Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tapusuz taşınmazın davacı adına tescili talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı ... İdaresi, davalı Hazine ve Karacabey Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davalı ... İdaresi, davalı Hazine ve Karacabey Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1,3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen, zilyetlik yoluyla olağanüstü zamanaşımına dayanan tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1975 yılında başlanan ve 24.09.1976 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3-Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanunla (1744 sayılı Kanun)
değişik 2 inci madde uygulaması, 1989 yılında başlanan ve 07.10.1989 tarihinde kesinleşen sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması ve aplikasyon çalışmaları ile 2010 yılında yapılıp kesinleşen 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi çalışması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 14.10.1971 tarihinde kesinleşmiş ve davalı taşınmaz tespit dışı bırakılmıştır.

Davacı dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarındaki beyanlarıyla özetle; kadastro çalışmaları sonucunda tespit harici bırakılan Kurşunlu Köyü Köyüstü Mevkii, kuzeyi ..., doğusu ... ve yol, güneyi ..., batısı ... olan tahmini 350 m²'lik yeri 25 yıldan fazla zamandır kullandığını ve üzerine ev yaptığını belirterek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca taşınmazın kendisinin adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne dair karar verilmiş, verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2017/6367 Esas, 2019/7460 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; bozma ilamı doğrultusunda Bursa Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmış, Karacabey Belediyesine müzekkere yazılarak gelen yazı cevabında taşınmazın imar planı kapsamında olmadığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmaza orman sınır noktaları ve orman tahdit haritası uygulandığında 2B maddesi gereğince Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışına çıkılan yerlerden olmadığı, dosyada bulunan hava fotoğrafları ve memleket haritası incelendiğinde 1957 yılındaki hava fotoğraflarında taşınmazın yeşil renge boyanmış üzüm bağı ve zeytinlik rumuzuyla işaretlenmiş orman sayılmayan yer olduğu, taşınmazın toprağının tarım toprağı kıriterlerini taşıdığı, orman mühendisi bilirkişinin de bulunduğu, heyet tarafından yapılan tespite göre taşınmazın orman sayılmayan yer olduğu, dosyada bulunan tanık anlatımları ve bilirkişi raporu incelendiğinde; davacının taşınmazı ... 'den aldığı 20 yılı aşkın ev ve atölye yapmak suretiyle malik ve zilyet sıfatıyla kullandığı, aynı çalışma bölgesinde davacı tarafça senetsizden iktisap edilen başkaca taşınmaz olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir.

Davalı ... İdaresi vekili; "... davaya konu olan yer ve parsel orman arazisidir. Dava konusu taşınmazın tamamı 1944 tarihili orman tahdit haritaslna göre orman arazisidir. Anılan yer orman vasfına sahip olup mevzuatımıza göre özel mülkiyete konu olamaz, bu arazilerin mülkiyeti tapu, imar ve ihya, zilyetlik ve zamanaşımı ile kazanılamaz, verilen karar hukuka aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla, davalı ... Başkanlığı vekili; "karara esas alınan bilirkişi raporunun yeterli teknik inceleme içermediğinden rapora dayanarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği" iddialarıyla davalı ... vekili; "davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği" sebebiyle, davalı Hazine vekili; "davalı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olması; orman içi açıklık mera yaylak ya da kışlak niteliğinde olmaması gerekir. Davalı taşınmazların sınırlarında komşu gayrı sabit hudutlu tescil harici bırakılmış taşınmazların olduğu açıktır. Davalı taşınmazlar ilk tesis Kadastrosunda tescil harici olarak tespit görmüştür. İşbu nizalı taşınmazların zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün değildir" sebebiyle İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Hüküm fıkrasında yollamada bulunulan 04.12.2013 havale tarihli Yargıtay bozma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 254,73m2 yüzölçümlü taşınmazın tesciline karar verilmişse de, hüküm infaza elverişli değildir. Bölgeye ait kadastro paftasında taşınmaz yeri gösterilmemiştir. Bu durumda öncelikle mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları keşif mahallinde dinlenilerek, taşınmazın yeri tam olarak belirlenecek ve dosya arasına birden fazla stereoskopik hava fotoğrafı getirilerek 3 boyutlu olarak stereoskopik aletle incelenerek NET-CAD ile çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın hava fotoğrafı ve memleket haritasındaki yeri duraksamaya yer vermeyecek şekilde gösterilmek üzere önceki bilirkişiler dışında belirlenecek jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden yeniden infaza elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bu yönüyle bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.