HÜKÜMLER: Sanık ... hakkında beraat, sanık ... hakkında
mahkûmiyet

Sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin süresinde olmadığı,

Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden ise, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; sanık ... hakkında beraat kararı verilmesine, sanık ... hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim uygulanmasına, suça konu eşya hakkında karar verilmemesine ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce işlem gören, gümrük işlemleri gümrük müşaviri olan sanık ... tarafından yapılan, sanık ...'ün sahibi ve yetkilisi olduğu firma adına tescilli 10.07.2015 tarihli ve EX140284 sayılı ihracat beyannamesine konu eşyanın "kırmızı hat" kriterine sevk edilmesi ile denetimi neticesinde, beyan edilen ve tespit edilen eşyanın adedinin farklı olduğu, söz konusu farkın %10 oranını aşması nedeniyle Gümrük Müdürlüğünce Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulduğu anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca dava açılmıştır.

Sanık ... alınan savunmasında, gümrük müşaviri olduğunu, dava konusu beyannameyi gönderici firma tarafından verilen belgelere istinaden düzenlediğini, olayla ilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.

Sanık ... alınan savunmasında, .........., Lojistik Kargo Taş. ve Nak. Hiz. Tic. Ltd. Şti. firmasının sahibi ve yetkilisi olduğunu, beyanname kapsamı eşyanın firmasına ait olduğunu, depoda yükleme esnasında yanlışlık olduğunu, suç kastının olmadığını ifade etmiştir.

Dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre, gümrük müşaviri olan sanık ...'in firma tarafından sunulan belgelere uygun şekilde beyanname düzenlediği, eşya yüklemesi esnasında orada bulunmadığı, Gümrük Müdürlüğünce de bu hususta bir tespitte bulunulmadığı, firma sahibi sanık ...'ün ise beyan edilen ve tespit edilen eşya farkından sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
11.04.2016 tarihinde usulüne uygun olarak sanığa tefhim edilen karara karşı, sanık müdafiinin yasal süresinden sonra 10.05.2016 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, temyiz talebinin reddi gerekmiştir.

B. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Kararı Yönünden

1. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; olayın oluş şekli, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'in savunmasının aksine atılı suçu işlediği yönünde cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle kurulan beraat kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Kararı Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle

uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan Gümrük İdaresi vekilinin aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

1. Suç tarihi 10.07.2015 olduğu halde gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 16.09.2015 olarak gösterilmesi,

2. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası "yirmiüçüncü" fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde gereğince suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağı hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,

3. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarih ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtilmekle;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 10.07.2015, iddianame düzenleme tarihinin 01.10.2015 olduğu,
Sanığın Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2019/463 Esas sayılı derdest dosyasında; suç tarihinin 21.09.2015, iddianame düzenleme tarihinin 19.02.2016 olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

4. Gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olarak 5237 Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmesi gerekirken, aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,

5. Sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi

uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

Suça konu eşyanın müsaderesi hususunda iddianame ile kamu davası açılmadığı gibi bu hususta Mahkemece karar da verilmediğinden katılan Gümrük İdaresi vekilinin suça konu eşyaya yönelik talebi temyiz inceleme dışı bırakılmıştır.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığa 11.04.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 10.05.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Kararı Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü yönünden katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar bakımından herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Kararı Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

25.01.2024 tarihinde karar verildi.