Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.12.2016 tarihinde sigortalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeni ile trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeni ile yolculardan iki kişinin hayatını kaybettiğini, hayatını kaybeden ...'in yakınlarının açtığı destekten yoksun kalma davası sonucu davacı şirket tarafından toplam 363.261,86 TL ödettiğini, bu rakamın rücuen tahsili için takip başlatıldığını belirterek davalı tarafın icra dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takiplerin devamına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; araç sürücüsünün %100 kusurlu olması nedeni ile rücu hakkının bulunmadığını, sürücünün sadece 0,12 promil alkollü olduğunu, sürücünün alkol etkisiyle araç kullandığının değerlendirilemeyeceğini, kaza sırasında sürücünün hızının makul oranda olduğunun ceza dosyasında yapılan belirlemelerle sabit olduğunu belirterek davacının %20'den az olmamak şartıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... tarafından araç sürücüsünün alkol promil oranına ilişkin yanlışlık yapıldığı, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile araç sürücüsünün alkol oranının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince belirlenen promil oranının çok altında olduğu, ayrıca zararın meydana gelmesinde sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi yahut ağır kusuru bulunması halinde rücu hakkının doğacağı, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinin mevcut promil oranı ile ispatlanamadığı, davaya konu kazada araç sürücüsü tam kusurlu olsa dahi bu durumun tek başına zararın meydana gelmesinde kastının yahut ağır kusurunun olduğunu göstermeyeceği ve rücu şartlarının somut olayda oluşmayacağı anlaşıldığından davanın reddine, davalı tarafın cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinin olduğu, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılmasının da zorunlu olduğu, takibin davacı ... tarafından kötü niyetle yapıldığının ispat edilmesi gerektiği, somut olayda icra takibi başlatan sigorta şirketinin takipte kötüniyetli olduğunun dosyadaki bilgi, belge ve delillere göre ispatlanamadığı gerekçesi ile davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı kendi eylemleri ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davaya konu icra takipleri açılmadan önce davalıya alkollü olduğundan kaynaklı rücu yazısı gönderildiğini, ancak davalı taraf alkolsüzlük ve maddi hataya ilişkin müvekkil şirkete herhangi bir bilgilendirme yapmadığını, davalı taraf lehine vekalet ücreti takdiri hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kötü niyet tazminatı talebinin reddinin kanun ve hukuka aykırı olduğunu, davacının takipte kötü niyetli olduğunun bilgi, belge ve delillerle ispat edilemediği gerekçesi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmediği belirtilse de hatalı bir karar tesis edildiğini, kararın kötü niyet tazminatı talebi yönünden bozulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme karar ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

davacı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının araç işleteninden rücuen tahsili talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 62 nci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.