Davanın reddi

Taraflar arasındaki finansal kiralamadan kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 28.01.2016 tarih ve 65549 sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, Muğla İli, ... ilçesi, ... Mahallesi, .. mevkii, 165 Ada, 11-12-15 parsel numaralı taşınmazların 15.03.2021 tarihine kadar 63 ay süre ile müvekkili şirkete kiralandığını, Finansal Kiralama Sözleşmesinin 26.10.2017 tarihinde tadil edildiğini ve ödeme planındaki kira bedellerinin talebe göre yeniden revize edildiğini, sözleşmenin sona erme tarihinin de 01.09.2021 tarihine uzatıldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan 28.01.2016 tarihli 65549 numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kurulan Finansal Kiralama ilişkisinde, Finansal Kiralama Sözleşmesine konu taşınmazların imar uygulaması yapılabilmesi için davalıdan yetki talebinde bulunulduğunu, ancak davalı Şirket tarafından bu talebe olumsuz yanıt verildiğinden müvekkilinin krediyi erken kapatmak zorunda bırakıldığını, taraflar arasında 14.05.2018 tarihli yeni tadilat sözleşmesi yapılarak Finansal Kiralamaya konu 3 adet taşınmazın mülkiyetinin müvekkili şirkete devredildiğini, davalı tarafından, kira bedellerinin tamamının ya da bir kısmının tadilat sözleşmesi ile vadesinden öne çekilerek kira sözleşmesinin ödeme planına uyulmayarak kapatılması gerekçesiyle 17.05.2017 tarihinde, müvekkili şirketten KDV hariç 56.369,80 euro (296.995,56 TL) cezai şart adı altında haksız kesinti yapıldığını, haksız kesintinin iadesinin Beyoğlu....Noterliğinin 24.07.2018 tarih ve 24332 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıdan talep edildiğini, ancak davalının kesintiyi iade etmediğini, Finansal Kiralama Sözleşmesinin Özel Şartlar başlıklı B) Ödeme Planı ve Uygulama Esasları maddesinde; “...Finansmanın erken kapatılması halinde Kiralayan’ın cezai şart namı altında bir tazminat ya da erken ödemeye rağmen faizleri tam olarak ödemekle mükellef olduğu...” düzenlemesi yer aldığını, ancak, taraflar arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesinde, cezai şart olarak ödenecek miktar veyahut bir oran bulunmadığı gibi, kredinin erken kapatılması nedeniyle, talep edilecek masraf ve komisyonun hangi oranlarda alınacağı veya hesap şekline dair bir düzenleme de bulunmadığını, Türk Bankacılık uygulamalarına bakıldığında kredi borcunun erken kapatılmasında alınan tazminat oranının yaklaşık %2 olduğu, (dava konusu olayda kredi miktarının da çok yüksek olduğu dikkate alındığında) bu oranı aşan oranların ise hak ve nesafet ilkelerine aykırılık teşkil ettiği Yargıtay içtihatlarında belirli olduğunu, huzurdaki dava konusu kredinin kapatılması esasında müvekkilinin kira anapara tutarı olarak 4.362.781,45 TL, cezai şart olarak ise 296.995,56 TL ödendiğini, müvekkilinden yaklaşık %6,80 gibi çok yüksek bir oran üzerinden cezai şart adı altında kesinti yapılmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen cezai şartın davalıdan temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olmadığını, finansal kiralama sözleşmesinin finansal kiracının talebi ile 26.10.2017 tarihinde akdedilmiş olan tadilat sözleşmesi ile tadil edildiği ve ödeme planındaki kira bedellerinin talebe göre yeniden revize edildiğini, sözleşmenin sona erme tarihinin de 01.09.2021 tarihine kadar uzatıldığını, daha sonra ise davacının da belirttiği gibi finansal kiracının mevcut ödeme planı geçerli iken 01.09.2021 tarihine kadar işbu sözleşme devam edecekken ve 970.263,90 euro kira ödemesi normal ödeme şartlarında şirketlerine yapılacakken davacı firma tarafından erken kapama yapılmasının şirketlerinden talep edildiğini, şirketlerinin davacı şirkete kiralama sözleşmesi kapama rakamlarını 10.05.2018 tarihli resmi yazı ile bildirdiğini, mevcut rakamların kabul edilmesi üzerine davacının, Burgan Finansal Kiralama A.Ş. ile yeni ve ticari anlamda kendi için daha uygun oranlı bir finansal kiralama sözleşmesi akdetdiğini ve oradan gelen 901.871,00 euro tutar ile şirketlerinin riskinin kapatıldığını, akabinde 14.05.2018 tarihli yeni bir tadilat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin mülkiyet devir satış tarihinin 01.09.2021 tarihinden 16.05.2018 tarihi olarak revize edildiğini, 23.05.2018 tarihinde de Bodrum Tapu Sicil Müdürlüğünde satış işlemleri tamamlanarak mülkiyetin davacı şirkete yapıldığını, davacı kiracının ticari bir şirket olduğu ve tüm yaptığı işlemlerde basiretli ve özenli davranması gerektiğini, şirketlerinin Tüketici Kanunu’na tabi bir şirket olmadığını, aynı şekilde davacının tacir olduğunu, aralarındaki finansal kiralama sözleşmesinin tarafları bağladığını, 28.01.2016 tarih, 65549 sözleşme numaralı Finansal kiralama sözleşmesi akdedilmesi öncesi 25.01.2016 tarihli “sözleşme öncesi bilgilendirme formu” ile de tüm finansal kiralama sözleşmesi hükümlerini tacir olarak inceleme imkanının kendilerine verildiğini, aynı formun 36 ncı maddesi hükmüne göre de kira bedellerinin zamanından önce kapatılması durumunda finansman borcundan indirim yapılamayacağının ve gerekçelerinin kiracıya usulüne uygun olarak ifade edildiğini, tarafların akdedilen finansal kiralama sözleşmelerinde, erken kapama yapma talebi sebebiyle ne kadar Erken Kapama Cezası ödeyeceklerini kararlaştırıklarını, bu kapsamda kiracı davacının bunu kabul ederek finansal kiralama sözleşmesini imzaladığını, bu ödeme sebebiyle şirketlerini aynı zamanda ibra ettiğini, şirketleri ile davacı arasında akdedilmiş olan en son 14.05.2018 tarihli tadilat sözleşmesinin 2 nci madde hükmünün de açık ve tarafları bağlayıcı ve şirketlerini açıkça “ibra” niteliğinde olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 14.05.2018 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesine Ek Finansal Kiralama Tadilat Sözleşmesinde davacının KDV hariç 56.369,80 euro cezai şart adı altında ödeme yapmayı, yapılan ödeme ile ilgili olarak kiralayanı ibra ettiği anlaşılmakla, davalının uyguladığı cezai şartın taraflar arasındaki sözleşme ve hukuka uygun olduğu kanaatine varılmakla ve belirtildiği üzere davacı tarafın davalıyı bu hususta ibra ettiği dikkate alındığında davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiş ayrıca gerekçede belirtilen cezai şart nedeniyle davalının ibra edildiği hususunun hatalı olduğunu, söz konusu ibranın geçerli olmadığını, davalının hukuki dayanağı olmayan bir kesintiyi müvekkilini içinde bulunduğu durumdan faydalanarak yaptığını, sözleşmenin ek-1 özel şartlar başlıklı B) ödeme planı ve uygulama esasları maddesinde erken kapama halinde kiralayanın cezai şartnamı altında bir tazminat ya da erken ödemeye rağmen faizlerin tam olarak ödemekle mükellef olduğu şeklinde bir düzenleme mevcut ise de sözleşmede cezai şart miktarı ya da bir oran bulunmadığı, talep edilecek masraf ve komisyonun hangi oranlarda alınacağı veya hesap şekline dair bir düzenleme de bulunmadığını, bu nedenle davanın ahdevefa ilkesine aykırılık oluşturmadığını, davalının sözleşmede bulunmayan bir hususta BK 23 üncü maddesine göre işlem yapılmasını istediğini, sözleşmede erken ödemeye ilişkin hesaplama ve cezai şart oranı ya da miktarı bulunmadığını, Borçlar Kanunu'nun 23 üncü maddesinde açık ve net olmayan hususların düzenleyen aleyhine yorumlanacağının hüküm altına alındığını, bu nedenle mahkemeden hak nesafete uygun bir hesaplama yapılmasını istediklerini, erken ödeme halinde sözleşmede oran bulunmaması hususunda bilirkişinin hiçbir değerlendirme yapmadığını, kesintinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dolayısıyla ibra ile böyle bir kesintinin geçerli hale gelmeyeceğini, ibranın karşılıksız olmasının Türk hukukunda kabul edilmediğini, ibra ile cezai şarta yasallık kazandırılamayacağını, itirazlarının dikkate alınmadığını, faiz oranlarına bakıldığında, 2016 yılından bu tarafa devamlı arttığını, bilirkişi raporundaki hesaplamaya dayalı olmayan bu konudaki tespitlerin yerinde olmadığını, müvekkilinin tacir olmasının genel işler şartlarını ihtiva eden bir tip sözleşmeden doğan haksız şartlara katlanmasını gerektirmediğini, davalı vekilinin erken kapama halinde davacının indirim uygulamayacağını bildiğine dair savunmasının mahkemeyi yanıltıcı nitelikte olduğunu, bir kısım bankaların sözleşmelerde erken ödeme halinde yapılacak uygulamaları ayrıntılı olarak sözleşmelerde belirttiğini, bilirkişi raporunda imar uygulaması nedeniyle davalıdan yetki talebinde bulunulduğu ve bu talebin reddedildiğine dair bir delil bulunmadığı belirtilmiş ise de bunun şubedeki personel tarafından bilindiğini, kaldı ki borçlar kanunun 19. ve 20. maddeleri genel hukuk kuralı dikkate alındığında yüksek cezai şartın indirilmesi gerektiğini, Türk Bankacılık uygulamasındaki erken kapatma uygulamasındaki oranın yaklaşık %2 olduğunu, bu tür davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/8759 E.- 2017/6377 K., 2016/12794 E.-2017/6290 K. ve 2015/8367 E.-2016/3129 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere emsal oran araştırılması yapılması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1.Taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin 16 ncı maddesinde erken kapama halinde davacı kiracının kira bedellerinin tamamını ya da bir kısmını vadesinden önce toplu ödemesi halinde ödeme planında kalan süreye ilişkin kira bedellerinin ödeme planında yer alan tutarlarda aynen, peşinen ve nakden ödeyeceğini, herhangi bir indirim talebinde bulunmayacağını kabul ettiği görüldüğü,

2.Taraflar arasındaki 14.05.2018 tarihli finansal kiralama sözleşmesine ek tadilat sözleşmesinde davacı kiracının 56.369,80 euro cezai şart altında ödeme yapmayı ve bu ödeme ile ilgili olarak davalı kiralayanı ibra ettiği anlaşıldığı,

3.Öte yandan yargılama sırasında alınan kök bilirkişi raporunda dava konusu sözleşmenin erken kapatılması nedeniyle davalının 68.392,90 euro bir faiz kaybına da razı olduğu görüldüğü,

4- Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede cezai şart ile ilişkili olarak bir oran ön görülmemiş ise de davacının söz konusu cezai şartı ödemeyi kabul ettiği ve bu ödeme nedeniyle de davalıyı ibra ettiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Nitekim benzer davalarda da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulaması bu yönde (Bknz: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2524E.-2019/3987K.; 2020/8024 E.-2022/4905 K.) olduğundan davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, finansal kiralamadan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.