Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; eğitim sektöründe "... KOLEJLERİ" olarak bilinip tanınan müvekkilinin 41. sınıf başta olmak üzere “...” esas unsurlu seri markalarının bulunduğunu, gerek ticaret unvanı gerekse tescilli markalarıyla “...” ibaresiyle özdeşleştiğini ve bu ibareyi taşıyan markaların tanınmış olduğunu, davalı şirketin “... KOLEJİ” ibaresi için yaptığı marka başvurusu üzerine müvekkilinin esas markası olan “... KOLEJİ” arasında bağlantı kurulması suretiyle iltibas oluşacağı gerekçesiyle yaptıkları itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa özgün olmayan ve müvekkilinin markasını taklit kastı taşıyan başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın ortalama tüketiciler nazarında iltibasa sebebiyet verecek derecede müvekkili markasına benzediğini, başvurunun 41. hizmet sınıfının da benzer olduğunu, tüketicilerin davalının markasının müvekkili şirkete ait olduğunu düşüneceğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline, davalının başvurusunun reddine ve tescil edilmiş olması halinde iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Şirket davaya cevap vermemiş, davalı şirket vekili bilahare verdiği dilekçe ile davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/73878 sayılı başvuru ile davacının önceki tarihli “...” ibareli markalarının 16 ve 41. sınıf emtialarda aynı, aynı tür ya da benzer emtiaları içerdikleri; ancak markaları oluşturan işaretlerin bütünsel anlamda ilgili tüketici nezdinde birbirleri ile iltibas ihtimaline neden olabilecek düzeyde benzer olarak algılanmayacakları, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı, taraf markaları benzer görülmediğinden davacı yanın “...” ibaresinin kullanımı nedeniyle anılan maddenin üçüncü fıkrası ya da ticaret unvanının varlığı nedeniyle altıncı fıkrası anlamında gerçek veya üstün hak sahipliği düzenlemelerine dayanmasının mümkün olmadığı, taraf markaları birbirine benzer görülmediğinden anılan maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarının şartlarının somut olayda oluşmadığı, kötü niyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait markanın müvekkiline ait markaya "K" harfi eklenmek suretiyle oluşturulduğunu ve müvekkilinin markasını çağrıştırdığını, benzerliğin 16 ve 41. sınıflar bakımından karıştırılmaya sebebiyet verecek düzeyde olduğunu, müvekkilinin markasının ülke sınırlarındaki tanınmışlık düzeyinin yadsınamayacak düzeyde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... KOLEJİ" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuru kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat düzeyleri yüksek bulunduğu gibi karşılaştırmaya esas markaların kısa markalar oldukları ve yapılacak küçük değişikliklerin dahi ayırt ediciliği sağlayacağı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre bu farklılaşmanın 16. sınıf kapsamındaki emtiaların tüketicileri yönünden de gerçekleştiği, davacı adına tescilli markaların tanınmış olduğu kanaatine varılması için yeterli delil sunulmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi bu durumun başvurunun tesciline engel olmayacağı, kötü niyetin ispatlanamadığı, davacının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinden farklı olduğu, kötü niyetin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.