TCK 204/1,62,53,158/1-j, 62,53 maddeleri gereğince mahkumiyet

Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümleri sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
...şubesine başvuran sanığın baştan beri var olan dolandırıcılık kastıyla hareket ederek kendisine tahsis edilmeyeceğini bildiği krediyi tahsis ettirmek amacı ile emanetin 2008//1194 sırasına kayıtlı olan sahte senetleri katılan bankaya vererek 15.000 TL kredi verilmesini sağladığı iddia olunan olayda; şikayet dilekçesine ekli kredi sözleşmesi incelendiğinde, 15.000 TL bedelli tüketici kredisi (taşıt kredisi) olduğu ancak bu krediye teminat olarak verildiği söylenen ve şikayet dilekçesinde bahsi geçen, adli emanetlerde bulunan senetlerin toplam meblağının 80.925 TL olup kredi meblağı olan 15.000 TL bedelin çok üzerinde olduğu, 15.000 TL bedelli bir kredi için bu miktarda teminat senedi alınmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, katılan ...'ın 18/10/2010 tarihli yazısında şikayete konu kredinin taşıt kredisi olduğu, 09/03/2006 tarihinde kredi kullandırıldığı, yazı ekindeki şikayet dilekçesinde yazılı olup mahkemenin esas aldığı söz konusu senetlerin ise müşterileri olan sanığın kullandığı diğer ticari kredileri için teminat olarak alındığının belirtilmesi karşısında, davaya konu kredi için teminat senedi verilip verilmediğinin, verildi ise hangi senetlerin olduğu ve kredi öncesinde mi yoksa sonrasında mı verildiğinin tespit edilmediği anlaşılmakla,gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, şikayete konu edilen ve dolayısıyla iş bu kamu davasının konusunu oluşturan 09/03/2006 tarihli 15.000 TL bedelli tüketici kredisi sözleşmesi için sanıktan teminat olarak senet alınıp alınmadığı, alınmışsa hangi senetlerin alınmış olduğu, bu senetlerin kredi kullandırılmadan önce mi yoksa kredi kullandırıldıktan sonra mı alındığı, senetlerin aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı alındığı, şikayet dilekçesinde bahsi geçen ve adli emanetlerde bulunan senetlerin iş bu tüketici kredisi sözleşmesi ile ilgisinin bulunup bulunmadığı hususları açıklığa kavuşturulduktan sonra neticesine göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.