Mahkûmiyet, eşya müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık ...'un temyiz sebebi, eylemin suç olduğunu bilmediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

Olay tarihinde Erzurum Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/486 Değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden sanık ...'un sürücülüğünü yaptığı araçta gerçekleştirilen aramada, 950 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı; ek savunma hakkı tanınarak anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delâletiyle 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları gereği uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.

Sanık savunmalarında, atılı suçu ikrar etmiş ve bildirilen gümrüklenmiş değerin iki katını ödemeyeceğini beyan etmiştir.

Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar Tebliğname'de, suça konu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerinin iki katını kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde, cezasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerekirken, sanığa ödeme halinde yapılacak indirim oranı belirtilmeden ve hangi tarihe kadar ödeme yapılacağının belirtilmemesi suretiyle usulsüz ihtaratta bulunulduğu ve usulünce yapılmayan ihtarata uyularak ödeme yapılmadığından bahisle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de; sanığın bozma sonrası yapılan etkin pişmanlık ihtaratı üzerine mahkeme huzurunda kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katındaki tutarı ödeyecek ekonomik durumunun olmadığını beyan ettiği anlaşılmış olup, ödeme gücü olmadığını ifade eden sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

1.Sanık hakkında kazanılmış hakka konu olan cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası olduğu ve infazın bu miktar üzerinden yapılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Dava konusu kaçak sigaraların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken, sadece numune olarak alınan sigaraların müsaderesine karar verilmesi, hususları isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden

aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği sanığın kazanılmış hakkının korunmasına ilişkin 7 no'lu paragrafın hükümden çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme "cezada kazanılmış hakkı gereği infazın önceki hükümde verilen 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası üzerinden yapılmasına," ibaresinin ve hükümden eşya müsaderesine ilişkin fıkra çıkarılarak yerine ''Ele geçen kaçak eşyanın, 5607 sayılı

Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereğince müsaderesine'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.04.2024 tarihinde karar verildi.