Davanın reddi

Taraflar arasındaki endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yıllardır bayan giyim tekstil alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, tüm marka ve endüstriyel tasarımları üzerinde tescilli yada tescilsiz mevzuatın öngördüğü şekilde münhasır hak sahibi olduğunu, tunik olarak nitelendirdikleri ve ekte görselleri bulunan ürünün karşı tarafça haksız bir şekilde tasarım ihlaline sebebiyet verilerek piyasaya sunulduğunu, bahse konu ürünün kolları büzmeli ön kısmında kısa detay görünüm ve yine ön kısmında büzmeli bağlamalı görüntüsü ve diğer detayları ile ayırt edicilik arz ettiğini, bu hususun tespiti amacı ile İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/148 değişik iş sayılı dosyası üzerinden davalıya ait adreste inceleme yapıldığını, bahse konu ürün tasarımında ayniyet derecesinde dört adet taba renkli taklit ürününün bulunduğu ve satışın perakende olarak yapıldığının tespit edildiğini, ayrıca bilirkişi raporunda müvekkiline ait tescilsiz korunma sahip tasarım ile davalıya ait adreste bulunan ürünün birbirine iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunun tespit edildiğini, davalının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 55 inci ve devamı maddelerinde düzenlenen müvekkiline ait tescilsiz tasarıma tecavüz ettiğinin ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini belirtmiş dava konusu ürünün müvekkiline ait tescilli tasarıma tecavüz ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile bu tecavüzden kaynaklı olarak 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile ele geçirilen ürünlerin imhası ve verilecek olan hükmün ilanını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın asılsız isnad ve haksız taleplere dayalı olduğunu, dava konusu tasarım üzerinde davacının hak sahibi olmadığı gibi ürünler arasında benzerlik ve iltibasın bulunmadığını, davacıya ait olduğu iddia olunan tescilsiz tasarımın "ART FASİON LAB" başlıklı sitede yayınlandığını, bayan giyime ait ürünlerin esas itibariyle birbirine benzeyebildiğini, değişik iş dosyasındaki rapora itiraz ettiklerini, bahse konu tasarımın ilk kez davacı tarafından piyasaya sunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiği her ne kadar davacı 6769 sayılı Kanun hükümleri kapsamında tescilsiz koruma şartlarına haiz tasarımının davalı tarafça taklit edilmek suretiyle piyasaya sunulduğundan bahisle tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması önlenmesi ve ortadan kaldırılması talebi ile işbu davayı açmış ise de yapılan inceleme sonucunda davaya konu ürüne ait tasarımın kamuya ilk kez davacı tarafça sunulmadığı, dolayısıyla yukarıda izahı yapıldığı üzere 6769 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi ve 57 nci maddesi hükümleri dikkate alındığında davaya konu tasarım yönünden tescilsiz korunma şartlarının davacı lehine oluşmadığı, ispat yükü altındaki davacının bilirkişi raporundaki tespitlerden önceki tarihlerde piyasaya sunulduğuna ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, kamuya sunulmuş olan harcı alem nitelikteki ürün ve tasarıma ilişkin davalı tarafça yapılan üretim ve pazarlamanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla davacının tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminata yönelik açmış olduğu davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Davalı tarafça müvekkile ait tescilsiz tasarım ile iltibas yaratacak derecede birebir benzeterek; haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretilmekte ve satılmakta olduğu dosya kapsamındaki değişik iş delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen, mahkemece tespit dosyasındaki raporun esas alınmadığını,

Mahkemece alınan kök bilirkişi raporundaki 'İş dosyasında yer alan görsellerde “haze” giyim etiketini taşıyan tunikte görülen tek fark yakadır, bu fark modelleri birbirinden ayıracak özellikte değildir. Modeller aynıya yakın benzerdir.' tespiti ile müvekkile ait tescilsiz korumaya sahip tasarıma yönelik davalının eylemlerinin tecavüz niteliğinde olduğunun sabit ve çekişmesiz hale geldiğini,

Kök Bilirkişi raporunda “davacı tarafın hak sahipliğine ilişkin yapılan değerlendirme dosya içeriğinde yer alan davaya konu tunik ürünün davacı adına tescilli olduğunu gösterir bir veriye ulaşılamamıştır. Aynı şekilde tescilsiz bir tasarım için gerekli olan kamuya sunuluş tarihini gösterir bir evrak/doküman/delil dosya içeriğinde görülememiştir. Bu sebeple davacının dava konusu tunik ürünü üzerinde hak sahibi olduğunu gösterir bir sonuca ulaşılamamıştır.” tespitinde bulunulmuşsa da dilekçemiz ekinde dava konusu tescilsiz tasarıma ait faturaların sunulduğunu, ancak müvekkil mevsimlik tasarım ürünleri ürettiğinden faturalardan da daha eski tarihli olarak kamuya sunmakta bu sebeple faturalar tek basına delil niteliği arz etmediğini,

Müvekkil dava konusu tunik ürününü tunik-pantolon olarak satışa sunmakta olup 06.04.2018 düzenleme tarihli faturada da dava konusu ürün ikili takım olarak yer aldığını, işbu husus İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/148 D.İş sayılı dosyasına sunduğumuz görselle de sabit olduğunu, bilirkişi tarafından ikili tasarım takımı olarak inceleme yapılması gerekirken bilirkişi tasarımları ayırarak inceleme yapmasının hatalı olduğunu, 'tasarımların bölünmezliği ve bütüncül izlenim üzerinde inceleme yapılması' gerekliliği göz önüne alınarak haksız rekabet gerçekleştirdiğinin kabulü gerekecektir.

Bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede, davalı tarafça sunulan ürün görselinin sisteme yüklenme tarihinin 10.09.2017 olarak tespit edilmiş olduğundan ve müvekkile ait 2 li tunik takımın kamuya sunulma tarihinden önce olduğu gerekçesi ile davaya konu ürün üzerinde müvekkilin herhangi bir hak sahipliği olmadığı yönünde tespitinin hatalı olduğunu, zira eski tarihli olduğu iddia edilen ürünler ikili tasarım dahi olmadığını,

Davalı tarafça sunulan 10.09.2017 tarihli ürün görseli ile müvekkile ait 06.04.2018 tarihli görsel ile, 11.05.2018 tarihli instagram görseli ve yine 06.04.2018 tarihli 492599 numaralı tunik ikili takım faturasından da anlaşılacağı üzere kıyaslanan görseller arasında ortalama 7 ay bulunduğunu, hazır konfeksiyon sektöründe hiçbir tasarım tasarlandığı gün üretime geçip aynı gün sosyal medyada yayınlanmadığını, sosyal medyada yayınlanmasının da tek başına bir kriter olmadığını, müvekkil toptancı olup 2017 yılı içerisinde satışa sunulacağı ilgili sezonu öncesinde showroomunda numune üzerinden kamuya sunarak sergileyerek, ürünün satışa çıkacağı sezon için siparişleri temin ettiğini,

Dolayısıyla yapılan tespit müvekkile ait ürünün kamuya sunulma tarihinin söz konusu görselden daha eski olmadığını ispata yeterli olmadığını, bu sebeple yerel mahkemenin başkaca delil araştırmasına gitmesinin gerektiğini, zira tarihler çok yakın olup müvekkile ait ürünün sonraki tarihli olduğunu ispatlamaya elverişli de olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece toplanan deliller ile aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporları uyarınca; davacı tarafından davaya konu edilen tescilsiz tasarım ile davalı kullanımındaki tunik ürününün karşılaştırılması sonucunda; davalı ürününün kısmen farklılık taşıdığı, ancak bu farkın ürünleri birbirinden ayırt etmeye yeterli nitelikte olmadığı, modellerin aynıya yakın benzer oldukları; ancak davacının tescilsiz tasarımı daha önce kamuya sunduğunu ve tasarım üzerinde hak sahibi olduğunu ispat edemediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, tasarıma tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talepleri istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve 55 inci maddeleri.

3. 6769 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi ve 57 nci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.