avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğine göre, mahkemece kabul edilen alacağa avans faizi uygulanması gerekirken, yasal faiz uygulanması hatalı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan “yasal” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine, "değişen oranlarda avans" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17/04/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.