Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "... " ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından "..." ibareli markaya benzer olduğundan bahisle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 35. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, bu kısmi ret kararına karşı yaptıkları itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet marka arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kelime, tasarım ve görsel olarak birçok farklılık bulunduğunu, markanın kendine has ve özgün olduğunu, müvekkili markası olan "... " ibaresinin, yeşil zemin üzerine beyaz büyük "S" harfine birleşik olarak harfin altına ve üstüne zeytin ve zeytin yapraklarının eklenmesi ile oluşmuş özgün, tasarım "S" harfinin altına yine beyaz ve büyük harflerle "..." ibaresinin yazımından oluştuğu, taraf markalarının aynı tür hizmetleri kapsamadığını, müvekkili markasının yurt içinde ve yurt dışında tescilli, tanınmış ve kullanımı yaygın bir marka olduğunu ve müvekkilinin eskiye dayalı kullanım hakkı bulunduğunu, "..." ibaresinin 2015 yılından beri müvekkili adına tescili olduğunu, YİDK kararının bu sebeplerle yerinde olmadığını savunarak dava konusu YİDK kararının iptalini ve markanın tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun reddedildiği hizmetler redde mesnet markada aynen yer almakla birlikte marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzer olduğunu, redde mesnet markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen dava konusu başvuruda da yer aldığını, başvuruda yer alan diğer unsurların marka algısı yaratmadığını, genel görünümü değiştirmediğini, diğer taraftan markanın tescili talebi yönünden mahkemece olumlu ve olumsuz bir karar verilmediğini, bu talebin ayrıca değerlendirilip reddedilmesi ve bu talep yönünden müvekkili Kurum lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ibareler yönünden markalar arasındaki farklılıklar nedeniyle davacı markasıyla redde mesnet marka arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açıp açmayacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi koşullarının gerçekleşmediği, mahkemelere marka başvurusunun tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetkinin bulunmadığı, tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden bu talebin reddinin davalı yararına vekalet ücreti hükmedilmesini gerektirmediği, tescil istemi ile ilgili karar verilmemesi konusunda davacı yanca yapılmış bir istinaf başvurusunun da bulunmadığı ve davalı Kurumun bu yönden kararı istinaf etmesinde hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; marka ibarelerinin 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzer olduğunu, davacının zamansız olan tescil talebi hakkında hüküm kurulmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu hususun temyiz konusu yapılmasında müvekkilinin hukuki yararı bulunduğunu, tescil talebinin reddi ile Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davacının marka başvurusu ile redde mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzerlik bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.