Taraflar arasındaki araç hasar bedeline ilişkin tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.12.2019 tarihinde davacının kullandığı araç ile davalıya trafik sigortalı traktörün çarpışması ile yaralamalı ve maddi hasarlı kaza oluştuğunu belirterek kaza sebebiyle aracın maddi zarar bedeli 30.000,00 TL ile değer kaybı bedeli 100,00 TL olmak üzere toplam 30.100,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kazanın oluşumunda davalı şirket sigortalısı... plakalı aracın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, mahkemece davalı şirketin sorumluluğu bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde teminat limiti ile sorumluluklarının bulunduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın yetki yönünden reddi ile yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının talep ettiği maddi hasar ve değer kaybı tutarının uzman bilirkişi tarafından hesap edilmesi gerektiğini, aracın değer kaybının hesap edilirken aracın yaşı, daha önce kazaya karışıp karışmadığı, kilometresi gibi hususların da göz önünde bulundurulmasını, araç mahrumiyet bedeli aracın işletilememesinden doğan kazanç kayıpları gibi yansıma zararların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) teminatı dışında olduğunu ve söz konusu taleplerin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; dosya içinde bulunan trafik bilirkişi tarafından düzenlenen kusur raporu ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusur raporunda davacının, davalıya sigortalı araca arkadan çarpması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili, ATK kusur raporuna itiraz ve kusur tespiti için dosyanın İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü Heyetine gönderilmesi taleplerinin dikkate alınmadığını, ATK'nın çarpma noktasını dikkate almadığını, çarpma noktasının yanlış olduğunu, keşifte gösterilen çarpma noktasının polis raporundaki yer olmadığını, yolda izlerin olduğunu ve bu izlerin başlama yerinin üç şeritli yolun ortası olduğunu, çarpmanın en sağ şeritte arkadan olmuş gibi rapor yazıldığını, kusurun mahkemece değerlendirilmediğini, çelişkileri gidermek için İTÜ'den rapor alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Söz konusu olay nedeniyle tutulan trafik kaza tespit tutanağında; 20 K 5157 plakalı araç sürücüsü Hasan Hüseyin'in asli kusurlardan arkadan çarpma ve tali kusurlardan aracın hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmama kuralını ihlal ettiği, 45 RA 8045 plakalı traktör sürücüsü Yavuz'un aracını pulluk takılı şekilde karayolunda kullandığı için trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen yasal zorunluluk veya yükümlülüklere uymama kuralını ihlal ettiğinin tutanağa bağlandığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan kusur raporunda Hasan Hüseyin'nin %100 kusurlu olduğunun rapor edildiği, Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.03.2021 tarihli raporda Hasan Hüseyin'nin %100 kusurlu olduğunun rapor edildiği, raporlar ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ileri sürdüğü istinaf sebeplerini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85,89,91 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.