Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 16.07.2009 tarihinde müvekkili ...'ın eşi, diğer müvekkilleri ..., ... ve ...'ın muris babaları ...'ın kullandığı traktör ile davalıların sürücü ve maliki olduğu aracın karıştığı trafik kazasında desteğin vefat ettiğini, karşı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olduğu için alkolün etkisiyle olay yerinden kaçtığını, kazadan dolayı müvekkillerinin desteklerini kaybederek maddi manevi mağduriyetlerinin olduğunu, zira vefat eden ...'ın sağlığında çiftçilikle uğraştığını ve ek olarak manavlık yaptığını, kaza ile ilgili Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 2009/323 E. sayılı dosya ile sürücü davalı ...'ın cezalandırılmasına karar verildiğini, davaya karışan aracın satılması amacıyla araç sahibi ... tarafından kazadan önce davalılardan ...'e teslim edildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 4 üncü maddesi uyarınca teşebbüs sahiplerinin kendilerine bırakılan motorlu araçaların tümünü kapsamak üzere esasları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilecek bir zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) yaptırmaya ve denetimlerde bu sigortanın yapıldığını belgelemeye mecbur olduklarını, dava konusu olayda kendisine araç bırakılan ...'in araç için sigorta yaptırmadığını, trafik/noter devri gerçekleşmeden satışın yapılmasına aracılık ettiği için kusurlu olduğunu, Güvence Hesabının sigorta şirketi olarak zarardan limit dahilinde sorumlu olduğunu, ... için 5.000,00 TL, küçük çocuklar ... için 500,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 3.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, ıslah ile talebini ... için 50.434,73 TL, ... için 1.906,41 TL, ... ...için 8.535,36 TL, ... için 13.861,26 TL'ye yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/179 Esas- 2021/266 Karar sayılı dosyasında; asıl dosyada talep edilmeyen bakiye(... için 95.487,08 TL, ... için 465,79 TL, ... için ise 12.046,25 TL olmak üzere 107.999,12 TL için bir davada birden fazla ıslah yapılması mümkün olmadığından ek dava ile talepte bulunulduğunu, 107.999,12 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; derdestlik nedeniyle davanın reddini, davacıların açtığı Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/369 Esas sayılı dosyasının derdest ve müracaata kalmış olmasına rağmen kesinleştirilmeden Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesindeki davayı açtıklarını, Bağ-Kur ödemesinden dolayı müvekkil kurumun sorumluluğunun kalmadığını, kaza sonrasında davacılara toplam 46.972,00 TL ödeme yapıldığı gerekçesi ile paranın tahsili için Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/4 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın devam ettiğini, ... plakalı aracın Ergo Sigorta A.Ş.'den ZMSS bulunduğunu, sorumlukları var ise bunun ilgili aracın ZMMS poliçesinin bulunmamasından kaynaklandığını, ancak aracın Ergo Sigorta tarafından düzenlenmiş kaza tarihini kapsayan poliçesinin bulunduğunu, ölenin gelirinin maaş bordrosu, vergi levhası gibi resmi belgelerle ispat edilemediğinden asgari ücret olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline yöneltilen husumetin usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, aynı araç üzerinde farklı hukuksal olguların dayanak yapılarak iki işleteninin olduğunun iddia edilemeyeceğini, birinci işletenin araç üzerindeki araçtan yararlanma ve eylemli egemenliğinin hukuksal manada sona ermeden diğer bir kişi ya da kuruluşun işleten sıfatını kazanmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin işleten sıfatını kaybettiğini, meydana gelen kazadan hukuksal sorumluluğunun bulunmadığını, çünkü kazaya karışan aracın 12.02.2009 tarihinde ...'in işlettiği Nazar Otomotiv isimli galeriden, ... isimli şahıs tarafından satın alındığını, kazayı yapan araç sürücüsünün aynı zamanda işleten sıfatına da sahip olduğunu, davada müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, yöneltilen husumetin doğru olmadığını, davacı tarafın iddiasını değiştirip genişletmesine muvafakat etmediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğraması ve müvekkili açısından husumet nedeniyle reddini, müvekkilinin ... plaka sayılı aracın ... ile ... arasındaki araç alım satımında aracılık ettiğini, araç üzerinde müvekkilinin eylemli olarak hakimiyetinin söz konusu olmadığını sadece aracılık yaptığını, müvekkilinin aracılık ettiği tarihin 12.02.2009 olduğunu, kazanın ise bu sözleşmeden yaklaşık 5 ay sonra 16.07.2009 tarihinde meydana geldiğini, müvekkilinin komisyoncu olarak işlem yaptığı tarihte söz konusu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesinin (trafik sigortası) bulunduğunu, aracı işleten ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısının da bu zararlardan sorumlu olmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2011/112 Esas-2012/247 Karar sayılı kararıyla, kazaya karışan davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın %25 kusurlu olduğu, davalı ... 12.02.2009 tarihli dosya içerisinde mevcut oto satış sözleşmesi ile aracı davalı araç sürücüsü ...'a devrettiğini bu sebeple aracın zilyetliğini devrettiğini ve işleten sıfatının değişeceğini ileri sürmüş ise de 2918 sayılı KTK'nın 20/d maddesi hükmü gereğince trafikte tescil edilmiş motorlu araçların noterlerce yapılmayan her türlü satış ve devir işlemleri geçersiz olduğundan ...'in 2918 sayılı Yasa kapsamında aracın işleteni olduğu ve 2918 sayılı Yasanın 85/5 inci maddesine göre işletenin araç sürücüsünün kusurundan sorumlu olduğu,kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunduğu, dosya içerisinde mevcut 19.06.2009 tanzim tarihli poliçe olduğundan ...'nın sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulü ile; davacı ... için toplam 21.257,79 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, 5.000,00 TL'ye kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden, 16.257,79 TL'ye ıslah tarihi olan 19.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... ...için toplam 1.337,74 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, 1.000,00 TL'ye kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden, 337,74 TL'ye ıslah tarihi olan 19.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... ...'a velayeten davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... için toplam 5.736,76 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, 3.500,00 TL'ye kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden, 2.236,76 TL'ye ıslah tarihi olan 19.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile ...'a velayeten davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince 2016/11699 Esas 2017/3453 Karar sayılı 30.03.2017 tarihli kararı ile "Somut olayda; davacılara murislerinin ölümü dolayısıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi gelir bağlandığı, eş ... için 29.176,94 TL, çocuklar ... için 2.473,64 TL, ... için 8.124,50 TL ve ... için 7.197,62 TL peşin sermeye değerli ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 14.02.2012 tarihli aktüer raporunda; davacılara SGK tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerleri, davacılar için hesaplanan tazminatlardan ayrı ayrı mahsup edilmiştir. Ancak dosya kapsamına göre; SGK tarafından, davacılara bağlanan gelirin rücuen tahsili amacıyla, iş bu eldeki davanın davalısı ... ile ... aleyhine Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2010/4 Esas, 2011/228 karar numarası ile dava ikame edildiği, mahkemece, davalı tarafın kazada %25 kusurlu olduğu, kusur oranına göre kurum zararının 11.743,17 TL olduğunu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.743,17 TL'nin onay tarihi olan 28.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 10. H.D'nin 28.11.2013 tarih, 2011/16631 E., 2013/22643 K. sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş, SGK tarafından açılan rücu davasının kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleşmiş ise sigorta şirketi tarafından SGK'ya rücuen ödenecek nihai tazminatın poliçe limitinden mahsubu ile bakiye tazminata hükmetmek olmasına rağmen, iş bu dava dosyası bekletici mesele yapılmadan; davacılara SGK tarafından bağlanan peşin sermeye değerinin tamamının hesaplanan tazminattan tamamen düşülerek yapılan hesaba göre karar verilmesi isabetli olmamış, bozma sebebi yapılmıştır. Dosya kapsamına göre; davalı ...'in işleteni olduğu ... plakalı otomobil, 19.06.2009-2010 tarihleri arasında, dava dışı Ergo Sigorta AŞ nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalanmış ise de poliçenin mebdeinden (poliçe bedeli ödenmediğinden) başlangıcından itibaren iptal edildiği anlaşılmaktadır. Bu halde; kaza tarihinde prim ödenerek sorumluluğun başladığı geçerli bir ZMMS poliçesi bulunup bulunmadığı tartışılmadan davalı ...'nın sorumlu olmadığı gerekçesi ile hatalı şekilde davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak bozma ilamındaki hükümlere bağlı kalınarak ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek alınan bilirkişi raporuna göre davacılardan murisin; eşi ... için 145.921,81 TL, çocuklarından ... için 2.372,20 TL, ... için 5.549,04 TL, ... için 25.907,51 TL olmak üzere toplam destekten yoksun kalma tazminatının 179.750,57 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili 07.06.2021 tarihli ek dava dilekçesi ile asıl dosyada ikinci kez ıslahın mümkün olmaması nedeniyle talep edilemeyen 107.999,12 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili için talepte bulunulduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın davalılar ..., ... ve poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere ... yönünden kısmen kabulü ile; davacı ... için toplam 50.434,73 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... ...için toplam 5.549,04 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... için toplam 13.861,26 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için toplam 1.906,41 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın davalılar ..., ... ve poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere ... yönünden kabulü ile davacı ... için toplam 95.487,08 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için toplam 12.046,25 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için toplam 465,79 TL olan destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 27.08.2009 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 16.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'na müvekkillerine bir ödeme yapılmadığını, davanın başından itibaren davalı ...'nın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan ölüme bağlı maaş haricinde davalıya ödeme yapıldığını iddia edilmesine rağmen ödemeye ilişkin bir belge sunulmadığını, kusur bilirkişi raporunda müvekkillerin murisine % 75 kusur verildiğini, tazminat hesabından bu oranda indirim yapıldığını oysa kaza tarihinin 2009 olmasına göre Yargıtayın yerleşmiş kararlarına göre 2015 yılından önce meydana gelen kazalarda kusur indirimi yapılmadan tazminat hesabı yapılması gerektiğini, 26.08.2009 tarihli hesap bilirkişi raporunun 1. sayfasında erkek çocukların askerlik durumu da gözetilerek 20, kız çocuklarının ise 22 yaşın ikmaline kadar murisinden destek göreceği belirtilerek hesap yapıldığını, SGK tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri olarak 46.972,70 TL tazminattan mahsup edildiğini, 26.08.2009 tarihli hesap bilirkişi raporunun 1. sayfasında "asgari ücretin üç katı üzerinden" hesaplama yapıldığını, davalı ...'nın bu rapora itiraz etmediğini ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece kusur raporu alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen tutar güncellenmeden mahsup edildiğini, hesap raporunda davacı erkek çocuklar için 20 yaşına kadar hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, murisin kazancı tespit edilmeden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, teminat limiti aşılarak hüküm kurulduğu, vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinin teminat limiti ile sınırlı tutulması gerektiğini ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından müvekkil davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, işbu davanın vekille takip edilmesine karşın dosyada müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın yaptığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, ... Yönetmeliği.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekili ile davalı ... vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı ...'nın diğer temyiz itirazları yönünden;
2.a. Dava dilekçesinde desteğin manav işlettiği, yük taşımacılığı yaptığı ve hayvan yetiştiriciği yaparak gelir elde ettiği ileri sürülmüştür. Mahkemece, hükme esas alınan tazminat bilirkişi raporunda, bilirkişi sadece tanıkların ifadeleri ile gelirin 3.000,00 TL - 5.000,00 TL yönünde ifade verildiğini ancak bu tutarın yüksek olması sebebiyle desteğin gelirinin asgari ücretin üç katı üzerinden esas alınarak hesaplama yapıldığı belirtilmiştir.
Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Davacının maruz kaldığı destekten yoksun kalma zararının belirlenebilmesi için desteğin son gelir durumunun net olarak belirlenmesi gerekir. Mahkeme tarafından da desteğin sosyal ekonomik durumu hakkında hiçbir araştırma yaptırılmamıştır.
Desteğin sağlığında gelir elde ettiği işyerleri, dükkan büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanları gibi ticari müessese ve tarımsal işletmeleri de mirasçılarına intikal etmektedir. İntikal eden ticari faaliyet ve tarımsal işletme varlıklarının mirasçılar tarafından kullanılması neticesinde gelir elde edilebileceğinden artık destekten yoksun kalma zararı hesaplanırken bu durumun da nazara alınması gerekmektedir. Bu nedenle desteğin vefatından önceki geliri tespit edilirken, söz konusu ticari faaliyet veya tarımsal işletmenin devamı için desteğin sağlığında yapmış olduğu kişisel katkısının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafın iddia ettiği işlerin tamamının, destek tarafından aynı anda yürütülmesinin, hayatın olağan akışı karşısında mümkün olmadığı dikkate alınarak desteğin sürekli gelir elde ettiği işinin ne olduğunun net biçimde saptanması; hayvancılık yaptığı iddiası yönünden, ilgili kolluk birimi marifetiyle sosyal ekonomik durum araştırması yaptırılarak desteğin kaç hayvanı olduğunun tespit ettirilmesi, bu hususun İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü nezdinde de araştırılmasından sonra, hayvancılık faaliyetinin yürütülmesine desteğin sağladığı kişisel katkının belirlenmesi ve bu katkı oranındaki gelirin tazminat hesabına esas alınması gerektiğinin gözetilmesi; desteğin nakliyecilik yaparak gelir elde edip etmediği yönünden de, adına kayıtlı araç olup olmadığı, resmi kurumlar nezdinde nakliyecilik yaptığına dair kayıt bulunup bulunmadığının araştırılması ile gelirinin belirlenmesi; daha sonra, desteğin net biçimde saptanan geliri üzerinden hesap yapılması için bilirkişiden ek rapor alınarak (temyiz eden davalı ... lehine oluşan kazanılmış haklar gözetilerek) oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.b. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, kaza tarihinde davacılar ... ve ... için 20 yaşına kadar destekten yoksun kalma zararının hesaplanması doğru olmamıştır.
2.c. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dosya davalısı ... aleyhine Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (iş mahkemesi sıfatıyla) 2010/4 Esas sayılı dosyasında rücuen tazminat davası açıldığı, 11.743,17 TL'nin ödenmesine karar verildiği ve kararın 28.11.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Rücuen hükmedilen bu tazminatın kesinleşmesine kadar işleyecek faizi ile birlikte hesaplanarak dosyada belirlenecek tazminat miktarından düşülmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.d. 2918 sayılı KTK'nın 98 ve 99. maddeleri ile ZMSS Genel Şartlarının B.2 maddesi uyarınca, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini ödemekle yükümlü olup hükmolunan tazminat miktarı sigorta bedelini (limitini) geçerse, sigortacının bu masraflardan sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. O halde, davalı sigorta şirketinin (...) yargılama gideri ve avukatlık ücretinden, sigorta bedelinin (limitinin) hükmolunan tazminata oranı dahilinde sorumlu tutulması gerekirken mahkemece bu durum gözetilmeden yargılama gideri ve vekalet ücretinin asıl alacakla birlikte poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu belirtilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekili ile davalı ... vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Değerlendirme bölümünün (2a), (2b), (2c) ve (2d) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ve davalı ...'e yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ... Hesabına iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.