Davanın kısmen kabulüne, asli müdahilin davasının reddine

Taraflar arasında görülen tespite itiraz (aktarılan) davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece birleşen davaların kısmen kabulüne, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiş olup hükmün asli müdahil-davalı vekili Orman İdaresi vekili ile davalı ... ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunduğu 27.03.2003 tarihli dava dilekçesiyle, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle, Tekirova Köyü, Kepez (Tomsu) Mevkiinde bulunan, dava dilekçesine ekli krokide (A), (B) ve (D) harfleriyle gösterilen üç parça taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davaların davacıları Erdoğan Kalıpcı vekili krokide (F) harfi ile, ... vekili (H) harfi ile, ... vekili de (G) harfi ile gösterilen taşınmazın bölümlerinin satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle vekil edenleri adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce eksik araştırma ile karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, davalı ... vekilinin temyizi üzerine hüküm Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/4 üncü maddesi uyarınca yasal ve zorunlu ilanların yapılmadığı, eksik araştırma ile karar verildiği, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanmayı koşullarını haiz olup olmadığının tespiti açısından orman ve zilyetlik araştırmaları yapılması gerekçeleriyle bozulmuştur.

Yörede başlayan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu yerler 1025,1026,1027,1028,1037 ve 1038 parsel numaraları altında, edinme sebebi sütununa; tapulama zamanı kimsenin kullanımında olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında yerler olduğu ve 1998 yılından beri davacıların kullanımında olduğu belirtilmek suretiyle eldeki davada davalı olması sebebiyle malik hanesi boş olarak tespit edilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, Kadastro Mahkemesince davalar birleştirilerek yargılamaya devam edilmiş, yargılama aşamasında Orman İdaresi vekili asli müdahale talebinde bulunarak 1025 ve 1037 parsel sayılı taşınmazların orman sınırlarıiçerisinde kalan kısımları tespit edilerek bu kısımlar hakkında düzenlenen tespit tutanaklarının iptali ile yine bu kısımların orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen davaların kabulüne, 1025,1028 ve 1037 parsel sayılı taşınmazların davacı ..., 1027 parselin ..., 1038 parselin Hayri Erkek, 1026 parselin ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm asli müdahil-davalı vekili Orman İdaresi vekili ile davalı ... ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraz (aktarılan) isteğine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında yapılıp kesinleşmiş, 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2 nci madde uygulaması 1975 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 30.09.1976 tarihinde, itirazların incelenmesine ilişkin komisyon çalışmaları da 15.06.1982 tarihinde ilân edilmiş, 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılıp, 02.04.1990 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir.

Genel arazi kadastrosu 1972 yılında yapılıp, 08.03.1972 ilâ 07.04.1972 tarihleri arasında yapılan askı ilânı sonunda kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yer bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.

Mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş ise de kurulan hüküm dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; yörede 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdit çalışmalarında dava konusuz taşınmazlar orman sınırı dışında bırakılmış ise de dosyada mübrez orman bilirkişi raporları, memleket haritaları ve hava fotoğraflarının incelenmesinden dava konusu yerlerin evveliyatının zilyetlikle kazanmaya elverişli olmayan orman sayılan yerlerden olduğu, yine dosya içinde bulunan 2003 tarihli idari tahkikat tutanağında dava konusu yerlerde kullanımın 1-2 yıl önce başladığı ifadeleri ile kadastro tespit tutanaklarında dava konusu taşınmazların 1998 yılından beri davacıların kullanımında olduğu ifadeleri ile 06.07.2009 tarihli keşif sonrası aldırılan ziraat raporlarında, dava konusu yerlerden bir kısmının ekonomik amaca uygun kültürel faaliyette bulunacak büyüklükte olmadığı, bir kısmında imar-ihya faaliyetlerinin devam ettiği tespitleri birlikte değerlendirildiğinde, süre yönünden de zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

29.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.