Mahkumiyet

1- 2008 ve 2009 yılında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık ...'ın savunmasında diğer sanık ... ile birlikte söz konusu şirketin kurucu ortakları ve yetkili temsilcileri olduklarını, ancak iddianamede belirtilen faturalarla bir ilgilerinin bulunmadığını, şirketin faaliyet gösterdiği dönemde faturaların düzenlendiği bu şirketlerle ticari ilişkilerinin bulunmadığını söylemesi; sanık ...'nun savunmasında çocukluk arkadaşı olan diğer sanık ...'ın teklifi üzerine şirketi kurduklarını ancak aralarındaki anlaşmaya göre kendisinin hiç bir belgeye imza atmadığını, kesinlikle herhangi bir belge düzenlemediğini, şirketin adresini dahi bilmediğini söylemesi; grafoloji uzmanı olmamakla birlikte serbest mali müşavir Veli Ak tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, ifade tutanaklarındaki imzalar ile dosya arasında bulunan faturalardaki imzalar karşılaştırılıp bir kısım faturalardaki imzaların sanıkların imzasına benzediğinin belirtilmesi karşısında, suçun unsurlarının ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından;
a) Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaların sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b) Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olmadığının anlaşılması halinde
aa- Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
bb- Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,

Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 15/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.