Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davalıların davacıya ait 100 ada 20 parselde kayıtlı 4 numaralı bağımsız bölüme elatmalarının önlenmesine, fuzuli şagil olmaları sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.09.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle, 56.274,50 TL ecrimisilin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden müdahalenin meni davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden açılan ecrimisil davasının reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/17943 Esas, 2014/2863 Karar sayılı ilamı ile davanın, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olduğu, çekişme konusu 4 nolu bağımsız bölümün 14.07.2008 tarihinde davacı tarafından edinildiği, davacının 30.07.2008 tarihinde davalılara taşınmazın boşaltılması istemi ile ihtarname keşide ettiği, çekişme konusu yerde oturan ve karı-koca olan davalılar arasında boşanma davasının sürdüğü, İstanbul 2. Aile Mahkemesinin 21.05.2008 tarihli kararı ile davalı ...'in evden uzaklaştırıldığı, yargılama aşamasında taşınmazın anahtarının davacıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi hükmünün (kira ilişkisi dışında) üçüncü kişilere ait taşınmazlar bakımından uygulanamayacağı, bunun yanında Aile Mahkemesince çekişme konusu taşınmazın davalı ...'ye tahsisine ilişkin verilen ara kararın, davacının mülkiyet hakkını engeller nitelikte olduğundan bu karara hukuki değer izafe edilemeyeceği, hal böyle olunca, yargılama aşamasında taşınmazın boşaltıldığı gözetilerek, elatmanın önlenmesi talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteği bakımından; davalı ... ihtarname tebliğinden önce taşınmazdan ayrıldığından, davalı ... yönünden ihtarnamedeki boşaltma istenen tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı ...’e karşı açılan davanın reddine, davalı ...’ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 14.01.2009-18.03.2009 tarihleri arası dönem için 15.975 TL ecrimisilin dava sonu itibariyle faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün 14.07.2008 tarihinde davacı tarafından edinildiği, davacının 30.07.2008 tarihinde davalılara taşınmazın boşaltılması istemi ile ihtarname keşide ettiği, çekişme konusu yerde oturan ve karı-koca olan davalılar arasında boşanma davasının sürdüğü, İstanbul 2. Aile Mahkemesi'nin 21.05.2008 tarihli kararı ile davalı ...'in evden uzaklaştırıldığı, yargılama aşamasında taşınmazın anahtarının davalılar tarafından davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Mahkemece, bozmaya uyulmakla bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında, davaya konu taşınmaz yargılama sırasında boşaltıldığından, davalı ... yönünden elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilerek ecrimisil talebine ilişkin hüküm kurulmuş, müdahalenin meni talebi hakkında hüküm kurulmamıştır. Bu itibarla, davalı ...’ye karşı açılan elatmanın önlenmesi davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde HMK’nin 297/2 maddesine aykırı olarak elatmanın önlenmesi talebi hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı vekili dava dilekçesinde, ecrimisil talebi için faiz talep etmemiş, 07.09.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle ecrimisil alacağına yasal faize hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı lehine belirlenen ecrimisile dava sonu itibariyle yasal faize hükmedilmiş ise de, davacı vekili tarafından 07.09.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle yasal faize hükmedilmesi talep edildiğinden, hükmedilen ecrimisil alacağına ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava sonu itibariyle yasal faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davalı ... yönünden ihtarname tarihinden önce taşınmazı boşalttığı anlaşıldığından sübuta ermeyen davanın reddine, ayrıca ihtarnamenin davalı ...'e tebliğinden önce taşınmazı boşalttıysa da en azından taşınmazı işgali ile dava açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından lehine ücreti vekalete hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davacı vekili, davalı ... ve İbrahim’e karşı açtığı davada her ikisi yönünden de elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinde bulunduğuna, davalı ... yönünden ecrimisil talebi reddedildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı ... lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 16.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.