Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı ve bir kısım davalı kayyımı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince bir kısım davalılar kayyımı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulüne, yeniden kararla davanın kabulüne karar verilmiş, bir kısım davalı kayyımı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Antalya ili Konyaaltı ilçesi Sarısu Mahallesi Çatboğazı mevkiinde bulunan (eski 579) 20375 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 09.06.2010 tarihinde yapılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a uygulaması sonucunda 3605,01 metrekare yüzölçümü ile tapu kütüğündeki malikleri adına tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı ... Yönetimi vekili Antalya Kadastro Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını açıklayarak 22/a uygulaması ile yapılan tespitin iptaline, taşınmazın orman tahdidi içinde kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş; Kadastro Mahkemesince 3402 sayılı Kanun'un 22/a uygulamasına yönelik itirazın reddine, mülkiyet yönünden ise Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine karar verilmiş, bu kararın kesinleşmesi sonrasında mülkiyete ilişkin davanın gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 20375 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptaline ve fen bilirkişisi A.Serkan Körbay tarafından düzenlenmiş 22.05.2017 günlü krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 1944,17 metrekarelik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan ve (B) harfi ile gösterilen 1660,84 metrekarelik bölümünün ise tespit gibi malikleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davacı vekili ile bir kısım davalılar kayyımı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kayyım vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar kayyımı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Yörede 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre 1941 yılında yapılarak aynı ilan edilip kesinleşmiş orman tahdit çalışması; 1955 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışması; 3116 sayılı Kanun'a göre 1977 yılında başlayarak 1978 yılında bitirilen ve 31.01.1979 tarihinde askı ilanına çıkarılarak 1980 yılında kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanun’un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (4785 sayılı Kanun)
devletleşen ormanların kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde çalışması; 1988 yılında başlanılarak 1989 yılında sonuçlandırılarak aynı yıl askı ilanına çıkarılan ve ilan süresi sonunda kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun'la değişik 2 nci madde çalışması; 08.06.2010 tarihli tutanakla imza altına alınan 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (4999 Sayılı Kanun) 9 uncu maddesi uyarınca Fenni Hataları Düzeltme Çalışması; 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılarak 30.06.2010 tarihinde 30 günlük askı ilanına çıkarılan kullanım kadastrosu çalışması ve ayrıca 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca 2010 yılında yapılan yenileme çalışması bulunmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazın tamamının 1980 yılında kesinleşen tahdit çalışmalarında orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Şöyle ki; dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kalan kısmı için tapu iptali ve tescil istenmiştir ancak hükme esas alınan bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın yörede yapılan tüm kadastro çalışmalarında hangi işlemleri gördüğü, 2/B işlemine tabi tutulup tutulmadığı kesin olarak anlaşılamamaktadır.

Buna göre, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Dolayısıyla, Bölge Adliye Mahkemesince eksik araştırma ve incelemeye dayalı bilirkişi raporları üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın HMK'nin 373/2 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.01.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.