İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/01/2017 tarih ve 2015/227 Esas, 2017/7 Karar sayılı kararı ile sanığın, taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası,63 ncü maddesi uyarınca 30375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 19/02/2018 tarihli ve 2017/734 Esas, 2018/326 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikini fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11/04/2021 tarihli ve 2018/34465 sayılı, temyiz talebinin esastan reddi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz istemi eksik inceleme yapıldığına ve sair nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/01/2017 tarih ve 2015/227 Esas, 2017/7 Karar sayılı kararı ile
Olay tarihinde gece saat 03: 30 sıralarında sanık ... sevk ve idaresindeki Gökmar Turizm şirketine ait olan 09 LM 430 plakalı Volkswagen marka minibüs tipi tur otobüsü ile Marmaris ilçesinde değişik otellerde kalan Rus uyruklu 16 turisti Dalaman havaalına götürmek üzere yola çıktığı, Çetibeli mevkii Erenbaşı mevkiine geldiğinde virajda direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın sağ taraftaki su kanalına düşerek sağ yan üzerine devrildiği ve bir müddet sürüklenerek durduğu, kazada ... içerisinde bulunan yolculardan katılanlar ..., Ekaterine Kaverina'nın alınan kati raporlarına göre BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, katılan ...'nın kati raporuna göre BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandıkları, Natalia Russkikh'in ise sevk edildiği hastanede vefat ettiği olayda;
Trafik kazası tespit tutanağı ve ekli basit krokiden; olay mahalli yerleşim yeri dışı olduğu, yolun 7m genişliğinde bölünmüş tek yönlü asfalt kaplama devlet yolu olduğu, hava açık zeminin kuru, vakit gece olduğu, aydınlatma bulunmadığı, yolun yatayda tehlikeli viraj düşeyde eğimli olduğu, araca ait yolun sağındaki su kanalında 11m sağ lastik izi sonrasında 21m çift lastik izi ile aracın sağ yan üzerine devrilerek 15m sürüklenerek son konumunu aldığı, şüphelinin alınan raporunda alkolsüz olduğu, kaza sonrası araçta yapılan kontrolde takograf cihazının kapalı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Sanık sürücü Sabahattin Karakaya ilk ifadesinden itibaren; olay mahallinde seyri sırasında kendisini sollayan bir ... olduğunu, dikiz aynasına baktığını sonrasında önüne baktığında aracın önüne ormandan domuz olduğunu düşündüğü bir karartının geldiğini görmesi ile sağa manevra yaptığını ve bu esnada aracın sağ ön tekerinin su kanalına düştüğü şeklinde savunmada bulunsa da, araçta yolcu olarak bulunan katılanlar ile tanık beyanlarının tamamından kaza anında aracın önüne çıkan herhangi bir karartı olmadığı anlaşılmış olup, suçlamadan kurtulmaya yönelik savunmasına bu nedenle itibar edilmemiştir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda belirtilen olayın oluş şekliyle ilgili 2.ihtimalde kazanın, sürücü ifadelerinde belirtildiği üzere önüne çıkan bir karartıdan kaynaklı meydana gelmesi durumu bir an için dikkate alınsa dahi, sanık sürücü idaresindeki aracın seyir şeridine girerek sürüş dengesini bozan hayvan olduğu düşünülen karartının sonuç üzerinde tali derecede etken oluşu, sanık sürücü Sabahattin Karakaya sevk ve idaresindeki otobüs ile seyri sırasında hızını aracının teknik özelliklerine, mahal, yol şartları ve far ışığı altındaki görüş mesafesine göre ayarlamaması, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde seyretmesi, viraja girerken hızını azaltmaması ve olay mahalline geldiğinde önüne çıkan hayvan olduğunu düşündüğü karartıdan kaynaklı yola uyum sağlayacak şekilde zamanında ve uygun tedbir almadığı anlaşılmakla, kontrolsüzce aldığı sağa direksiyon tedbiri neticesinde sebebiyet verdiği kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından dolayı asli kusurlu oluşunu etkilememektedir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğide, tanık ve katılanların beyanları ile kaza tespit tutanağında belirtildiği üzere kazanın önüne çıkan bir karartı olmaksızın sürücünün dikkatsizliği ve tedbirsizliği neticesinde meydana geldiği, sanık sürücü Sabahattin Karakaya sevk ve idaresindeki otobüs ile seyri sırasında hızını aracının teknik özelliklerine, mahal, yol şartlarına göre ayarlamaması, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde seyretmesi, viraja girerken hızını azaltmaması neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın sağdan yol dışı kalarak devrilmesi ile sebebiyet verdiği kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından dolayı asli ve tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Olay tarihinde sanığın idaresindeki minübüs ile gece, Marmaris ilçesindeki değişik otellerde kalan Rus uyruklu 16 kişiyi Dalaman Havaalanına götürmek için seyri sırasında, olay yerine geldiğinde, eğimli ve virajlı yolda, aracın yoldan çıkarak yolun sağındaki su kanalına sağ yanı üzerine devrilip, 15 metre sürüklenmesi neticesinde araçta bulunan yolculardan bir kişinin ölümü ile şikayetçi olan 4 kişiden ikisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek, diğerlerinin nitelikli şekilde ve şikayetçi olmayan 7 kişinin basit tıbbi müdahale ile, yine şikayetçi olmayan 4 kişinin ise nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda bilirkişi raporları ile tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığından mahkeme kararında bu hususta isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, sanığın seyri sırasında uyuduğuna ilişkin tam olarak delil elde edilemediğinden sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmamış, TCK'nın 61, maddesi gereğince suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın kusur durumu, yaralanmaların niteliği dikkate alındığında sanık hakkında TCK'nın 85/2. maddesi gereğince alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği kanaatine varıldığından, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilip, geçmişinde sabıkası olduğu belirlenen sanığın kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınanak, sanık hakkında TCK'nın 50. maddesinin uygulanmamasına, tayin olunan ceza miktarı dikkate alındığından CMK'nın 231. maddesi ile TCK'nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sürücü belgesi sahibi olduğu ve taksirli suç işleyen sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yapılan inceleme neticesinde bölge adliye mahkemesinin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Kaza tespit tutanağı ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi raporu, beyanların oluş ve dosya kapsamı ve birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin eksik incelemeye ilişkin temyiz istemi yönünden hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 19/02/2018 tarihli ve 2017/734 Esas, 2018/326 sayılı kararında; sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2024 tarihinde karar verildi.