Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın beraatına ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, daha önce vefat eden ... sigorta sicil numaralı babası ...'dan dolayı katılan kurumdan ... tahsis numarası ile aylık almakta iken, 13/03/2011 tarihinde Bağ-Kur'lu çalışmasına rağmen bu hususu kuruma bildirmeyerek 19/03/2011-18/10/2011 tarihleri arasında kurumdan 4.742,74 TL'yi haksız biçimde alarak bu şekilde kendisine menfaat sağladığı iddia edilen olayda;
Sanığın, ... sigorta sicil numaralı babası ...'ın vefatı nedeniyle ... tahsis numarası ile ölüm aylığı almakta iken, ...'da yaşayan bir yeğeni için kendi adına ticari araç aldığı, bu nedenle 13/03/2011 tarihinde Bağ-Kur sigortalısı yapıldığı, bu sebeple 19/03/2011-18/10/2011 tarihleri arasında katılan kurumdan 4.742,74 TL haksız olarak maaş aldığı, bilahare aldığı maaşı faizleri ile birlikte kuruma iade ettiği, 12/10/2011 tarihinde de Bağ-Kur tescilinin terkin edildiği, sanığın olayı samimi olarak anlattığı ve günü birlik Bağ-Kur sigortalılığının ölüm aylığı almasına engel teşkil ettiğini bilmediğini savunduğu, Bağ-Kur pirimleri ile ilgili sorun çıkınca durumu fark edip katılan kuruma ihbar ederek haksız aldığı ileri sürülen paraları da iade ettiği, ayrıca Bağ-Kur sigortalılığının da terkin edildiği anlaşılmakla; sanığın aksi ispat edilemeyen savunması karşısında sonradan terkin edilen Bağ-Kur sigortalılığında herhangi bir menfaati de bulunmadığından suç işleme kastı taşımadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün ONANMASINA, 16/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.