...

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Pendik 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.06.2012 tarihli ve 2010/428 Esas, 2012/1517 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/14508 Esas, 2016/1957 Karar sayılı bozma kararı sonrası yapılan yargılama ile İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2016/193 Esas, 2018/295 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde 5237 sayılı Kanun’un 191 inci birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve sekizinci fıkraları uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezasına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 30.05.2018 tarihinde kesinleşmiştir.

B. Sanığın denetim süresi içinde 20.03.2018 tarihinde işlediği "nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme" suçundan İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.10.2019 tarih ve 2018/510 Esas, 2019/667 Karar sayılı mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2021 tarihli ve 2021/282 Esas, 2021/719 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.

Cumhuriyet savcısı, " Her ne kadar sanık ... hakkında İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08/10/2021 gün ve 2021/282 Esas ve 2021/719 Karar sayılı kararı ile sanığın TCK'nın 191. Maddesinde tanzim olunan suçu işlediğinden bahisle 2 yıldan başlanarak neticeten 1 YIL 8 AY hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, dosya kapsamındaki suç tarihinin 2010 yılı olduğu, suç tarihinde atılı suçun cezasının ilgili kanun maddesinde 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlendiği, ilgili kanun maddesinde 2014 yılında yapılan değişiklikle eylemin cezasının 2 yıldan 5 yıla kadar denilmekle artırıldığı, mahkemenin neticeten verdiği cezada 2014 yılında yapılan ve sanığın

aleyhine olan değişikliğin esas alındığı, suç tarihindeki cezanın sanık yönünden daha lehe olması durumu göz önüne alındığında sanık hakkında fazla ceza tayin edildiği, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğu " gerekçesiyle temyiz talebinde bulunmuştur.

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; bozmaya uyulduğu ancak,
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davası üzerine 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki, yasal düzenleme dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın "nitelikli hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme" suçunu işlediği gerekçesi ile ihbarda bulunulduğu ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 30.05.2018 tarihinde kesinleştiği, ihbar olunan suç tarihinin ise 20.03.2018 olduğu; ihbar olunan suçun denetim süresi başlamadan önce işlenmesi nedeniyle hükmün açıklanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden ve; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 191 inci madde hükümleri çerçevesinde verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararların 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olduğu, bu itibarla hükmün ancak; ihbara konu suçun "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu olması halinde açıklanabileceği gözetilmeksizin, "nitelikli hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme" suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2021 tarihli ve 2021/282 Esas, 2021/719 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.