Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve hükümsüzlük davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tescilli “...” ibareli markalarının bulunduğunu, bu ibarenin dünyanın birçok ülkesinde de tescilli olduğunu, davalı şirketin 05. sınıf mallar üzerinde tescil ettirmek üzere “... Cold & Flu” ibaresi için yaptığı marka başvurusuna yönelik itirazlarının YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa markalar arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, markaların kapsamındaki mallar yönünden de ayniyet/benzerliğin söz konusu olduğunu, başvuru kötü niyetli olup davalı şirketin müvekkilinin markaları üzerinden haksız kazanç sağlamayı amaçladığını ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve tescil edilmesi halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin marka başvurusu ile davacının “...” ibareli markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduklarını, her iki ilacın etken maddesinin “ibuprofen” olduğunu, markaları taşıyan ilaçlar reçete ile satıldıklarından bilinçli tüketici kitlesi nedeniyle karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, marka başvurusunun müvekkilinin 2012/17264 sayılı “...” ibareli markasına istinaden gerçekleştirildiğini, davacının bu markaya 5 yıl boyunca sessiz kaldığını, müvekkilinin, ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini pek çok markasında tercih ettiğini, bu ibarenin şirketin İstanbul Ticaret Odasına tescil edildiği 1974 yılından beri kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları kapsamındaki emtialarının benzer oldukları, 05. sınıftaki emtialar bakımından (reçetesiz dahi olsa) nihai kullanıcıların yüksek düzeyde bilinç dikkat ve özene sahip oldukları, davalı markasının davalının ticaret unvanının kılavuz unsuru olan “...” ve “ibuprofen” etken maddesine atfen “FEN-ROFEN” ibarelerinin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulduğu, tüketicilerin davalı markasını “...” ticaret unvanı ile ilişkilendirecekleri, kaldı ki davalının zaten 2012/57092 sayısı ile “...” markasının tescil sahibi olduğu, “...” ibareli başka markaları da bulunan davalının seri marka yaratma çabasıyla hareket ettiği, bilinç düzeyi yüksek tüketicilerin markaları kolaylıkla ayırt edecekleri, markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şirketin kötü niyetli olarak müvekkilinin markalarına yakınlaşma çabası içinde olduğunu, müvekkili markasının “NU”, davalı markasının “O” hecesiyle başlamasının işitsel olarak bir fark yaratmadığını, markaların kompozisyon olarak da karıştırılacak derecede benzer olduklarını, dava konusu markanın tümden reddinin gerektiğini, markanın tescil edilmesi halinde müvekkili ile bağlantılı olduğu yanılgısını doğuracağını, davacının önceki “...” ibareli ilacının ağrı kesici/romatizma gideri krem olarak satışa sunulduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin "..." şeklindeki marka başvurusunun şirketin ticaret unvanının kılavuz unsuru olan "..." ibaresi ile "ibuprofen" etken maddesinden türetilerek oluşturulduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığı, davalının zaten 2012/57092 sayılı "..." ibareli markanın sahibi olduğu, kötü niyet iddiasının yerinde olmadığı, taraf markalarının farklı seslerle başladığı, ilgili tüketicilerin dikkat ve özen düzeyinin de nispeten yüksek olduğu, bu durum karşısında tüketicilerin markaların aynı etken maddeden üretilmiş farklı firmalara ait ilaçlara ilişkin olduğunu ayırt edebilecekleri, markalar arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacı vekili dava konusu markanın ürün ambalaj görsellerine dayalı olarak markaların kompozisyon olarak da karıştırılacak derecede benzer olduklarını iddia etmiş ise de, bu yöndeki bir iddianın iş bu davada tartışılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fırkası ve 9 uncu maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.