Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralanana yapılan faydalı masraf bedelinin davalı kiralayandan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmü davalı temyiz etmiştir
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temiyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının alacak hesabı ve davacı ...’ya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar vekili müvekkillerinin davalıya ait arsayı köpek çiftliği ve veterinerlik hizmetlerinde kullanmak üzere 01.05.2009 tarihli sözleşme ile 8 yıllığına kiraladıklarını, boş olarak kiralanan arsanın 8 yıl boyunca kullanılacağı düşüncesi ile kiralama amacına uygun bir takım binalar ve yatırımlar yaptıklarını ancak davalının arsayı 20.11.2009 tarihinde üçüncü bir kişiye sattığını, arsayı satın alan bu kişinin ihtiyacı nedeniyle 22.03.2010 tarihinde tahliye taahhüdü verildiğini ve taşınmazın tahliye edildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakları saklı olmak üzere 15.000 TL zorunlu ve faydalı masraf alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin yanıltıldığını sözleşmenin boş olarak imzalandığını üst kısmının sonradan hukuka aykırı şekilde doldurulduğunu, davacının öne sürdüğü tüm yapı ve eklentilerin eski kiracılar tarafından yapıldığını, bunların davacılar ile bir ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraflar arasında imzalanan 01.05.2009 başlangıç tarihli ve 8 yıl süreli kira sözleşmesine dayanmıştır. Davalı ise sözleşmedeki imzasına karşı çıkmamakla birlikte açığa atılan imzasının kötüye kullanıldığını savunmuş ancak bu iddiasını yasada belirtilen delillerle kanıtlayamamıştır. Sözleşmede kiralananın niteliğinin arsa olduğu belirtilmiştir. Davacılar söz konusu taşınmazı köpek çiftliği olarak kiraladıklarını bir takım zorunlu ve değer arttırıcı masraf yaptıklarını ancak kira süresi sona ermeden taşınmazın 3.kişiye satıldığını bu nedenle tahliye etmek zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Davacılardan ... sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Kefalet akdi 6098 sayılı Borçlar Kanununun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre kefil akdi ilişkinin bir tarafı değil
borçlunun borcunu ödememesi durumunda bundan alacaklıya karşı şahsen sorumlu olmayı taahhüt ettiği ikincil bir akit niteliğindedir. Mahkemece kefalet akdinin niteliği ile bağdaşmayacak şekilde davacı kefil yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporu da yeterli değildir. Kiralananın satış, trampa gibi nedenlerle el değiştirmesi ve tahliye edilmesi durumunda kiracı tarafından açılacak faydalı ve zorunlu masraf alacağı davasında kiralananın davacı tarafından yapıldığı kabul edilen faydalı giderlerle birlikte gerçek değeri ile faydalı giderler dikkate alınmaksızın taşınmazın çıplak gerçek değeri belirlenmeli bu şekilde elde edilecek değerler arasında bir fark meydana geldiğinde bunlar birbirlerine oranlanmalı, böylece davacı kiracının yaptığı imalatların satış bedeline yansıma miktarı bulunmalı ve bu miktara hükmedilmelidir.Örneğin taşınmazın çıplak değeri 50.000 TL, faydalı giderlerle birlikte değeri de 62.500 TL ise bunların birbirlerine oranı 50.000: 62.500=0,8 dir Bu oran taşınmazın faydalı giderlerle birlikte değeri olan 62.500 TL'na uygulandığında 62.500X0,8=5.000 TL davalının haksız iktisabıdır. Eğer faydalı giderlerin yapılmış olması hali ile yapılmamış olması halinde belirlenen değerler arasında bir fark bulunmuyorsa davalının sebepsiz zenginleşmesi olmadığı kabul edilerek dava reddedilmelidir. Mahkemece açıklanan ilkelere uymayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.
Yukarıda 2 No'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.